Telegram, siber istihbarat ve ben nasıl buluştuk?

Nereden başlayacağımı aslında ben de tam olarak bilmiyorum. Başlangıcı ve sonu o kadar belirsiz bir olayın içindeyim ki; sadece çok yakınımda olduğunu bildiğim, beni en zayıf noktalarım yerle bir edilip aşağılanmış, en leş duyguları yaşamış hale getiren kısımla ilgilenmek durumundayım.

Aslında aşağı yukarı sonucu belli ya, belirsiz falan değil.. Kaybedecek bir şey kalmaması açısından. Bir insanı hangi akla hizmet böyle çaresiz durumda bıraktılar? İnsanları bu şekilde itaat ettirebileceklerini bunlara hangi büyükleri, kimin anası babası aşıladı hala anlamıyorum..:)

En gizlisini, en mahremini kim bilir hangi bahaneler hangi sonsuz yetkiler havuzu aracılığıyla öğrenip, sağda solda eğlencesinin yapılmasını bıraktım; beynimin içine girerek bütün anılarıma, sevinçlerime, üzüntülerime, korkularıma ulaşıp beyin kimyamı alt üst ettiler. Rüyalarımı kontrol edip, bana duymak istemediğim şeyleri rüyalarda zorla anlatmaya çalıştılar. İnsanın yatağa girip uykuya dalmaya kadar geçirdiği, gün stresinden uzak, kendiyle baş başa kaldığı o anlarda konuşup beni çözmeye, duygularımı daha da aşağılamaya çalıştılar.

Evet; sadece bu yazdıklarım bile paranoyak, hafiften şizofren bir insanmışım hissi veriyor farkındayım. Hatta kafamın içinde olan doktor (telegramı kullanan kişi), şu anda yazdıklarımı görebiliyor. Duygu ve düşünce harmanlamasıyla döktüğüm bu kelimeler esnasında beyin aktivitemi gözlemleyip bilinçaltımın derinlikleri hakkında detaylı deneyler yapabiliyor. Zayıf yönlerimi daha fazla kullanıp; kendimle baş başayken ve uyurken dayatmak, elektronik aygıtlarla her şeyinizi dinleyen itlerine vermek üzere… Sizi daha fazla çaresiz hissettirmek için telegrama, zihin kontrol silahlarına milyonlarca doları harcayıp; açlıktan, terörden, patlamalardan ölen insanlar için kıllarını bile kıpırdatmamak üzere… Hatta kim bilir; o patlamaları ve sorumlu oldukları birçok şeyi görmezden bile geliyorlardır. İlerleyen yazılarda öyle şeyler anlatacağım ki, aklınız duracak. İçinde bulunduğunuz bilinen hayattan şüphe duyacaksınız.

Diğer çocuklar gibi büyük adam olma, kariyer yapma, dünyayı yönetme gibi hayallerim yoktu. Sadece hafiften dikiş tutturduğum freelance işlerde çalışarak bir kazanç sağlamak, dünyanın her yerini gezip Evliya Çelebi gibi olmak istiyordum. Her şey, yani öncesinde de var olan şeyleri fark etmem bu noktada başladı. Özel hayatıma size anlatacağım akla hayale sığmaz silahlar, yönetme ve zihin kontrol teknikleri gerektirmedikçe girmeyeceğim. Ama olayların kilit noktası bu olduğu için söylemem gerekiyordu.

Ve biliyor musunuz? Yazıyı yazdığım şu saniyelerde bile doktorun saldırısı altındayım. Dikkatimi dağıtıp kendisi dışındaki şeyler hakkında yazmamı istiyor. O yüzden bir konuşmayı yapmadan bir gün, en geç birkaç saat öncesinde aynı böyle kağıda döküp önceden aklımda olan konuları listelemem gerekiyor.

Şimdi size bunlar anlamsız geliyor. Ama ister inanın ister inanmayın bunları yaşadım, yaşamaya devam ediyorum. Size Türkiye’de var olan ve görevi kötüye kullanmayı bırakın, insanlık suçu işleyen bir istihbarat çetesinden bahsedeceğim. Dışarıda takip edenler. Daha önemlisi siber istihbarat. En önemlisi ise bir dünya meselesi olan, bu sefer gerçekten korkmanızı gerektirecek derecede ilerlemiş olan telegram, zihin okuma ve zihin kontrol teknikleri.

Daha önce telegram, istihbaratta algı yönetimi, zihin kontrolü gibi başlıkları duymuş olanlar aşağı yukarı ne demek istediğimi anladı. Hemen belirteyim, uzun yıllar bu konularla kafayı bozmuş birisi değilim. Hatta komplo teorilerine kafa yorup vakit harcamanın anlamsız olduğunu savunurdum hep. Hiç alakam yoktu yani. Teknoloji meraklısı bile değilimdir normalde. Ben de çektiğim işkence sebebiyle birçok şeyi yeni öğreniyorum.Hayatta sizi hiç alakanız olmayan, görünce “N’aptık lan biz size?” dedirten şeyler aşağı çeker ya hep. Aynı o hesap işte..:))

Sevgili okuyucu; eskiden hapisteki gözden çıkarılmış mahkumlara uygulanan yarı işkence-yarı deney olan telegram; artık dışarıdaki özgür insanlara da uygulanabiliyor. Kitlesel deney yani.. Evet gerçek… Ne kadar uzun süredir bu seviyeye ulaşıldığını tabii söyleyemem, ama ben işkence gördüğümden beri var olduğunu söyleyebiliyorum tabii..:) İstedikleri gibi düşüncelerinizi okuyabiliyor, zihninizin derinliklerine inip hafızanıza, korkularınıza ulaşıp; ufak çaplı vücut hareketlerinizi kontrol edebiliyorlar. Zihninize konuşma sesleri aktarıp söylemek istediklerini söyleyebiliyorlar. Daha ileri vakalarda vücudun zayıf noktalarında ağrı, yanma hissi, hatta halisünasyon bile görebilirsiniz. Çok şükür henüz o başıma gelmedi.. Hatta rüyalarınızı kontrol edip kafanızın içinde resimler ve sesler yaratabiliyorlar. İnsan zihnine bunlar yapılırken, daha zayıf zihni olan hayvanlardan bahsetmiyorum bile. Kediler, köpekler, uçan sinekler, kuşlar, bütün canlılar telegramın etkisi altında kalabilir ve bunu da rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz. Hatta kim bilir; telegram aracılığıyla insan gözünün kamera gibi kullanılabildiğine dair bir şey de okudum. Yani gördüklerinizi doktorlar aynen ekrana aktarabiliyor. Eğer insanda böyle bir şey olmuşsa, bence hayvanların gözleriyle aynısını yapmak çok basit bir işlemdir. Daha gelişmiş imkanlarla hava durumunda değişiklik yaratılabildiği, ortamdaki hava kullanılarak elektromanyetik teknikler aracılığıyla rüzgar şiddetinde değişiklik yapılabildiği de deneylerle ıspatlanmıştır.

Ben; insanoğlunun bu çeteler ve uluslararası babaları çözülmediği sürece özgürlüğümüzün resmen kaybolduğunun kanıtı olan telegramın; dışarıdaki özgür deneklerinden biriyim. Uzunca bir süreden beri siber istihbarat, saha elemanları ve zihin kontrolü yapan şerefsiz evlatlarının izinsiz takibi ve tacizi altındayım. Sicilim tertemiz, herhangi bir yasa dışı olaya asla karışmadım. Teknik takip izni almayı gerektirecek, hukuksuz olsa dahi sinsice arşive alınacak bir eylemde bulunmadım. Ya da ne bileyim, var olduğunu yeni öğrendiğim telegrama sürüklenecek bir şey yapmadım. Dediğim gibi, ben gerçekten kendi halinde ve yazıp çizerek parasını kazanan bir insandım. Aklıma yatan tek bir şey var: Büyük ihtimalle sebebi diğer çocuklar gibi hayallerim olmasa da yeni fikirler, ideolojiler üretebilecek, insanları yönlendirebilecek biri olmamdı. “Her şey nasıl başladı, oralara uzanacak kadar neleri nasıl, hangi izinle dinlediler?” İnanın benim de sabırsızlıkla peşinden koştuğum sorular. Şimdilik kesin olan bir şey var: Hem üzerinde çalışmak istediğim kitap ve fikir projeleri iptal oldu. Hem de onlara insan vücudunu daha kolay kontrol edebilmek uğruna yaptıkları çalışmaların bir malzemesi oldum .  Düşüncelerimi merak eden varsa doğa sever, çevreci ve ekolojik hayata meraklı birisiyim. Önceden ufak çaplı, iç dünyamda kendimce bir hayat görüşü niteliğinde olan fikirlerin dışa vurumu ise telegramcıların olmayan bir şeyi kontrol etme, yönlendirme sevdalarının yarattığı bir tepki olacaktır. Eğer yaparsam, önümüzdeki yıllarda yazacağım her fikirden, düşünceye yönelik her aktiviteden telegramcılar ve onların saksocuları sorumludur. Dedim ya; “N’aptık lan biz size?..”

Tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan sorusuna cevap vermiş olayım böylece: Kitlesel deneyleri dışarıda tutarak söylüyorum çünkü olumlu yönü teklif dahi edilebilecek bir şey değildir. Devletin güvenliğini sağladığınız düşüncesiyle size minnetle, saygıyla yaklaşacak karakterde olan insanları siz böyle yapıyorsunuz. İnsanlar size hiçbir şey yapmıyor… Ki ben ateşli konuşmalarıma, tezcanlılığıma rağmen çok sakin, hayatın zorluklarını soğukkanlılıkla karşılayan bir insanımdır. Size verilen psikolojik savaş ve benzeri eğitimlerde eminim sakin bir insanın öfkesinin çok tehlikeli olabileceğini de öğretmişlerdir.:)

Telegram; başında bulunan bu sonradan görme, ödlek, ergen mafya bozuntuları aracılığıyla, sakin bir hayat sürebilecek insanları olmayacak yerlere sürmekte, kendini görevini gerçekten yapan makamlara karşı gerekli göstermek için normalde esamesi bile okunmayacak eylemleri meydana çıkartmaktadır. Yarın bir gün o ruh hastaları ortaya çıktığında Türkiye Devleti’nin gerçek koruyucularının bu gerçeği rahatlıkla görebileceğine eminim.

Fikirlerimi bile zayıf noktalarımla oynayarak tekrar şekillendirmeye çalıştılar, ama biz emekçi çocuklarına yemez aslanım doktorum.. Bizim derimiz kalın..:)) Ne yapalım, insanlara elden geldiğince bu felaketin haberini vermek ve insanlık suçlularıyla mücadele etmek de varmış.

Telegramcı doktor bunları görmeye devam ediyor ve dikkat dağıtma çabalarını sürdürüyor. Yasadışı takip ve deneylerle benim hayatımı mahveden, istihabaratın bu sonradan görme çetesinden her yola başvurup intikamımı alacağım. Bana ait olan mahremiyetimi, fikirleri, anıları, hatıraları, beynimin işleyişine dair verileri, adalet duygumu, zalim zengin düşmanlığımı, ve ilk aşkımı, hepsini…. Bana hissettirdikleri duyguların aynılarını hissederlerken, korku dolu gözlerle adalete hesap verirlerken onları göreceğim!…

Bakın herhangi bir istihbarat kurumunu hedef göstermeye çalışmıyorum. Lütfen siyasi fikirlerinizin esiri olarak söylediklerimi okumayın. Yukarıda emekçi falan derken ondan da korktum zaten, komünist falan değilim haberiniz olsun. Sadece adalet isteyen bir işçi çocuğuyum. Kurum içinde yuvalanan ve görevini gerçek amaçlar yerine insanlık suçu işlemek için kullanan ödlek bir çeteden bahsediyorum.

En vahimi de ne biliyor musunuz? Bu zihin kontrol cihazları, dinleme imkanları, vücut hareketlerimizi kontrol ettirmeye varan telegram işlemleri etrafımdaki insanlara da uygulanıyor. En yakınlarımdan başlayarak çevremdeki yüzlerce kişinin telegrama maruz kaldığını görebiliyorum. Doktor bu işlemi “sondaj” olarak adlandırıyor. Beni “Sen insanlarla yakınlık kuracaksın, ben onların da sondajını yapacağım.” şeklinde tehdit bile etti. Hatta okuyucu; bir yakınımsan, eğer bu yazıyı telegram sebebiyle kendimi ifade edememe korkusuyla okuman için sana verdiysem, aynı belirtiler sende de mevcut ve aynı şekilde senin de beynine ulaşılabiliyor demektir.

Türkiye’de telegram işkencesi ilk kez Salih Mirzabeyoğlu ile duyuldu. Hapis cezasını geçirdiği cezaevinde uzun yıllar telegram işkencesine maruz kaldı. Bu zihin kontrol ve işkence cihazlarının en ağır versiyonunu kutu kadar hücresinde çekmek yaşamak zorunda kaldı. Ama belli ki aradan geçen yıllarda çok şey değişmiş.

Size söylüyorum sevgili okurlar: Artık siz günübirlik hayatınızı yaşarken beyninizi manipüle edebiliyorlar. Düşünme mekanizmasını çözüp bilinçaltınıza ulaşabiliyor ve kitle yönetimi metoduyla algılarınızı yönlendirebiliyorlar. Daha kötüsü; doğrudan telegramın başında olan doktor (ya da doktorlar) düşüncelerinize doğrudan ulaşabiliyor. Hatıralarınızı; yatmadan önce düşündüğünüz hayallerinizi, özlemlerinizi ve korkularınızı görebiliyor.

Saha görevlilerinden siber sorumlularına, zihin kontrol işkencecilerine kadar Türk istihbaratının efsanevi kimliğini lekeleyen tüm insanlık suçluları hesap verecek!..  O vakte kadar; sizi dinleyip görebildikleri elektroniklerle beraber, artık beyninizin içindeki düşünceler bile güvende değil ey Türk milleti!…

Bu iş Türkiye’de böylesine mevcut iken gelişmiş ülkelerdeki durumu varın siz düşünün… Zaten yurt dışındaki birçok devlet adamının veya sıradan insanların da doğrudan telegram işkencesi çektiklerine ya da ismini bilmeden ona benzer anlamsız belirtilerden muzdarip olduklarına dair haberler bulabilirsiniz internette. Ben paylaşacağım, meraklı olanlar hemen araştırabilir.  Din, dil, ırk, sosyal adalet gibi kavramlar artık anlamsız. Hepsinden önce telegram işkencesi, düşünce zorbalığı ve insan iradesini yok sayan bu insanlık dışı işkence aletlerinin hesabını sormalısınız!… Hepsinden önce telegram, yasa dışı deneyler, dinlemeler ve kamuya kapalı gizli projelerin açıklanması için çalışmalısınız!…

Tek cümleyle açıklıyorum: George Orwell’in 1984’ünde bahsettiği “Düşünce Polisi” gerçek oldu!.. Geleceğin güvende değil özgür olduğunu sanan insan!…

Acıları karşılaştırmak gibi olmasın; telegram işkencesinde patlayan bombalar, ölen çocuklar, dramatik savaş sahneleri yoktur. Şimdiye kadar okuduklarım kadarıyla kişiye yönelik zihin kontrol denemelerinin çok daha şiddetli ve çok daha insanlık dışı bir şekli gibi… Sizi en zayıf noktalarınızla çıldırtıp kafanızın içinde ve sos niyetine çevredeki elemanları aracılığıyla rahat bırakmazlar. Sesinizi kimseciklere duyuramazsınız. Beyninizi çırılçıplak gören telegramcıyla, onun ortaya çıkardığı korkularınız, zayıf noktalarınız ve sevgi duyduğunuz insanları aşağıladıkları sahneler, videolar, sesler, semboller ile baş başasınızdır. Onlardan habersiz aklınızdan flu bir düşünce dahi geçiremezsiniz. Uzun vadeli plan mı? İmkansız… Bir şekilde hiçbirine aldırmamayı başarıp işinize devam etmek mi? Hem telegramcı sizi aynı zayıf noktalarınızla ve hareketlerinizi etkileyen fonksiyonuyla rahat bırakmaz, hem de çalıştığınız, hoş vakit geçirdiğiniz nereler varsa çoktan dışarıdaki çakma istihbaratçılar oraları tutmuştur. Aynı şekilde siviller üzerinde yarattığı bazı etkilerle telegramcı da size orada olduğunu belli eder. Size yine mahreminize, normalde sadece sizin bildiğiniz düşüncelere dair imalarla aynı şeyleri hissettirirler. Yürüdüğünüz, oturduğunuz yerlerde zayıf noktalarınızı, değer verdiğiniz kişileri aşağılayan konuşmalar yapılır. Onlara aldırmazsanız dozu daha çok arttırırlar. Pes ettiğiniz, uzaklaşıp kendinizi dinlemek istediğiniz zaman ise telegramcı doktor her zamanki yerinde bekliyordur. Ona da aldırmazsanız o da kafanızın içinde olabildiğince çirkefleşir ve size varlığını belli etmeye çalışır. Dışarıda olmadı, evde stres atmak için takıldığınız sosyal medyada, telefonunuza gelen şirket mesajlarının zamanlamasında, konuşmalarınızda bilerek yapılan parazitlerle, telefonunuzun, bilgisayarınızın kameralarına, hatta evde elektroniklerden uzakta olduğunuz zamanki hallerinize dair imalarla siber ergenler de iş başındadır. Sonradan kaçmayı denediğiniz yerlerde de bu döngü devam eder. Aşık olmak mı?.. Beyninizde sonsuza kadar yer edinen kişi her kimse onu çoktan sizin durumunuzdan bile beter aşağılamışlardır. Kurtuluncaya kadar onun hakkında bir şey düşünemezsiniz bile. Zihninize yaptıkları şeyler; ona da yapılacağından korktuğunuz şeyler yüzünden bırakın onunla konuşmayı, aklınızdan geçirmekten bile çekinirsiniz. Etrafınızda, sanal ortamda ve çevrenizde onunla ilgili öyle aşağılık şeyler yaparlar ki, ne yapacağınızı şaşırırsınız. Sakin kalmanız mümkün değildir. Kendi beyninizden, onun yanında bulunmanız halinde olacağını bildiğiniz şeylerden utanırsınız… Evli veya aşık olduğu kişiyle beraber olanlara aynısı yapılıyorsa durum kesinlikle çok daha vahimdir. Keza annenizi, babanızı, ailenizi, değer verdiğiniz herkesi ve kutsal saydığınız her şeyi, geçmişten gelen travmalarınızı, komplekslerinizi aynı şekilde kafanızda, rüyalarınızda, sanal ortamda, çevrenizde gözünüzün önüne getirir, aşağılayıp yerlerde süründürürler. Gerçekten sakin bir şekilde anlatmakta zorlanacağım şeyler… Bütün bunların artık duymak istemeyecek, görmezden gelecek kadar tükenmenize rağmen sürekli beyninize nakledildiğini, etraftaki puştların da bunu destekler eylemlerde bulunduklarını düşünün. Daha önce aşık olmamışsanız ise yeni birini sevmeniz bu işkenceden kurtuluncaya kadar mümkün değildir. Zaten büyük ihtimalle etrafınızda öyle birini barındırmazlar. Hep onların elemanlarını, onların yansımalarını görürsünüz. Bu yansımalara tabii ki gönlünüzde olan kişiden esinlenerek yapılan işkenceler de dahil. Yani temelinde zihninize girip asıl konuları işleyen doktorun olduğu, bunun siber ve sahadaki çete bozuntularıyla desteklendiği organize bir işlemdir aslında. En önemli eleman olan telegram; aslında henüz şekil şemalleri pek bilinmeyen zihin kontrol/beyin okuma makinelerine verilen takma bir isimdir. Hedefin zihnini okumak, aslında aklından geçen düşünceleri bilmek, yukarıda anlattığım gibi işkence yapmak, düşüncelerini yeniden şekillendirmek ya da kontrol altına almak üzere deney ve şartlanma yaratmak, vücut fonksiyonlarını bozup rahatsızlık vermek, rüyaları kontrol etmek, halisünasyon, hedefle beynin doğrudan içine gönderilen ses dalgaları aracılığıyla konuşmak gibi birçok amaç için kullanılabilir. Daha önceki kullanımlarından gördüğümüz kadarıyla siyasi suçlulara zihin kontrolü uygulamak, teröristlerin zihnini duru bir şekilde görerek bilgi toplamak, düşma askerinin moralini bozmak, motivasyonunu düşürmek gibi amaçlarla telegramın piyasaya sürüldüğü bilinmektedir. Hapisteki kişilere uygulanan kapsamlı bir zihin kontrolünde aynı zamanda hedefin kişiliğini parçalama, sonrasında da istenilen doğrultuda şekillendirme amacı da güdülür. Telegramın asıl öldürücü etkisi ise, böyle bir şeyin var olduğunu kimse bilmediği için size bilgili birkaç kişi dışında kimsenin kolay kolay inanmayacak olmasıdır. Yani bilinçlenip birlik olunması halinde büyük ölçüde çözülebilecek bir sorundur.

Size ilerleyen yazılarda olayların farkına varmamı sağlayan hikayeleri de anlatacağım. Telegram, siber istihbarat, çevredeki ayakçılar hepsi birleşik. Ayrıca görevlerini insanların hayalleriyle, zayıf noktalarıyla eğlenmek için kullanan bu zavallı canavarlardan şahsi olarak hesabımı sormak için her yola başvuracağım. Diliyorum ki Türk istihbaratının gerçek çalışanları bünyelerinde bu sonradan görme, mafya kılıklı ergenimsi çeteleri barındırmazlar. Kimliklerini açığa çıkararak mağdurlarına hesap vermelerini sağlarlar.

Ben zaten düzenli olarak anlatacağım. Ama o esnada siz de zihin kontrol teknikleri, telegram işkencesi, izinsiz ve yasadışı dinleme meselelerini araştırabilirsiniz arkadaşlar. Unutmayın, patronunuz hakkındaki düşünceleriniz, çocuğunuzla ilgili hayalleriniz, herhangi bir konuda aslında aklınızdan geçen, dışa vurmadığınız fikirleriniz, sevinçleriniz, üzüntüleriniz, ailenizle geçen yıl gittiğiniz tatile dair anılar, köyünüzdeki anne babanızla yaptığınız masumane telefon konuşması, sevgilinizle geçirdiğiniz ateşli ve romantik dakikalar ya da unutulmaz ilan-ı aşk anları, karşısında oturduğunuz biriyle ilgili düşünceleriniz, otoritelerle ilgili aslında düşündüğünüz ama söylemekten çekindiğiniz, sadece kafanızın içinde olan şeyler, hepsine ulaşabilirler. Biraz geyik yaparsak; tuvalette işinizi görürken, masturbasyon veya seks yaparken bile ilgi manyağı, sizi izlediğini belli etmek isteyen doktorun kafanızın içine aniden giriverdiğini, siber eşkiyaların da yukarıda bahsettiğim yöntemlerle telefonlarınızdan her şeyi duyduklarını belli eden tacizlerini görebilirsiniz. Hepsi bir psikolojik baskı ve işkence unsuru. Masturbasyon ya da seks yapan hiçbir erkek vücut fonksiyonlarında durduk yere bir bozukluk ya da zihninde birtakım sesler ve yönlendirmeler hissetmez değil mi?.. Algıların en çok kapandığı anlardır.:)  Aynı şekilde sizinle etkileşime geçen, tek suçu sevilmek olan o insanların zihinleri ve bedenleri de… Hiçbiri güvende değil, inanın bana… Geleceğin insanını onların istemediği şeyleri düşünmekten korkan, hangi kötülükleri yaparlarsa yapsınlar onlar hakkında aklından kötü düşünceler geçirmekten çekinen, korkuyla ve işkenceyle sinmiş mankurtlara çevirmek istiyorlar.

Bazılarınızın aklına “Madem bu kadar çaresiz durumdasın. Nasıl bunları yazabiliyorsun? Bu kadar çok şey biliyorsun, böyle yazıyorsun ve hala yaşıyorsun?” diye kıvrak zekalı bir soru gelebilir: Şu anda hapiste olmadığım, dinlemeler ve işkence yasadışı olduğu için hareketlerimi doğrudan kontrol edip engelleyemiyorlar. Benim çalışmalarımın da ya bir sonuç vermeyeceğini ya da ne yapacağımı görmek için beklemeyi tercih ediyorlar. Kim bilir, yarın bir gün bunlardan biri de başıma gelir…

Ama, beynime girdiği işkencelerden birinde doktor hem telegramın hem de siber istihbaratın olaydan tedirgin olduğunu; eğer uslu durursam beni susturacak şeyler sunabileceklerini söylemişti. “Susturabilecek”?… Bu işkence karşısında?… Seni biraz fazla şımartmışlar doktor….:))) Türkiye’nin ve dünyanın önünde insanlık suçunun hesabını kimliğin deşifre olmuş bir şekilde vereceksin!..

Dışarıda, özgür yaşantısını sürdürürken henüz dünya literatürüne yerleşmemiş bir insanlık dışı işkenceyi çeken; bu işkenceyi çektiğini fark eden ilk insanlardanım. Bunun daha kötüsü, ancak ve ancak telegramın dışarı bile çıkamayacağınız bir hapis hücresinde yapılanıdır. Çoğunuz çektiğiniz işkencenin, beyninizin içinde yabancı bir insanın bulunduğunun farkında bile değilsiniz, uyanın…

Sizi telegramla, siber ve diğer istihbaratların zorbalarıyla tanıştıracağım ve insanlığı bekleyen asıl tehlike hakkında bilgilendireceğim.

NOT: Hala olayların gerçek dışı geldiğini, beni deli sandığınızın farkındayım.:)) Gayet normal, bana birisi bunları anlatsa ben de öyle düşünürdüm. Rüyalara girebilmek ne demek, öyle değil mi?.. Ama zamanla hepsini anlatacağım. Biraz diyalog hatta kim bilir yüz yüze konuşma ile gayet aklı başında birisi olduğumu siz de anlarsınız. Bu yöndeki şüphelerinizi gidermek için günün her dakikasını paylaşırım ve rahat bir şekilde konuşabilirim. Zaten özel falan kalmamış..:)

Ben mücadelemi vereceğim. Eminim ki dışarıdaki yüzlerce potansiyel düşünür ve her şeyden habersiz siviller de aynı şeyleri çekiyor. Şu anda kitlesel bir deney ve işkence söz konusu. Eğer çektiği işkenceyi bilen varsa korkup sinmemesini, hemen iletişime geçmesini ve hakkını aramasını istiyorum. Zihninize girmeleri, dışarıda bu olaya karşı girişimler yapmanızı engelleyemez. Çünkü olay yasadışı bir işkence metodu ve dünya henüz resmi olarak tanımıyor. Üst merciler varlığını kabul etmiyor. Sorulan soruları cevapsız bırakıyor.

Lütfen birbirimizi yalnız bırakmayalım. Dindar görüşleri olan Salih Mirzabeyoğlu’na yapılan işkencenin aynısını onun fikirleriyle alakası olmayanlara da yapan bir zümre var. Bunların tek derdi hangi vizyonda olursa olsun düşünen kim varsa türlü işkencelerle kontrol altına almak. Toplumu kimsenin ruhu duymadan istedikleri gibi yönlendirip görünmeyen, kimsenin aklından dahi geçmeyecek gizli bir imparatorluk kurmak. Büyük ihtimalle rengarenk dünyayı tek tip insan potasında eritmek isteyen, düşüncelere varıncaya kadar kontrolü elinde tutmak isteyen bir uluslararası oluşum söz konusu. İnanın bana milli kimliğinizden, sosyal statünüzden ya da iktisadi görüşlerinizden çok daha öncelikli bir sorun… Kitlesel bir zihin kontrolü söz konusu. Doğrudan, özellikle hedef alınan birisi değil…

Tek istediğim kendi freelance işimi yaparak imkanım yettiğince seyahat etmek, gezi notları yazmaktı. Bakın şimdi nelerle ilgilenir olduk?…:) Benim hayatım zaten kararmış, varsın bu şerefsizleri ve alet edevatlarını ortaya çıkarmak için daha da kararsın…

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

3 Replies to “Telegram, siber istihbarat ve ben nasıl buluştuk?”

  1. Erdem Bey yorumunuz ve desteğiniz için sonsuz teşekkürler. Ve mağduriyetiniz için büyük geçmiş olsun. Bir diğer mağdur olarak neler çektiğinizi bire bir algılayabiliyorum. Umalım ki bu şerefsizlere karşı yürüttüğümüz mücadelede bir şeyler elde edelim ve ömrümüz boyunca bu eziyetle yaşamak zorunda kalmayalım. Manevi destek, ortak çalışma, vs. herhangi bir amaç uğruna istediğiniz zaman görüşebiliriz. Sağlıcakla kalın.

    1. Telegram mağduruyum ve bunu yapan kişiler hakkında suç duyurusunda başlattım ve çalıştığım iş yerinde başına geldi , işe almalarının sebebi ise arsa ihalesi için tehdit etmek amaçlı cinsel içerikli video , fotoğraf çekip ve tarihieser kaçakçılığı yapmak. İspat etmemem içinde beyin içinde elektromanyetik materyal yerleştirdiler. Bunu çıkarttırabikmek için ne yaptırmam gerekir.

      1. Merhabalar Hande Hanım;

        Yaşadığınız olan gerçekten bir zihin kontrolü, gangstalking süreciyse bunun ayrıntılı olarak konuşulması gerekir. Ayrıca elektromanyetik zihin kontrolü beyninizle hiçbir bağlantı olmadan yapılabilmektedir. Yani beyninizde bir çip,vs. mevcut değil.

Leave a Reply to Hande karadeniz Cancel reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *