Telegram zihin kontrolüyle hafızanıza, anılarınıza nasıl ulaşılır?

Telegram zihin kontrolü ile insan vücudu üzerinde yaratılan etkilerden, belli başlı belirtilerden bahsetmiştik. Belirtiler genelde ağrı, kaşıntı, uykusuzluk, sürekli yorgunluk gibi fiziksel saldırılar ve zihne doğrudan gönderilen sesler, çevrede çevrilen tiyatrolarla yapılan akıl oyunları ve rüya manipülasyonları aracılığıyla yapılan beyinsel saldırılar olarak ikiye ayrılabilir durumdadır. Bu saldırılarla mağdurlar organize ve sinsi bir şekilde kapana kıstırılı, işkenceye maruz bırakılır. Ayrıntılı bilgi için “Telegram işkencesi nedir?” “Telegramın fiziksel belirtileri nelerdir?” gibi yazıları okuyabilirsiniz.

Bütün bunların dışında zihin kontrolünün gerçekleştirebildiği, zaman zaman gözden kaçan bir unsur daha vardır: Anılarınıza ve hafızanıza ulaşmak. Anılarınızı tıpkı bir video download eder gibi depolamak ve istendiği zaman sizlere sunmak… Zihin kontrol işkencesinin psikolojik boyutunu oluşturan bu unsur; hem teknolojinin ulaştığı boyutların ürkütücülüğünü gözler önüne sermekte, hem de mağdurların hafıza merkezini dosya indirilebilen bir video bulutuna çevirmektedir.

Başlıca zihin kontrol mağdurlarının kitaplarına baktığımız zaman bundan bahsettiklerini görürüz. Mesela Salih Mirzabeyoğlu, ” telegramcıların kendi hafızasındaki her şeye ulaşabildiklerini “Telegram-Zihin Kontrolü” adlı eserinde belirtmiştir. İşkencecilerin bunları ileride şantaj olabilecek verilerin, kişinin karakter analizinin ve zaaflarınn depolanması babında “Çöp sayımı” olarak nitelendirdiklerini dahi söylemiştir. Aynı şekilde Tek Nath Rizal de telegramcının hafızasından bilgi devşirdiğini, hapiste çektiği işkenceler sırasında bunu anladığını yazmıştır. Buna ek olarak; hafızasına nasıl ulaşıldığına dair gözlemlerini ve düşüncelerini aktarmayı da ihmal etmemiştir. Mesela kitabın bir bölümünde Rizal; hapis hücresinden çıkarılarak kendisinin, arkadaşlarının, evlerinde ve daha önce bulunduğu mekanlarda askerlerin gözetiminde amaçsızca dolaştırıldığını söylemiştir. O sıralarda bu harekete bir anlam veremese de sonradan sadece kendisinin bilebileceği anıların telegramcı tarafından kendisine gösterilmesiyle işin özünü kavramıştır: Gezdiği yerlerde kendisine, arkadaşlarına, geçmişine dair refleks niteliğindeki en ufak bir hatırlama beynin hafıza merkezinin aktifleşmesine sebep olmakta bu da telegramcının o anıları tıpkı bir Youtube videosu gibi indirmesine yol açmaktadır.

Kökeni ve teknik süreci tam olarak bilinmemekle birlikte bu; zihin kontrolü vasıtasıyla insan hafızasına ulaşma sürecinin ana hatlarıdır.

Telegramcılar haftalar süren bir planla hafızamı aktifleştirdiler ve çöp sayımına başladılar

Hafıza konusunda tıpkı Tek Nath Rizal’in zihin kontrolüne benzer bir hikayeye sahibim. Adım adım işleyen bir süreç sonucunda taa 5-6 yaşındaki anıları bile istemsizce hatırlamaya başladım. Kendi beynimi kontrol edememek, isteğiniz dışında o anıların gözünüzün önüne gelmesi ve merkeze aktarılması kabus gibiydi gerçekten. Ama sonradan yaptığım çözümlemelere göre hedef kişinin hafızasına ulaşmak yapılanlarda çok daha basit bir süreç.. En baştan anlatacak olursak olaylar şu şekilde gerçekleşti:


Aşağı yukarı 2016 yılının yaz aylarında telegram/zihin kontrol meselesini yeni yeni idrak etmiş ve ne yapacağımı düşünüyordum. Önceleri sadece şimdiki zamana yönelik belirtiler vardı. Yani gündelik hayattaki düşüncelerimin görülebildiğine dair sokak tiyatroları, duygu değişimleri, vs. vs. Arada sırada hafızamdan bazı kesitler hatırlıyordum. Bugün bile ne kadarı onlardan sebep emin değilim.

Normalde hafızası ortalamanın üzerinde biriyimdir. Özellikle kitaplar vs. değil de hayata dair anılarda. Yani tam da telegramcıların işine yarayacak şekilde… Bu yaz dönemi boyunca sokak tiyatroları, çevremdeki insanların saat gibi işlemesini sağlayan zihin kontrolü ile sık sık geçmişime yönelik tacizler yapılıyordu. Ama bu; spesifik bir anı şeklinde değildi. Örneğin; bir çocukluk arkadaşımın sesi… Bu durumda o kişinin sesini duyup taklit etme ihtimali de akla gelebilir, hafıza dışında.. Bunu bile aşama aşama gerçekleştiren telegramcı, böylece mağduru daha da girsabına çekmeyi ve günlük hayattan koparmayı amaçlıyor. Anılarının rahatça görülebildiğine dair bir işaret yerine her basit aşamayı bir işkenceye çeviriyor ve o hastalıklı ruhuyla kendi dünyasının hakimi rollerine devam ediyor.

Yazın sonlarına doğru çevremde doğrudan hafızamda bulunan olaylara dair imalarla karşılaştım. Yani öyle birinin sesi, bir mekan gibi ikilemde bırakacak şeyler değil de, sadece kişinin hatırlayabileceği olayların canlandırılmasını düşünün. O hesap… Bazı anılar söz konusu olduğunda gerçekten korkmuştum. Olay sadece benim hafızama kazınmış durumda. Anlatmadığım sürece sadece benim görebileceğim bir anı. “Nasıl olabiliyor bu?” diye düşünüyordum. Tam bu sıralarda çevremde bazı gariplikler de olmaya başladı. Gündüz vakti ne zaman aklıma bahsettiğim gibi istemsizce  bir hatıra gelse, dışarıdan bir kapı otomatik sesi geliyordu. Sanki “Kapıyı açtın, giriyoruz.” diye psikolojik baskı yaratıyorlarmış gibi hissetmiştim bunu o zamanlar. Ama bir değil iki değil. Bir günde 20-30 kere istemsiz hatırlama yaşadıysam, hepsinde aynı anda o otomatik sesini dışarıdan duyuyordum. Çoğu gerçek olmakla beraber, bazıları telegram tarafından yapay olarak yapılmış da olabilir. Sonuç olarak telegramcılar beynimin reaksiyon vereceği zamanı bir saat gibi biliyorlardı ve bunu dışarıda masumca evine giren amca-teyzenin otomatiğe basmasıyla aynı anda olacak şekilde ayarlayabiliyorlardı. Sonradan azalsalar da beynimde yaratılan şartlanma uzun süre geçmedi ve yapılan bu “hafıza saldırısı” uzun süre kendi kendine devam etti.

Bir taraftan da aklıma başka bir soru geliyor: Canlandırdıkları veya işittirdikleri anıların çoğunu bizzat, bilinçli olarak hatırlamadım. Yani, en azından zihin kontrolün farkında olduğum zaman boyunca “Bak falan olay vardı.” gibi bir anılara dalma lüksüm olmadı. O halde bu nasıl oluyordu?

Bu; önemli bir soru olarak aklımda kalsa da sonradan hayatıma devam ettim. Fakat aynı zaman diliminde başıma gelen birkaç olay, beni öylesine bir şartlanmaya sokmuştu ki, o zaman periyodu boyunca beynimin hafıza merkezinin zarar gördüğüne eminim. Periyodik olarak rastgele anıların gözümün önüne geldiği, 5-6 yaşındaki çocukluk kesitlerinin bile hatırlandığı, kabus gibi bir zaman. Bu yazıyı yazmamdan birkaç hafta öncesine kadar hala etkisi vardı. Şimdi yeni yeni geçiyor.

Hafızama yönelik yapılan planla eş zamanlı olarak telegramcının, zaaflarımla istediği şekilde oynayarak beynim üzerinde deney yapma çabaları da sürüyordu. Anladığım kadarıyla bunlar çeşitli renkler ve sembollerin insan beyni üzerinde yarattığı çağrışımlarla ilgili bir deneyler bütünü… Hem deneysel veri elde etme, hem de kobayı kontrol etme amacı taşır.

Yapılanların hepsini zaten tam olarak hatırlamıyorum. Hafıza kısmına kadar olanı özetlersek; sarışın, sarı, mavi gibi renkleri kullanarak beynimde çağrışımlar yaratmaya çalıştılar. Özellikle sarışın, sarı, güneş gibi semboller çok yoğundu. Sarışını bazen benim esmer olmama zıt kullandıkları da oluyordu, bazen İskandinav ülkelerine göç etme isteğime yönelik, hayallerimle kendisine olan nefretimi birleştirme oyunu çevirmeye de çalışıyordu. Bazen kendisini güneş olarak simgeleyip bizi de onun etrafında dönen gezegenler olarak nitelendiriyordu. En önemlisi ise bu sarı, sarışın, güneş gibi renklerle ilk aşkımı bağdaştırmaya çalıştılar. Sonradan bunun ucu telegramcının zihnimde onun ağzından konuşmasına kadar gitti. İşkence ve taciz günlüğü kısmında anlattım. Şimdilik konumuz bu değil…

Ben haftalar boyunca bunları hem fark edip hem de bilinçaltımı etkilemesini engellemeye çalışır bir vaziyette hayatımı sürdürürken illa ki bazı etkilenmeler olmuş. Zaten aksi halde telegramı fark etmiş de olmazdım, mağdur da olmazdım. Zihin kontrolünün farkında olmayan bir zombi olarak yaşamaya devam ederdim.

Yaz aylarında bir gün, o günübirlik ada gezmesine gitmiştim. Yanımda bir arkadaşım da vardı. Denizdir biradır takıldık. Sonra da dönmek için vapur iskelesine doğru yol aldık. Bütün bu dinlemeceden öncesinde hafıza meselesi tabii ki aklımdaydı. Verdikleri ipuçları, yaptıkları tacizler, bunun da mümkün olup olmadığı, vs…

Neyse, tam vapura binerken bir bayan yanımıza geldi. Ben büfeye gittiğim sırada arkadaşla konuşmaya başlamış. Döndüğüm zaman da üçümüz öyle konuşmaya başladık. Vapur boyunca epey koyu bir muhabbet oldu. Orta yaşlıydı. Onların haftalardır yarattıkları sarışın-esmer, erkek-kadın, kilolu-zayıf, hetero-homo seksüel gibi figürlerin adeta bir toplaması gibiydi. Bu esnada büyük ihtimalle telegram saldırısı da oldu.

Her zaman olduğu gibi konuşmaları son birkaç gündür başımdan geçen olayları çağrıştıracak nitelikteydi. “Yapay kader” olarak tabir ettiğim o olay… Muhabbet sırasında sürekli eski anılarından, eskiye yönelik konuşmalardan bahsetti. Hatta bir yerde gözümün içine bakarak “Hafızam epey iyidir.” dedi. Sonra öyle devam etti. O akşama kadar sorun yoktu. Yine büyük ihtimalle rüya manipülasyonlarıyla desteklendi bu durum. Ertesi gün uyandığımda o kabus resmen başlamıştı. Önceden telegramcılar bana sinir bozucu bir ses veya dışarıdan tiyatro gönderdikleri zaman küfür ederdim, normal bir şekilde sinirlenirdim, vs… Ama artık duygusal bir reaksiyona sebep olmadan o sinirlenme durumu hafızamdan bir kesitle cevap veriyordum. Bu tamamen benim isteğim dışındaydı. Mesela bana bir zorbalık yapmaya kalktıkları zaman küfür etmek ya da resimlerle istemli olarak niyetimi anlatmak yerine, anılarımdan zorbanın birine saldırdığım, küfrettiğim bir an gözümün önüne geliyordu. Daha sonra bir süreliğine bu hafıza kesitleri yerine izlediğim filmlerden sahneler şeklinde cevaplara dönüşse de bir süre sonra hafızamdan parçalar koparılmaya devam etti.

İlk birkaç gün boyuca bu hafıza kurulması dışarıdaki otomatik sesiyle desteklenmeye devam etti. Tıpkı biri otomatiğe basmış da içeri girmişler gibi, ne zaman beynim hafızamdan bir kesitle tepki verse dışarıdan bir otomatik sesi duyuyordum.

Bütün bu şartlanmalar sonucunda beyin kimyam alt üst oldu. Zihnim bir arşiv tarayıcısına dönüştü. Şimdi yeni yeni düzeldi.


Hafıza konusunda bir diğer önemli husus da neyi görüp neyi göremedikleri. Dedimya; bana bunu belli  etmeleri, oyun oynamaya çalışmaları yüzünden aşamalı bir şekilde oldu. Ama sonuç olarak; telegramcının sizin bilinçli olarak hatırlamadığınız anıları dahi görmesi mümkün… Anladığım kadarıyla bunun için bir kişiyi, mekanı, vs. algılamanız yeterli. Mesela bir arkadaşınızı aklınıza getirdiğiniz zaman; onunla ilgili, onun da olduğu mekanlarda geçen hatıralarınız uyarılıyor. İlgili kısımlar o arkadaşın yaptığı çağrışımla rahatça bilgisayar ortamına aktarılabiliyor. Çöp sayımına katılabiliyor. Kim bilir; beyin aktivitesine ihtiyaç duymadan pasif hatıralara ulaşmak dahi mümkün oluyordur belki. Yani bir mağdurun hafızasına değil de, dışarıdan rastgele seçilen bir insanın hafızasına ulaşmaktan bahsediyorum. Ama bunun ayrımını yapabilecek durumda değilim malesef.

Tek diyebileceğim; sonradan hatırladığım zaman fark ettim ki çevredeki tiyatrolar vasıtasıyla defalarca hafızama dair kesitleri canlandırmışlar. Benim telegram/zihin kontrol kurbanı olmamı fark etmemden daha öncesine denk geliyor yani. Bu da insan hafızasına ulaşabilmek için herhangi bir şartlanma yaratmaya, tecrit süreci gerekmediğine işaret ediyor. Ama yine de bu mesele şimdilik böyle kalsın. Köken olarak çeşitli çağrışımlar yardımıyla bu anılara mı ulaştılar, yoksa direkt olarak mı elde ettiler bilemiyorum.

İlerleyen yazılarda telegram zihin kontrolünü anlatmaya devam edeceğim. Şimdilik hoşça kalın…

 

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

2 Replies to “Telegram zihin kontrolüyle hafızanıza, anılarınıza nasıl ulaşılır?”

  1. Black Mirror dizisini izlemenizi tavsiye ederim.Bu anıların buluta yüklenmesi mevzusu 1.sezon 3.bölüm’de işleniyor.Yönetmen gelecekte olabilecek konulara değiniyor fakat birçoğu zaten oluyor iznimiz olmadan.
    1 günde bitirdim diziyi.Siber İstihbarat gibi mevzularda işleniyor.

    1. İzlemez olur muyum? Ben de bir solukta bitirdim o diziyi. Hafıza, bulut, siber istihbarat gibi işlenen konuların çoğu günümüzde fiilen mevcut. Kamuya kapalı ve yasadışı bir şekilde…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *