Zihin kontrol mağdurlarına yönelik psikolojik operasyonun ana kolonları

Cem Özberk’in bir önceki yazısını bu yazıya başlamadan önce buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

  • İtibarsızlaştırma: Hedefe alınan bireyler, zihin kontrol programlarında üç safhadan geçmektedir. Birinci safhada, bireye orantısız bir güç uygulanıp travmalar yaşatılmakta ve koşulsuz itaat etmesi hedeflenmektedir (Stockholm Sendromu). Hedefteki bireyin direnmesi durumunda ise, ikinci safhaya geçilmekte ve bireyin akli dengesinin bozuk olduğu propagandası yapılmaktadır. Böylece direnen birey itibarsızlaştırılarak, kontrol altına alınabileceği psikiyatrik bir kliniğe yatırılacaktır. İkinci safhanın da başarısız olması durumunda, yani bireyin akli melekelerinin yeterliliğini ispat etmesi durumunda, hedefteki birey veri tabanındaki bir veri olarak programcılar tarafından sadece izlenecektir. İtibarsızlaştırma, bireyin, kendisine uygulanan insanlık dışı işkenceyi topluma duyurmasını ve yardım almasını engellemek için yapılmaktadır.

  • Bilgi Kirliliği (Disinformation): CIA, zihin kontrol deneylerini gizli tutmak amacıyla, bu deneyler hakkında konuşanları ve/veya araştıranları itibarsızlaştırdığı gibi, bu konuda birbiriyle çelişen bir bilgi yığını yayarak bilgi kirliliği yaratmaktadır. Örneğin zihin kontrol ile ilgili bir tartışma yaratıp, farklı kaynaklardan birbirine zıt çok sayıda bilgiyi erişime açmıştır. Böylece, konu hakkında bilgi sahibi olmayan toplum, konuyu tartışanların itibar ve ünvanlarına göre fikir sahibi olmaya çalışacaktır. Bilginin, her yerde farklı perspektif ile yayılması, toplumun o konuyu ciddiye almamasını sağlar. Ayrıca CIA, bilgi kirliliği yaratmak ve gerçekleri çarpıtmak için sinemayı da kullanmaktadır. Bu konuda yapılan “Mançuryalı Aday” (Manchrian Candidate – 2004), “Komplo Teorisi” (Conspiracy Theory – 1997), “The Matrix” (Matrix – 1999), “Gamer” (Oyuncu – 2009) gibi filmler, zihin kontrol konusundaki gizli gerçekleri, bilim kurgu ambalajında sunmakta ve izleyicinin algısını, konunun hayal ürünü olduğuna yöneltmektedir.

  • Havuç ve Sopa (Carrot & Stick): Bu metafor, istenen bir davranışı elde edebilmek için, ödül-ceza kombinasyonlarını kullanmayı ifade eder. Örneğin, bir kişinin, size hizmet etmesini istiyorsanız, hizmet etmesi için teklif edeceğiniz ücret, o kişi için havuç, yani ödül olacaktır. Hizmet etmemesi durumunda vereceğiniz ceza ise, sopa anlamına gelmektedir. Köpek eğitmenleri, köpeklerin eğitiminde, köpeğin tasmasına bir elektroşok cihazı yerleştirirler. Köpeğin itaat etmemesi veya komutu anlamaması durumunda köpeğe düşük voltajda elektrik verirler. Köpeğin itaat etmesi veya öğrenmesi durumunda ise ona sevdiği bir yiyeceği ödül olarak verirler. Zihin kontrol psikolojik işkencelerinde, mağdura, itaat etmediği sürece sürekli olarak travma yaşatılmaktadır. Bu travmalar “sopa” bölümünü temsil eder. Diğer taraftan mağdur için havuç, ancak itaati durumunda, travmaların azalması şeklinde olmaktadır. Pavlov’un köpekleri deneylerinde olduğu gibi, bu travmaların, mağdurda, itaat konusunda bir şartlanma oluşturması amaçlanmaktadır. Mağdurun, travma ve krizden kaçmak için itaat etmesi, bu travmaları temsil eden sembollere karşı bir fobi oluşturacaktır. Aşağıda “Nero-teknolojik Yöntemler” başlığı altındaki “tinnitus” (kulak çınlaması) bu deneylerde kullanılan sopaya en güçlü örnektir.

  • Konumsuzlaştırma: Hedeflenen bireyde, bulunduğu konum, yön duygusu ve adres bulma gibi konularda kafa karışıklığı ve çaresizlik duyguları algılara yapılan müdahaleler ile yaratılır. Böylece bireyin, temel yaşamını sürdürmekten aciz olduğu telkinine inanması beklenir. Bireyin bulunduğu konum ile ilgili tereddütleri beslenir ve algılara yapılan müdaheleler ile baskı ve travmalar yaratılır. Konum konusunda tereddüt yaşayan hedefe, işkencecilerine veya psikiyatri kliniklerine sığınması konusunda telkin yapılır.

  • Finansal Saldırılar: Dr. Duncan’a göre, zihin kontrol programları; ilk günlerde hedeflere yapılan finansal saldırılar ile başlar. Öncelikle hedefin işini kaybetmesi sağlanır ve başka bir iş bulması engellenir. Sonrasında organize suçlar ile bireyin maddi kaynaklarını yanlış kullanması sağlanır. Çalışamayan ve birikimlerini hızla kaybeden hedef kısa sürede finansal bağımsızlığını yitirir. Hedefteki bireyin bazen bankadaki hesabına ulaşması ve/veya para çekmesi bile engellenir.

Üsküdar Üniversitesi Rektörü, Psikiyatrist Nevzat Tarhan, bir konuşmasında, mağdurların, çalışmalarına izin verilmeyen dönemde, harcamalarında ekstra dikkatli davranmalarını ve savurganlıktan kaçınmalarını tavsiye etmektedir.

Hedeflenen birey, çoğunlukla yaptığı harcamalarda, haksızlığa uğratılır ve ayıplı mal ve hizmetler almaya mecbur bırakılarak yanlış finansal kararlara sürüklenir. Bu süreçte, hedeflenen bireye itaat etmesi durumunda, kaybettiği paraların geri ödeneceği ve maddi sıkıntılardan uzak, finansal güvenceli bir yaşam vaadinde bulunulur.

  • Tehdit ve Şantaj: Hedeflenen birey, bu yöntemler ile, “korku, endişe, kaygı” gibi olumsuz duygulara şartlandırılmaya (çapalama) çalışılır.

  • Çapalama (Şartlandırma): Çapalama terimi Neuro Linguistic Programming’e (NLP) göre; bir bireyin trans halindeyken, suni olarak, derin bir duygu durumuna sokulması ve bu duygu durumunu bir sembol ile ilişkilendirerek o sembolü, o bireyi istenen duygu durumuna sokmak için bir tetikleyici olarak kullanılması anlamını taşımaktadır. Psikolojideki “şartlandırma” terimine benzer bir yöntemdir. Örneğin; alkol aldığınız zamanlarda, kadeh tokuşturarak “şerefe” dendiği bilinir. Bu eylem sonrası içilen alkolün etkisi, kişide bir çakırkeyif duygu durumuna sebep olur. Her alkol aldığınızda bu eylem tekrarlanırsa, bir süre sonra alkolsüz bir içecek ile “şerefe” eşliğinde kadeh tokuşturması bile kişide alkol etkisi yaratır. Bir başka örnek ise, yakınlarımızın cenazelerinde, herkesin siyah renk giymesi ve başsağlığı dilemek amacıyla sırta hafifçe vurulması eylemi. Bu eylem, sevdiği bir yakınını kaybetme travması ile yapılan bilinçsiz bir çapalama eylemidir. Siyah giydiğiniz ancak cenazenizin olmadığı bir günde aynı eylem; keyifli iken bir anda istemsiz halde kederlenmenize sebep olabilir. NLP’de çapalama için denek, bir trans metni ile olumlu bir ruh durumuna sokulur. Sonrasında bu duyguyu en derinden yaşadığı anda, ellerinden bir tanesinin belirli bir noktasına dokunularak hafifçe bir baskı uygulanır. Bireyin içinde bulunduğu olumlu duygu durumu, dokunma eylemi ile ilişkilendirilir. Böylece birey, her bu olumlu duygu durumuna ihtiyaç duyguğunda, elinin aynı noktasına bir baskı uygular ve hızla arzu ettiği olumlu duygu durumuna girer. Psikolojik işkence sırasında bu yöntem, mağdurların aleyhine kullanılır. Bütün olumsuz duygu durumları (korku, endişe, üzüntü, panik… vesaire) ayrı ayrı sembollere çapalanır ve mağduru o duygu durumuna sokmak için o sembole maruz bırakılması yeterli olur. Aşırı derin yapılan çapalamalar, mağdurlarda, travmalara, krizlere, hezeyanlara ve fobilere sebep olabilir. Örneğin; ailenize zarar verme tehdidinin size derin olarak kaygı ve öfke travması yaşattığını varsayalım. İşkenceciler, siz her bu duyguları derin olarak yaşarken, size aile fotoğrafınıza benzer bir fotoğraf göstererek bu olumsuz duygulara çapalarlar. Sonrasında ise siz, herhangi bir aile fotoğrafını her gördüğünüzde, istemsiz olarak, kaygı ve öfke duygularını yaşarsınız. İşkenceciler çapaları, sizi istedikleri duygu durumuna sokacak olan “uzaktan kumanda aletini” programlamak için kullanırlar. Ancak çapaları silmek, etkisiz kılmak hatta geri yönlendirmek mümkündür. Bu konudaki detaylı bilgileri “tavsiyeler” başlığında ileride vereceğiz.

  • Zayıf Düşürme: İşkenceciler özellikle ilk zamanlarda, hedefin direncini kırmak veya zayıflatmak amacıyla üç temel yönteme başvururlar. Bunlar; uykusuz bırakmak, aç bırakmak ve yormaktır. Uyku, bireyin sağlığı açısından, vücudun dinlenmesi ve yenilenme bağlamında önem arz eder. Düzensiz ve rahatsız, yani kalitesiz uyku, bireyde uykuya dalamamak (insomnia) kadar büyük olumsuzluğa sebep olur. Böyle bir durum kronik olarak, yorgunluk, halsizlik, enerji eksikliği, vücut bağışıklığının azalması gibi olumsuz sonuçlar doğurur. İşkenceciler açısından, hedeflenen bireyin uyku düzenine saldırılar son derece kolay bir şekilde yapılabilir. Ayrıca uyarıcı maddeler veya uyarıcı etkili elekro manyetik enerji, mağdurlara iradeleri dışında uygulanarak, insomnia suni olarak yaratılabilir. Diğer taraftan hedeflenen bireyler, aç bırakılarak ve gün boyu uzun yürüyüşlere zorlanarak enerji ve sağlık kaybı yaratılır. Örneğin, her yemek yeme girişiminizde, “sopa” özellikli bir eyleme maruz kalırsanız, bir süre boyunca daha az yemek yemeye ve sonrasında yemek yemekten kaçınmaya başlarsınız. Gün boyu hareket ederek yorulmanız istendiğinde ise; her hareketsiz kaldığınızda, “sopa” ile cezalandırılırsınız ve bu durum, sizi gün boyu ve bazen de geceleri aralıksız yürümeye ve yorulmaya mahkum eder.

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *