Yaz ortasından bu yana yapılan zihin kontrol işkenceleri

Yaz aylarında internetten uzakta geçirdiğim 1-2 aylık süre boyunca telegram zihin kontrolü tüm hızıyla devam etti. PC başında bulunmasam da gerçekleşen olayları sürekli not aldım. Şimdi de insanları kobay olarak kullanan bu Nazi kılıklı leş doktorların yaptıklarını bir veritabanı olarak sunmaya devam ediyorum:

1 Temmuz 2017 

O’nunla ilgili olanlar başta olmak üzere saatler süren bir duygu nakli sonucunda panik atağa varabilecek derecede bir zihin kontrolü yaşadım. Gece neredeyse hiç uyuyamadım.

3 Temmuz 2017

Sokak müzisyenliği yaptığım olağan bir günde etrafımda telegram işkencecilerinin, her anımı takip edenlerin bulunduğuna dair tacizler, siviller aracılığıyla yapılan şeyler devam etti. Önüme atılan paranın miktarının 4, 7, 11, 19, 69, 41 gibi malum sayılardan ve zamanlamadan oluşmasından bahsetmiyorum. Bildiğiniz saat 16:41’de önünüzdeki paranın 19.70 TL olması gibi şeyler… Bu esnada birkaç kişi yanıma gelip kısa muhabbetler etti ama büyük ihtimalle normal insanlardı.

Yalnız ilginç bir olayı aktarmam lazım: Dinlenmek için oturduğum sırada yanıma takım elbiseli, ceketinde Türk bayrağı olan, 30’larında, sivri kunduralı, biraz ülkü ocaklarındaki tiplere benzeyen bir tip oturuverdi. “Sen bağlama mı çalıyorsun?” diye muhabbet kurdu. Biraz konuştuk. Trafik polisi olduğunu söyledi. Bu fahri rütbeli olanlardan. Serbest kıyafet giyebiliyormuş onlar. Bir de Pendik’e taa Beşiktaş/Levent karakolundan göndermişler onu.

Ama başından beri hareketleri ve söylemleri şüpheliydi. Ben de şüpheli de olsa muhabbet edecek polis bulmuşken güzel güzel muzdarip olduğum şeyleri, telefonlarımın dinlenmesini, zihin kontrolü diye bir şeyin olduğunu anlattım.

“Sicilin temiz mi?” diye sordu.

“Evet temiz.”…

“Yani ne bileyim devletimiz yanlış bir şey yapmaz.” gibi üstünkörü cevaplar verdi. Sanki sicilim temiz olmasa bile bırakın zihin kontrolünü, yasadışı dinlemeye dahi hakkı varmış gibi…

Neyse; Düşünce Polisi’ni, amacını söyledim. Mümkünse meslektaşlarına da bu vahim olaydan bahsetmesini rica ettim. Sonra oradan ayrıldı.

Gün boyu düşüncelerle, hayatla, O’nunla ilgili işkenceler devam etti. Evdeyken de işlerimle uğraşırken ya da film-dizi izlerken yapılan internet kesintileri, zihin kontrolünün yeni başladığı zamanlardaki gibi sıklaştı. Bu kesintiler filmdeki sahnelere, repliklere, hatta yazı yazarken kurduğum cümlenin bitişine kadar, saniyesi saniyesine manidar zamanlarda oluyor. Hatta Düşünce Polisi’ne yazacağım sırada, ya da yoğun bir gün sonrası bir bölümcük dizi izleyip zihnimi rahatlatacağım zamanlarda internetin 1 saat kesildiği oluyor. Geçtiğimiz haftalarda modemi değiştirdik. Bu manidar kesintiler sadece birkaç saniyelik duraklamalara dönüştü. Film izleyeceğim zaman 1-2 kere doğrudan sitenin server’ı yavaşlatılarak kesinti yapıldı o kadar.

Yani eğer kendiniz modifiye edemiyorsanız teknik donanımınız mümkün olduğunca yeni olsun. Tabii gidip iphone’a para bayılmayın da; eski açıkları kapanmış yeni ürünler istedikleri gibi kesinti ve taciz yapma yüzdelerini azaltıyor.

Eskiden 1 saati bulan, şimdi arada sırada olan bu kesintilerin tesadüf olmayan, tıpkı “Zihin kontrolünü nasıl fark ettim?” yazısında yazdığım gibi zamanlamalı tacizler olduğunu tekrar belirtiyorum. Elektrik kesintisi de dahil olmak üzere bunları yapabiliyorlar… Elektrik kesintilerinden anlık voltaj düşmelerinden bahsetmedim bile…

5 Temmuz 2017

Bugünlerde daha önce birkaç rastladığım bir metodu bana tekrar yaşattılar. Zihin kontrolü ile hareketleriniz kısmen manipüle edilebiliyorlar. Nişan alma, atış yapma gibi aktiviteler sırasında dikkatinizi dağıtıp isabetsiz sonuçlar almanızı ya da tam tersini sağlayabiliyorlar.

Kendi kendime basketbol oynayıp atış yaptığım günlerde zihin kontrolü başladığı vakitlerde yapılan manipülasyonlarla hem çok kötü atış yaptığım, hem de kötü olduğunu atarken hissettiğim atışların deliksiz girdiği anlar oldu.

Yanlış anlaşılmasını istemem: Zihin kontrolüyle hareketlerinizi anlık olarak kontrol etmeleri, iradenizi ve kişiliğinizi kontrol aldıkları anlamına gelmiyor. Daha önce bahsettiğim bir örnek vardı: Masanızdan kalkıp mutfağa Nescafe yapmak için gidip ısıtıcının düğmesine bastınız diyelim. Su ısınana kadar başka şeylerle uğraşıyorsunuz. Fakat bu esnada sizi etkileyecek şekilde yaptıkları duygu manipülasyonları, daha önemli düşüncelerin aktarılması gibi unsurlarla size ısıtıcıda bir su olduğunu unutturuyorlar. Hatta kahve koymak için de mutfağa geldiğinizi, tipik dalgınlık durumuna benzer şekilde unutuyorsunuz. Bunu daha başka eylemlere uyarlarsak işlerinizi aynı şekilde aksatıp, kader çizgisini istedikleri gibi manipüle edebiliyorlar. Aynı şekilde atış yaparken de çevredeki bir şeye bilinçaltınızın dikkatini çekebilirler, sizi o saniyelik konstantrasyondan çıkarabilirler, vs. vs.

İşin özeti: BEYNİNİZDE GÜNDEM DEĞİŞTİRİRLER VE O SIRADA YAPMAKTA OLDUĞUNUZ İŞİ UNUTVERİRSİNİZŞİMDİYE ODAKLANABİLDİĞİNİZ ÖLÇÜDE BU MANİPÜLASYONDAN KURTULMANIZ MÜMKÜNDÜR.

Fakat atış becerisi gibi şeylerin işin içine girdiği daha hassas meseleleri düşünürsek, canlı yayın maçlarında başıma gelen zihin kontrolünü hatırlatırsam; spor müsabaklarında meydana gelen manipülasyonlar hakkında tahmin dahi yürütmek istemiyorum...

6 Temmuz 2017

Bugün adeta iş yaptırtmama günüydü. Sabah uyandığım andan itibaren şiddetli baş ağrısı, kaşıntı, ağrı saplanması, dikkat dağıtma, gürültü seferberliği, internet kesintisi, angarya işlerin arka arkaya sıralanarak dikkatimin dağıtılması, alakasız şeyleri voice to skull yoluyla hatırlatılması gibi yöntemler aynı anda uygulanarak tökezleme çalışmaları yapıldı.

Bir de bağlama çalarken 20 yaşlarında bir çocuk yanıma geldi. Liseden ve hala görüştüğüm yakın bir arakadaşıma çok benziyordu. Islıkçı olduğu barizdi. Çalarken oturduğum yerden 5 m’lik bir çeber çizip, yaklaşık bir saat boyunca bu çaptan hiç ayrılmadı. Benimle hiç göz teması kurmadı. Öyle yanımda, sınavda başınıza dikilen öğretmenler gibi bekledi. Sonra selam verdi, bağlamayla bir iki türkü çaldı, nerelisin, ne iş yapıyorsun, vs. muhabbeti. Belalılarının olduğunu, İstanbul’da gizli gizli yaşadığını falan söyledi. Ben de başıma gelen olayları anlattım. Siteden bahsettim. Arkadaşı aradı ve ayrılması gerektiğini söyledi. Ben de tam o sırada işimi bitirmiştim. Yol ayrımında çaktırmadan baktım, acele acele gittikten sonra uzun süre metroya binmedi. Durağın oradan ayrılıp etrafta avare avare dolaşmaya başladı.

7 Temmuz 2017

Bugün hava olaylarının kontrolüne yönelik birçok taciz oldu. Güneşin önüne bulutun geçeceği zamanı ayarlanması, çevredeki köpekler ve diğer hayvanlar aracılığıyla yapılanlar, rüzgar şiddetinin azalıp artması gibi şeyler…

Bir de bağlama çalarken önümden geçen adamın bir 2-3 metre ilerledikten sonra aniden dönüp fotoğrafımı çekti. Ben işime devam ederken zihnimde “Nasıl oluyormuş?” diye bir ses yankılandı. Beni takip eden arabanın fotoğrafını koyduğum yazıya bir gönderme olarak misilleme yapmışlar, FİŞLEMİŞLER… Fişlenmedik neremiz kaldıysa…

Temmuz-Ağustos arası

Yaklaşık 10 Temmuz ile Ağsutos ayının başı arasında yaptığım tatilde çıktım dolaştım. Kendimi müziğe, kitaba verdim. Bilgisayarlardan, elektromanyetik kirlilik yaratacak şeylerden uzak durdum. Gönlümce içtim, sayfalarca yazdım, Terabaytlarca düşündüm… “Zihin kontrolünü nasıl fark ettim?” yazısı da bu dinlenme döneminin bir ürünü.

Bu dinlenme döneminde çok ilginç şeyler oldu. Bildiğim haliyle neredeyse 2 senedir hayatımın içine eden, işkence eden zihin kontrolcüler bana çok iyi davrandı. Daha önce sinirlendirmek için, çalışmama engel olmak için yaptıkları tacizleri, kulak uğultusunu, baş ağrısını neredeyse hiç yapmadılar. Kuş gibiydim ve düşünmeme izin verdiler. İlerleyen günlerde zihnimde yapılan konuşmalarda bunun bir nevi ateşkes olduğunu, ciddiye alır bir şekilde bir şeyler anlatmaya çalıştıklarını söylediler. Önceden sadece sembollerle yaptıkları ve son derece sinir bozucu saldırılar yerine sanki karşımda duyguları, kişiliği olan gerçek bir insan varmış gibi yapılan konuşmalarla beynim epey yatıştı. Bu inziva sırasında söyledikleri başlıca şeylerden bazıları şu:

Bize karışma, kendine hayat kur, deney yapmamıza müsaade et gibi geyikler bitti.

Yaptıklarından hareketle seni bir isyancı olarak tanıyoruz ve buna göre konuşuyoruz.” (Hem saygı, hem olası zorbalıklar ve tehditler açısından)

Seni hafife aldık.

“Görüşlerinin pek çok tabuyu yıkması ve maddi bir dayanağının olmaması sebebiyle bize ses çıkarmayacağını, seni devşirme yapabileceğimizi düşündük.” (Devşirme= köpekleri, domuzları)

“Sert kayaya çarptığımızı hafiften kabul ediyoruz.”

“Gelecekteki faaliyetlerinden ötürü endişeliyiz. Bizi yakalayabilirsin, bu mümkün…”

“Şu anki mahreminle, özel hayatınla, anılarınla, O’nunla ilgili yaptıklarımızdan ötürü elimizden özür dilemekten başka bir şey gelmiyor. Geleceksin hakkını alacaksın. Yapacak bir şey yok… Herkese uygulanmaya devam ediyor. O konuda da bir şey yapamayız…”

Adeta gönül alma dönemi, ateşkes görüşmesi gibi olan bu periyottan sonra işkencenin ve tacizlerin metodu biraz daha değişmekle beraber tüm şiddetiyle devam etmeye başladı. Şu an bile biraz daha ürkekçe, biraz daha “Acaba bi saldırsak mı?” şeklinde tavır takındıklarını hissedebiliyorum. Zaten şiddetli olduğu zamanlarda yedikleri küfürler şimdilik epey yeter onlara..:)

7 Ağustos 2017

Birkaç haftalık toplanma sürecinden sonra sıkı çalışmaya başladım. Çalışmalar sırasında zihnime arka arkaya yolladıkları fikirlerle cümlelerin akışını bozmaya, üzerinde çalıştığım şeye yönelik konstantrasyonumu bozmaya çalışıyorlar. Yapacağım şeyleri unutturup kafamı karıştırıyorlar.

Çok yoğun olan saldırılardan biri de duygu nakliydi. Sürekli yaptıkları duygu nakliyle çalışırken durduk yere gelen üzüntü, aşırı mutluluk, haz, depresiflik gibi hislerle uğraşmak zorunda kalıyorum. Ayrı bir başlık olarak elimden geldiğince duygu naklinin teknik sürecini de anlatacağım.

Ayrıca aklıma soktukları çeşitli düşüncelerle beni yolumdan saptırmayı pek çok kez denediler. Bu işten vazgeç, diğer yapmak istediklerin neyse onları yap. Seni rahat bırakırız. Hatta önünü açarız, seni istediğin alanda başarılı yaparız. Zengin olursun. Hatta ve hatta bu işi spekülasyon ve bilgi kirliliğine dönüştür. Somut adım atma. Böyle geçinip gidelim gibi zehirli, bütün iğrençliklerini barındıran düşüncelerle aklımı çelmeye çalıştılar.

Yatmadan önceki saatlerde O’nun, diğer anıların ön planda olduğu voice to skull tacizler yoğun bir şekilde gerçekleşti. Ayrıca bütün bir hayat olarak 16-22 yaşları arasında yaşadığım şeyleri, o zamanki zihniyetimi, bakış açımı, duygularımı benimle tekrar yüzlştirerek deneyler yapmaya çalışıyorlar.

8 Ağustos 2017

Bugün bir mağdur arkadaşla daha görüştüm. Üzerindeki psikolojik işkenceleri, hatta malum yollarla oluşan kızarıklık, yanıkları gösterdi. Uzun yıllardır bu işkenceyi çeken ve telegramcılarla görülecek hesapta en büyük hakka sahip olanlardan birisi. İlerleyen zamanlarda beraber büyük adımlar atmamız dileğiyle..

Onun dışında rutin işkenceler devam etti.

9 Ağustos 2017

Bugünler Türkiye’den ve yurt dışından mağdurlar ile yapılan görüşmeler ile geçti. Mağdurlarda görülen saç dökülmesi, diş sağlığının bozulması, vücutta elektromanyetik etkiyle etkiyle meydana gelen ağrı, kaşıntı ve iç hastalıklar, hatta kanser gibi sonuçlara dikkatimi çekerek korku yaratmaya çalıştılar.

Evet, daha önce bahsettiğim gibi bu, zihin kontrol uygulamalarının olağan bir sonucu sevgili okurlar… Tüm insanlara uyguladıkları zihin kontrolü sebebiyle dünya üzerinde yüzlerce, belki de binlerce insan çeşitli sağlık sorunlarıyla boğuştu, hala boğuşuyor. Beyin kimyasının bozulmasından dolayı psikiyatri kliniklerinde kişilik bozukluğu teşhisi kondu. Hatta kanser olarak adım adım, acı çeke çeke vefat etti. Üstelik sonraki günlerde artık bunun dozunu bilinçli olarak ayarlayabildiklerini, hedef kişide nokta atışı işe istenen rahatsızlığı yaratabildiklerini de söylediler. Bu sadistleri ifşa etmekteki, bütün mağdurlarla birlik olup beraber dayanma gücü bulmadaki isteğim birkaç kat daha arttı.

Üzerimde geçmişten kalan belirtilerden sadece yüksek numaralı göz bozukluğu var. Büyük ihtimalle erken yaşlarda maruz kaldığım zihin kontrol dalgalarından sebebiyle oldu. Gerisi için ne diyelim.. Zaten özgür değiliz, zaten birer oyuncağız. Bari bunu bozma yolunda sadakamız olsun. Atın ölümü arpadan olsun..:)

Bunun dışında çalışırken yaptıkları bilindik dikkat dağıtma, yorma, motivasyon düşürme gibi tacizler oldu.

11 Ağustos 2017

2 gün boyunca bilindik tacizler ve yoğun rüya manipülasyonlarıyla geçti. Bu yapay rüyaları uyanınca hatırlayacağım ve hatırlamayacağım şekilde ayarlayabiliyorlar. Ayrıca yaptığım bir denemeyi de aktarayım:

Birkaç mağdurdan odada bulunan elektronik cihazların, odaya gelen wi-fi ve telefon sinyallerinin işkencenin dozunu arttırdığına dair bir şey duydum. İki günlüğüne geceleri telefonu kapattım. Bütün her şeyi fişten çektim. Salondaki modemi bile kapattım. Yatmadan 2 saat öncesinden kitap okudum, elektroniklere bakmadım. Fakat net hatırlayacağım cinsten yapay rüyalar bu iki gün boyunca gerçekleşti. Yani mevzunun çevremizdeki elektroniklerle alakası yok. Beynimizle bu o. evlatlarının artık uydusu mudur, merkezi midir, doğrudan kurulan bağlantıyla kuruluyor. Yanınızda elektronik olmasa bile her türlü yapmak istediklerini yaparlar…

Ayrıca; birkaç aydır web sitesi, youtube, çevre yoluyla yürütülen faaliyetlerden epey çekindiklerini belli eden bazı imalarla da karşılaştım. İma diyorum, çünkü bu şımarık sadistler Cumhurbaşkanından bile korkmazlar ya, sıradan bir zihin kontrol mağduruna bunu açık açık söylemeye yemez tabi.. Ama durum bu dostlar; biz ne kadar çok bu olay hakkında konuşursak, ne kadar çok açık açık herkese anlatmaktan çekinmezsek, o oranda çekiniyorlar, KORKUYORLAR. Sessiz kalmanız bir şey değiştirmez. Unutmayın, sırf canları sıkıldığı için sizi tek bir tuşla ÖLDÜREBİLİRLER… Kaybedecek hiçbir şeyiniz yok.

Bunların dışında O’nun da zihninin kontrol altında olduğunu, her insan gibi aynı şeylere maruz kaldığını ima edip hatırlatan saldırılar özellikle boş zamanlarımda, yatmadan önce geçirdiğim birkaç sakin saatte durmaksızın devam etti.

14-15 Ağustos 2017

Bugünler rutin tacizler, bütün sevdiklerimin de aynı etki altında olduklarına, onların da hasta edilebileceğine, hatta öldürülebileceğine dair imalarla devam etti.

21-22-23 Ağustos 2017

Bugünler dışarıdaki yapay kader unsurlarıyla, çalışırken dikkat dağıtma gibi it dalaşıyla geçen günlerdi.

4 Eylül 2017

Zihin kontrolünün etkisini azaltabilmek adına sağlığıma daha da dikkat etmeye başladım. Sigarayı azalttım. Bazen günde 1-2 tane içtiğim bile oluyor. Bu esnada tabii ki size 100 kat şiddetli bir sigara isteğinin nakledilmesi, sigara içmenizi istetecek sinir bozucu durumların yaratılması gibi saldırılar oluyor. Biliyorsunuz; eskilerden var olan ve yaşadığınız bir hissiyatı yapay olarak size nakledebiliyorlar arkadaşlar.

 Ayrıca; sigara zihninizi tam olarak zihin kontrolcülerin istediği kıvama sokan, sizi her türlü saldırıya karşı zayıflatan ve uyuşturan bir şey. Bir paket içiyorsanız, bir iki gün hiç değilse 15 taneye düşürün. Aradaki farkı kendiniz de gözlemleyeceksiniz. Zihin kontrolüne karşı durmakta en önemli etken sağlıklı ve dingin bir insan olmak.

Bunun dışında olağan işkenceler devam ediyor. Fakat dikkat çeken bir şey daha var:

Önceden bahsetmeye değer görmediğim baş ve diş ağrısı, anlık ağrı saplanması, yorgunluk hissi gibi şeylerde gözle görülür artış oldu. Psikolojik işkencelerle birlikte bundan sonra fiziksel olarak daha çok dalmaya başlayacaklar galiba. Hadi hayırlısı…

Psikolojik yönü ise düzeltmeye yönelik girişimler var. Evet, hem ilgin. hem de tarafsız bilgi prensibi gereği bunu da yazayım. Çalışırken, dinlenirken arada sırada yaptıkları resimli, sesli voice to skullar’da caps benzeri komik şeyler kullanarak sizi güldürecek şeyler yapıyorlar. Bir de bunlar sizi sinir krizine sokacak derecede bilinçaltını etkileyen sembollerden oluştuğu için sizi sinirlendirdikleri sembollerle aynı oranda kendinizi mutlu hissediyorsunuz…

Ama tabii diğer tehditlere kıyasla %1’lik bir kısmı oluşturuyor. Ama bu; yapılan faaliyetlerin işe yaradığını, geri çekilirken arada sırada oyalama niyetine attıkları bombalar eşliğinde durumu düzelteceklerini işaret ediyor. Tekrar ediyorum:

İŞKENCE ÇEKTİĞİNİZİ YAKINLARINIZDAN BAŞLAYARAK KAMUYA, İLK DEFA TANIŞTIĞINIZ İNSANLARA AÇIK BİR ŞEKİLDE SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEYİN. BİLGİ YAYILDIKÇA İŞLERİ ZORLAŞIYOR. ZİHİN KONTROLÜNDEN HABERDAR OLAN DAHA ÇOK BEYİNLE VE FAALİYETLE UĞRAŞMAK ZORUNDA KALIYORLAR…. AYRICA HABERDAR OLMAYAN YAKINLARINIZ SİZİ YEMİYORLAR, İRTİBATI KOPARMAK İSTEMİYORLAR ARKADAŞLAR. İLK DEFA DUYDUKLARI BÖYLE BİR OLAY KARŞISINDA NE YAPABİLECEKLERİNİ, NASIL YARDIMCI OLABİLECEKLERİNİ SORUYORLAR. İNSANLARA GÜVENİN…;)

 

 

 

 

ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

Konuyla ilgili diğer yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *