14-15 Ocak 2017 gecesi – Telegramdan kaynaklı bir iç hesaplaşma

Zihin kontrolcülerin hipnoz ederek “Telegram yokmuş gibi, dinlenip takip edilmiyormuş gibi davran.” diye baskı yapıp ve eş zamanlı olarak yaptığı işkenceler, zihnime gönderdiği konuşmalar, çevredeki sesler ve semboller ile sürekli rahatsız etmesi devam ediyor. Bu metodun amacı; her iki düşüncenin de zihin kontrolcüler tarafından gönderildiğini fark etmeyen bir kişide gereksiz ve kuruntulu düşüncelere dalan kendisiymiş de yapması gereken, mantıklı olan şeyi kendi beceriksizliğinden dolayı yapamıyormuş gibi bir algı yaratmak. Hedefin özsaygısını, özgüvenini, muhakeme yeteneğini yok edip itibarsızlaştırmak ve tedavilik duruma sokmak…

Yaşadığım işkenceler sonucunda düştüğüm bir not:

Onlardan mı korkuyorum? Onların gördüğünü bildiğim yalnızlık halindeki düşüncelerimden mı kaçıyorum? Yoksa onları bahane ederek aklıma geleceğini düşündüğüm şeylerden mi kaçıyorum?

Bana “kapat, alış” demelerine rağmen,  denemek için tam buna yeltendiğimde seferber olmuşçasına varlıklarını belli ettiklerini biliyorum. O zaman neden kapat diyorlar? Neden aynı çeşitli şeyleri söylemeye devam ediyorlar? İşin özeti şu:

“Şimdiye kadar yaptıklarımızı sineye çekeceksin. Biz de bunun beyninde, yalnız olduğunu sandığın zamanlarda içinde patlamasını görüp daha da keyifleneceğiz. Sen hayatında bizler yokmuş gibi davranmaya başladığın anda biz hep kendimizi belli edeceğiz. Sen hepsini yutmaya devam edeceksin. Biz daha çok keyifleneceğiz. Neden? Çünkü bizi hep şımartmışlar. Bir insana canın ne istiyorsa yapmak bizim normal eğlence anlayışımız dahilinde olmuş hep… Psikopatça isteklerimiz için binleri işsiz bırakırız. On binlerin hayatını karartırız, onları oyuncak kobaylara çeviririz. Ucuzdan bir laboratuar malzemesi gibi kullanırız.

Kendi çocuklarımızı da en az bizim kadar şımartırız. Ama sıra hayatını mahvettiklerimizden birine geldiği zaman, hiçbir şeye aldırmadan önüne engeller koyarız. En basit istekleri, doğada bedavaya bulacakları temel insani ihtiyaçları için bile yıllarca çaba vermelerine sebep oluruz. Hem de klasik zenginlik/fakirlik mukadderatı sebebiyle dolaylı olarak değil, Bunu kendi ellerimizle bizzat biz, kendimiz yaparız. Bir de kurban her şeyin farkında olduğu halde zihin kontrol işkencesiyle ‘Bizi unut’ deyip ama her yerde gözükmeye ve işkence etmeye devam ederiz. Hayatımız boyunca yanından bile geçmediğimiz zorlukları onlara zevk alarak yaşatırız. Hem de bunları yaparken hiçbir mantıklı sebebimiz yoktur. Çünkü biz bazı sadist zevkleri ve ritüelleri olan hastalıklı sapkınlarız. Yaptıklarımız tamamen zevk içindir…”


Evet; yazarken ortalıkta kapatacak bir şey olmadığını,  kafamın içinde olmaları sebebiyle zihnimi onlar hakkındaki düşüncelerimi tam olarak muhakeme etmemi engelleyen sembollerden ve düşünmemem için yapılan işkencelerden kurtaramadığım için bu sıkıntıyı çektiğimi şu an yazarken fark ettim.

Artık geceleri düşündüğüm şey sizsiniz….

Diğer günlük yazılarına buraya tıklayarak tam liste halinde ulaşabilirsiniz.

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

About Feyyaz Yükselci 106 Articles
Elektronik Haberleşme Teknolojisi öğrencisiyim. 1993 doğumluyum. Maruz kaldığım telegram zihin kontrol işkencesini not aldığım günlükleri, araştırmaları Düşünce Polisi'nde yayınlıyorum ve diğer tüm zihin kontrol mağdurlarının çalışmalarını da paylaşıyorum. Sitedeki yazılardan telegram zihin kontrolünü ilk defa duyan birisi olarak rahatlıkla bilgi edinebilir, tüm gelişmeleri birincil kaynaktan takip edebilirsiniz. Telegram zihin kontrolü bir komplo teorisi değildir. Son derece yakınımızda olan bir insanlık suçudur. Elbet bir gün kanıtlanacaktır ve suçlular işlediklerinin hesabını verecektir.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*