Psikolojik harekatta duyguların önemi

Son yıllarda sivil insanlara uygulanması sebebiyle daha da vahim duruma gelen psikolojik harekat; çağımızın ve ilerleyen çağların kanayan yaralarından biridir. Çünkü askeri makamlarca uygulanıp düşmanın savaş gücünün kırıldığı dönemlerin üzerinden çok şey değişmiştir. Askeri alanda yapılan psikolojik savaşlarda durum daha adildir. Her iki tarafın da askeri kaynakları gereği psikolojik savaş gücü vardır. Aynı şekilde kendilerine yapılacak bir psikolojik saldırıya karşı savunma planları da mevcuttur. Yani yeterli kaynağı ve eğitimi olan iki tarafın çarpışması söz konusudur.

Fakat 21. yüzyıla girmemizle beraber işin çehresi bambaşka bir boyut kazanmıştır. Hep 20. yüzyıl diktatörler çağı olarak adlandırılır ama işin özü çok farklıdır. 21. yüzyılda kendisinde masum insanları etik dışı yollarla yönetecek cüreti bulan üst makamlar; askeri tehditlere karşı kullandıkları psikolojik unsurları sivillere uygulamaktan çekinmemişler, onları özgür olduklarını sanan robotlara çevirme yönünde çalışmalar yapmışlardır. Telegram ise bunun en üst noktasıdır zaten. Sözüm ona diktatörler çağı bitti. Bunlar eski usulün aksine takım elbise giyen, daha alçak sesle konuşup daha çok gülümseyen, sert imaj kaygısının aksine kibarlıktan kırılan, en şeytani diktatörler de haberiniz yok…

Eee bizim amacımız da telegram ve türevi yöntemlerle “sessiz terör” estirmeye çalışan bu korkaklara karşı bireysel savunma geliştirmeye yardımcı olmaktır. Hele ki telegram mağduru iseniz çevrenizde yürütülen algı yönetimini ve psikolojik tacizleri iyice savuşturabilmeniz gereklidir.

Bu amacımız doğrultusunda kaleme aldığımız yazıda psikolojik harekatın derinliklerine inmeye devam ediyoruz. Daha önce yazdıklarımızı merak edenler su yazıları okuyabilirler:

Şimdiyse psikolojik harekatta çok önemli olan bir unsurdan bahsedeceğiz: Duygular, duygularınız…:)

Daha önceki yazılarımızda ne demiştik? Psikolojik harekatın temel kolonları kitle ve algı yönetiminden epey farklılık gösterir. Bu da kaynağını aldığı askeri makamlardan ileri gelir. Tıpkı eskiden yapılan psikolojik harekatların düşman askeri üzerinde korku yaratmayı amaçlaması gibi, siviller üzerinde yapılanlar da genelde korku ve sindirme taktikleri içermektedir. Yani kısaca; psikolojik harekata maruz kalan bir kişi veya toplum korkar. Kendini kapana kısılmış hisseder. Bu yüzden de son derece zalim ve acımasız bir yöntemdir. Halkın, özellikle bir ülkenin muhaliflerinin üzerine uygulanan psikolojik harekatın vermek istediği mesajlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Sokaklarda umarsızca gezmeyin. Her an her yerde bomba patlayabilir.
  • Lideriniz ya da sempati duyduğunuz kuruluş aslında sizin iyiliğinizi düşünmüyor. Onu bize verin. Kellesi için size ödül verelim.
  • Sempati duyduğunuz topluluk afaroz edilmiştir. En ufak bir ilgi alakanız görülürse tutuklanırsınız veya ölürsünüz.
  • Bizim yaptığımız bazı faaliyetleri fazla eleştirirseniz hapsi boylarsınız.
  • Fikirlerinizi sesli olarak söylemeyin. Can güvenliğiniz tehlikeye düşebilir.
  • Kültürünüzü ve adetlerinizi alenen yerine getiremezsiniz. Ayrımcılık olarak algılanabilir.

Bu maddeler daha uzar da gider…

Bakın hepsinde var olan ortak nokta nedir? Tabii ki duygular, korkular, hassas ve zayıf noktalar… Bunu eğer benzer konulardaki filmlerde izlediyseniz de gözlemleyebilirsiniz. Bir insana hiçbir kozu kullanarak taviz verdiremezsiniz. Az parayla geçinmeyi, birçok haktan mahrum kalmayı, hatta anavatanını terk etmeyi bile göze alır. Ama ilkeli ve kararlı olduğu izlenimi veren bu insan sevdiği kişilerin özgürlüğü, onuru, can güvenliği aracılığıyla tehdit edilirse bir anda kendini çaresiz hissedebilir. Emirlere uymaktan başka bir çaresi olmadığını düşünebilir. Tabii bu psikolojik harekat da bir yere kadar işler. Dozu abartılırsa ve olmayacak isteklerde bulunulursa itaati değil, can havliyle ve son derece zararlı olabilecek bir baş kaldırmayı doğurur. Bunu psikolojik harekat düzenlemekle sorumlu telegramcıların benden iyi bildiğine eminim. Ama size anlatmazlar. Hatta biliyor musunuz? Elektro manyetik yöntemlerle yaptıkları bu fenomenlerle yarın bir gün Tanrı’yı oynamaya kalkarlarsa hiç şaşırmayın. Tıpkı Tanrı gibiler zaten… Yarattıkları dünya yetmiyormuş gibi kendilerine tapılmasını bekleyen megaloman, şımarık kompleksliler…

Peki neden böyle bir yol izlenir? Çünkü duygular, bir insanın mantıklı düşünme kabiliyetini kisitlayabilecek etkenlerin başında gelir. Mantıklı düşündüğünüz zaman olayları biraz daha gri görebilirsiniz. Ama duyguların dış dünyayı size siyah-beyaz olarak algilatabileceği bir yönü vardır. Bir saldırı anında aşırı tepkilere sebep olabilir.

Buradan tabii ki şöyle düz mantık bir sonuç çıkarılamaz: Duygusal olmayan insanlar psikolojik harekattan daha az etkilenir. Alakası yok…

Psikolojik harekatın duygular üzerinden yarattığı şey korkudur. Buna sadece kendinize ve çevrenizde karşı beslediğiniz insanı duygular değil; hayatta kalma iç güdüsü ve beynimizin alt katmanlarında bulunan iç güdüler de dahildir. Bu yüzden duygu ve iç güdü olarak bahsedilen şeylerin tanımı biraz daha karmaşıktır. Ona girmeden açıklamaya çalışıyorum.

Şöyle özetleyebiliriz: Duygulardan ve iç güdülerden yoksun bir insan, zaten insan değildir. Tek başına hayatta kalması mümkün değildir. Bir tehlikeyle karşı karşıya olması halinde çalışması gereken savunma iç güdüleri onu koruyamayacaktır. Zaten böyle bir insanın etkilenebileceği manevi bir değer de yoktur, bir adalet duygusu da. Yapılan psikolojik harekat karşısında ya sürüngenler gibi kazanamayacağını anlayınca kaçmayı seçecektir. Ya da kayıtsız şartsız boyun eğecektir. Çünkü ona göre mantıklı olan budur.

Fakat psikolojik harekata karşı kendinizi savunmanın anahtarı tabii ki yukarıda anlatıldığı gibi birine dönüşmek değildir. Tek bir şey yeterlidir: Zayıflıklarınızı kabullenmek ve onların farkında olmak… İlerleyen yazılarda değineceğiz…

Yani şimdilik söylenebilecek şey şudur: İster telegram mağduru bir birey olun, isterseniz bir toplumun üyesi. Bir psikolojik harekatta size saldirilacak yönler bellidir. Tıpkı bir yazılım gibi işler. Gözünüzde fazla büyütmeyin.

Büyük ihtimalle sizi ve toplumunuzu öncesinde analiz etmişlerdir. Ona göre büyük ve hantal bir plan devreye sokmuşlardır. Kendi sürüngen beyinlerinin ürünü olarak karşınıza oturup tartışan bir insanın aksine, zayıf noktalarınıza darbeler indirerek sizde bir yıpratma meydana getirmeye çalışırlar. Siz de neyin ne olduğunun farkında olarak bunları alt edebilirsiniz. Sayfalarca kitap okumanıza gerek yok. Biraz gozlemciliğiniz ve filozof gözleriniz olsun yeter.

Telegram mağdurları: Yapılan saldırılarda ısırmaya çalışıp çalışıp gider bu zavallılar. Siz işinizi yapmaya devam edin. Bir yandan da bunu ikincil uğraşınız olarak benimseyin ve ısırmaya çalıştıktan sonra saklanmaya çalıştıkları pis delikleri yavaş yavaş yıkmaya, dezenfekte etmeye bakın.. Bizler korkmazsak, o devasa egolarının ürünleri olarak yaptıklarının neticesinde eninde sonunda patlayacaklar….

Şimdilik hoşça kalın…

 

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *