Telegram işkencesi nasıl çalışır?

Siber istihbarat, algı yönetimi, psikolojik harekat gibi konularda ara ara verdiğimiz teorik bilgilerden sonra telegram zihin kontrol işkencesiyle ilgili bir şeyler yazmaya devam ediyoruz. Aslında zaten olayın özü telegram zihin kontrolü. Başlangıç yazımda da belirttiğim gibi bu bir kitlesel zihin kontrol meselesi olduğu için, daha önce sık sık başımıza dert olan yasa dışı dinlemelermiş, insanların verilerinin arşivlenip izinsizce elde tutulmasıymış, bunlar tabiri caizse biraz hafif kalıyor. Yani evet; yasa dışı takipler, fişlemeler ve siber zorbalık da somut mücadele verdiğimiz konulardan birisi. Ama telegram zihin kontrolü dediğimiz zaman; sadece fişlenmesinden ve verilerinin depolanmasından dolayı endişelendiğimiz bu kişilerin sinsice zihinlerinin yönlendirilmesi, halkın ne olup bittiğinin bile farkında olmadan bir zihin kontrolüne maruz kalması söz konusu, anlatabiliyor muyum? İşte bu yüzden telegram zihin kontrolü; sadece bazı odaklarca konuşulan “yarı gerçek bir komplo teorisi” statüsünden kurtulup insanların günlük lügatine yerleşen bir kavram olmalıdır. İnsanlar konuşanlar hakkında ister deli desinler, isterse gülüp geçsinler; bir kavram olarak “düşüncelerinizin okunup yönlendirilebilmesi ve bir insanın telegram işkencesi çekmesi” insanların duymaya alıştığı bir şey olmalıdır. Aksi halde telegram ve siber despotluklar adeta geceleri ateş etrafında anlatılan masallar gibi bir efsane olarak kalır. Bu işkencelerden muzdarip olan kişiler de kimselere derdini anlatamadan ömrü boyunca işkenceyi çekmeye devam eder.

Bu yüzden; Telegram işkencesi çeken, çektiğini düşünen kişiler böyle bir konuyu asla içine atmamalıdır. İnsanların tepkisini, benim asıl işim bu değil gibi düşünceleri ve diğer unsurları düşünmeden ağırlıklı gündemini telegram olarak benimsemelidir. Şahsen bu konuda aldığım birçok karar var, vakti geldiğinde açıklayacağım. Sizler de böyle bir şeyden şüpheleniyorsanız lütfen sessiz kalmayın. “Ben de telegram işkencesi altındayım.” demekten çekinmeyin. Eğer emin olmadığınız şüpheler varsa, ne kadar saçma gözükürse gözüksün danışmaktan asla kaygı duymayın. Malum trollerin attığı mesajları bir görseniz, zaten çekincelerinizin yersiz olduğunu anlarsınız.:)


Evet; öncesinde ele aldığımız “Psikolojik harekat nasıl engellenir?“, “Algı yönetiminde dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?” gibi hususlardan sonra doğrudan telegrama bir dönüş yapalım dedik. Öncesinde Telegram ve Zihin Kontrolü kategorimize göz atarak diğer yazıları da okuyabilirsiniz. Telegram nasıl çalışır? Telegram işkencesi çekenler dahil olmak üzere herkesin merakla cevabını aradığı bir soru. Çünkü Telegram’ın işleyişi tam olarak çözülse veya buna benzer bir cihaz kamuya açık olarak yapılıp çalıştığı onaylansa, işkencenin bitip suçluların ortaya çıkması da an meselesi olacaktır.

Hele ki bırakın farklı şehirleri, dünyanın farklı ülkelerinde birçok mağdura uygulanıyor olması sebebiyle telegramın ne tarz bir cihaz ya da cihazlar bütünü olduğu tamamen bilinmez olarak kalmaktadır. Çünkü birazdan öne süreceğimiz savlar ancak ve ancak kısıtlı bir alana etki edebileceğiniz güçtedir. Yani elimizdeki verilere göre Telegramla benzer iş gören bir makineyi kullanabilmeniz için hedefin son derece sabit bir şekilde bulunuyor olması, cihazın da hedefin yakınlarında bir yerde bulunuyor olması gereklidir. Bir de beyinden bilgi devşirme işlemi bu imkanlarla hiç de pratik ve verimli değildir. Bu da bizleri; Telegram işkencesi yapmak için kullanılan ve henüz kamuya açılmamış bazı tekniklerin olduğu yönünde şüphelendirmektedir. Malum; devlet güvenliği gerekçesiyle bugünkü bilgi seviyemizden çok daha ileri seviyede bulunan bazı icatların, araştırmaların ve buluşların itinayla saklandığı herkesçe kabul gören bir gerçektir.

O zaman elimizdeki verilerle bazı teoriler ortaya atalım. En azından Telegramın “yaklaşık” çalışma prensibi hakkında siz yeni ziyaretçilerimiz de fikir edinir. Belki de bu branşlarda yetenekliyseniz kimsenin aklına gelmeyen bazı teoriler sizin aklınıza düşüverir…

Telegram nasıl çalışır?” sorusunun cevabını arayacaksak şu üç başlığı atabiliriz:

1)Elektromanyetik dalgalar

Tanım itibariyle elektromanyetik dalga; birbirine dik düzlemdeki elektrik ve manyetik alan değişmeleriyle ortaya çıkan bir durumu ifade eder. Elektromanyetikliğin ortaya çıkması değişen bir elektrik alana bağlıdır.

Eğer sayısal okuduysanız bunu liseden bile hatırlayabilirsiniz. Elektrik akımı geçen bir telin sağ el avucunuzla baş parmağınız akım yönünü gösterecek şekilde sardığınızı hayal edin. Diğer dört parmağınızın yönü o elektrik akım dolayısıyla oluşan manyetik alanı gösterecektir. Eğer ki bu elektrik alan akım sebebiyle ya da başka bir etken sebebiyle sürekli bir değişime uğrarsa olay elektromanyetiklik boyutuna gelecek ve dediğimiz durum oluşacaktır.

Daha fazla sıkıcı kısımlara değinmeden günlük hayatımızdan örnek verelim: Elektromanyetik dalga tanımı; bilgisayarlarımızdan, telefon ve her türlü görünmeyen dalgalardan tutun da radyoların ve televizyonların çalışmasını sağlayan dalgalara, hatta nükleer santrallerden yayılan gama ışınlarına kadar tüm görünmez dalgaları kapsayan bir tanımdır.

Resimde o meşhur elektromanyetik spektrum mevcut. Farklı dalga boylarındaki elektromanyetik dalga çeşitlerini tanımlamaya yarayan tabloda; beyaz çapraz çizgiler arasında kalan küçük dikdörtgen insan gözünün görebildiği ışınları gösterir. Bunları da doğada en üstte belirtildiği gibi mordan kırmızıya doğru çeşitli renklerde görürüz. Sağ komşu Kızıl Ötesi Işınlar ve sol komşu Ultraviyole Işınlar’dan itibaren de insan gözünün göremeyeceği elektromanyetik spektrum başlar. Gördüğünüz gibi bizim görebildiğimiz ışınlar evrenin çok küçük bir kısmını oluşturur. Görmediğimiz dalga boylarında çok farklı şeyler vardır hayatta.

Radyo dalgaları ismiyle elektromanyetik dalga 1865 yılında İngiliz fizikçi James Maxwell tarafından keşfedilmiştir. Daha sonra da Hertz tarafından bu keşfi deneylerle geliştirilmiş ve sağlam temellere oturtulmuştur.

İşte; telegramın ana basamaklarından birinin bu elektromanyetik dalga esasına dayandığı düşünülmektedir: Telegram cihazından sizin zihninize ulaşılmasını sağlayan ilk basamak… Çünkü böyle bir şey yapabilmek için bugünkü “kamuya açık bilimsel seviye” dahilinde başka bir yöntem mümkün değildir. Ama yine elimizdeki veriler bunu açıklayabilmek için o kadar yetersizdir ki; tanımda hala birçok eksikliğin olduğu rahatlıkla görülebilmektedir.

Örneğin; elektromanyetik dalganın başarılı bir şekilde kullanılması için hedefin sabit ya da hareket kabiliyetinin kısıtlı olması gerekir. Mesafe de çok önemli bir konudur. Telegramın dünyanın her yerinde uygulanabildiğini ve yer değiştiren insanlar üzerinde de aynı işkencenin devam ettiğini düşünürsek; burada elektromanyetik dalgaların mesafe sorununu ortadan kaldıracak ve hedef hareketli olsa dahi beynini hedef almasını sağlayacak bir şey var demektir. Aksi halde; bir odadaki insana anlamlı elektromanyetik sinyal yollayabilmeniz için cihazın en fazla yan odada falan olması gerekir. Yıllar önce bir deneyde bu başarılmıştı ve mesafe de gerçekten bu kadardı.

Ha; bir de kitlesel bir durum olması göz önüne alınırsa da işler yeni bir boyut kazanmaktadır. Şöyle düşünebilirsiniz: Seçilmiş olan bir bölgeye elektromanyetik manipülasyonlar yapılıyor olabilir. Bu; oradaki her insanı etkiliyor olabilir. Sizin telegramın farkında olup olmamanız, beyninizin sondajını yapmaları için ulaşabildikleri seviyeye göre verilen tepkiler farklılık gösteriyor da olabilir. Yani bir Sniper gibi nokta atışı değil de, daha geniş bölgeye yapılan bir manipülasyonu düşünebilirsiniz. Bu; etrafımda birçok insanda telegram belirtisi görüyor olmamı ve telegramın bir radyo frekansı gibi sizinle semboller, resimler yoluyla konuşmaya çalıştığı teorisini doğrulayabilir. Eğer sizi ağlarına almışlarsa bir süre sonra beyniniz buna sembollerle karşılık verir, bazı zayıf noktalarınız sebebiyle kontrolsüz tepkiler verirsiniz ve bu da telegramın yaydığı frekansa daha çok kapılmanıza sebep olur. Sonra da en güzel kısım: Telegramcı sizinle doğrudan konuşmaya başlamıştır…

Şimdi ikinci soruya gelelim o zaman: Elektromanyetik dalgaları yolladılar. Peki insan anatomisiyle alakası olmayan bu dalgalar, zihninizdeki düşünceleri nasıl anlayabiliyor? Nasıl anlamlı bir bağ oluşturuyor? Muhtemel yanıtlar şu şekilde:

2)Beyin-Bilgisayar arayüzleri ve Sibernetik Bilimi

Bu başlık biraz sığ ve tüm konuyu kapsamayacak şekilde atılabilmiş olabilir. Bilgisizliğime verin.

Fakat Telegramın hedef beyindeki verileri anlamlandırması ve zihninizin okunması imkan tanıması benzer çalışmalarla alakalıdır. Beyin-Bilgisayar arayüzleri demek; insan beynindeki aktivitelerin bilgisayar monitörüne aktarılmasına yarayan bazı teknolojiler demektir. Bunlara bugüne kadar genelde hastanalerde rastlanmış. Mesela EEG teknikleri; komadaki hastaların beyin aktivitesini gözlemleyebilmenizi sağlayan bir buluştur. Hatta silah olan Telegramın benzer teknolojiden ayrılarak geliştirildiği ortaya atılan teorileri arasındadır.

Sibernetik bilimi de insan beyni, bilişsellik ve düşünsel faaliyetler dahil olmak üzere karmaşık sistemlerin işleyişini ve yönetilmesini inceleyen bir bilim dalıdır.

Fakat burada çok ciddi bilgi eksiklikleri vardır:

a)Bahsedilen Beyin-Bilgisayar arayüz teknikleri genelde elektrot yardımı olmadan uygulanamaz. Elektrot yardımıyla beyin bağlantısı sağlanamamış bir insanın zihnine ulaşmak, hele ki bu insan özgür ortamında hareketliyse imkansız olarak görülür.

b)EEG teknikleri gibi işlemlerde beyninizin sadece belli başlı aktivitelerine ulaşılabilir. Bunlar da genelde önceden tanımlanması gereken ve bilgisayarın bu doğrultuda güncellenmesini gerektiren aşamalardan oluşur. Mesela bir EEG makinesiyle beyin aktiviteniz gözlemleniyor diyelim: Yapılan deneyler sonucunda siz sevgilinzle ilgili düşündüğünüzde kırmızı sinyaller artıyor diyelim. İşinizle ilgili düşündüğünüzde gri sinyaller artıyor diyelim. EEG kullanan doktorlar bunu deneme yanılmayla anladıktan sonra bilgisayarı otomatik olarak programlayabilirler. Şöyle ki; bir daha sevgilinizi düşündüğünüz zaman bilgisayar kırmızı sinyalleri otomatik olarak tanımlar. O anki beyin durumunuzu bir veri olarak kaydeder. Böylece tam olarak olmasa da ne hakkında düşündüğünüz saptanabilir. Daha sonra da kaydedilmiş bu beyin durumu dışarıdan yapay olarak size nakledilebilir. O sırada sevgilinizi düşünmüyor olsanız bile onu düşünürkenki ruh haline anlam veremediğiniz bir şekilde girebilirsiniz. 

Yani anlayacağınız “kamuya açık bilgiler” dahilinde EEG ve benzer tekniklerin elektrotsuz uygulanması mümkün değildir. Kaldı ki bunların beyni verdiğim örnekteki gibi semboller halinde çözebileceği düşünülmektedir. Oysa ki Telegram; aklınızdan geçen bir cümleyi konuşma gibi okuyabilen, hayalinizde canlandırdığınız bir resmi aynen bilgisayar ekranına aktarabilen bir güce sahiptir. Bunların üzerine size yapay olarak konuşma ve resim gönderme, en kötüsü de hafıza merkezinize ulaşıp sizin bizzat aklınıza gelmeyen anıları bile görme imkanı vardır. Günümüzdeki beyin-bilgisayar teknolojilerinde bunları yapan bir buluşa ben rastlamadım. Hele ki hastanelerde kullanılan güçte EEG’nin hafızanıza ulaşması gibi bir şeyden bahsedilmiyor bile.. Varsa hariçten bildiğiniz lütfen belirtin.

3)Elektromanyetik ve beyinsel aşamaların dönüşümü nasıl sağlanıyor?

Geldik en önemli muammaya… Aslında bu sorunun “Dönüşüm, hedef dünyanın her yerindeyken ve mesafe fark etmeksizin nasıl oluyor?” şeklinde sorulması gerekir. Çünkü anlamlı ses gönderimini sağlayan deneyler mevcut. Ama o da o kadar meşakkatli bir şekilde yapılmış ki; belli ki insanlık suçluları epey yol kat etmiş.

İki başlık halinde verdik ya elektromanyetik dalga ve sibernetik olaylar diye… Elektrot olmadan, mesafe sorunu olmadan bunların arasındaki dönüşüm nasıl gerçekleşmektedir bunu açıklaması gerçekten çok zor. Mesela başlı başına bir elektromanyetik dalga; eğer kendisini tanımlayabilecek bir hedef varsa iş görür. Radyo istasyonları, TV kanalları gibi. Normalde gönderilen bir elektromanyetik dalga insan vücuduna denk gelirse dalganın boyutuna ve cinsine bağlı olarak ya sizi atlayıp geçer ya da içinizden geçip yoluna devam eder. İnsan beyninin tıpkı bir uydu alıcısı gibi elektromanyetik dalgayı tanımlama kabiliyeti yoktur. Kaldı ki bununla tamamen biyolojik esaslara göre işleyen düşüncelerinizi okumayı ve hafıza merkezinize ulaşmayı başarıyorlar…

Sizin de etkileneceğiniz şekilde bir eleketromanyetik dalga gönderildi diyelim. Burada bu dalganın bir anda o beyin/bilgisayar arayüzlerinin gördüğü işi görecek bir dönüşüme uğraması, sonra da tekrar elektromanyetik forma geçerek gönderildiği merkez üssüne bu doğrultuda bir geri bildirim yapması gereklidir. Termodinamik dönüşümler gibi…

Bunu siz bilinçli olarak yapmazsınız çünkü mağdur olduğunun farkında olmayan bir sürü insana da ulaşılabiliyor. Ayrıca manipülasyonun farkında olsanız bile aklınıza gelen bir şeyi görememeleri gerekir. Ama dedim ya; tıpkı bir TV kanalı gibi bağlantı söz konusu.

Burada sizin kimliğinizi özelleştirecek bazı genetik esaslar olduğu ihtimal kazanmaktadır. Çünkü insan beyni düz anatomik yapı olarak genelde aynıdır. Sizi siz yapan şey genetik eşsizliğinizdir.

Aradaki teorileri saymazsak Telegram büyük ihtimalle şu şekilde çalışmaktadır:

Gönderilen elektromanyetik dalga >>>>>> Düşünce formuna geçiş ve beyninizi okuma >>>>>>> Elektromanyetik forma geçiş ve merkez üssüne geri bildirim


Evet arkadaşlar; ben araştırmalarımı geliştirdikçe bilgiler ve aklıma gelen sorular eşliğinde gözlemlerimi yazıyorum. Lütfen siz de bildiklerinizi aktarmayı ihmal etmeyin. Şimdilik hoşça kalın…

 

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *