Psikolojik harekat nedir?

Psikolojik Savaş ile yakından alakalı olan bir kavramdır Psikolojik Harekat. Tıpkı uzun süreçli bir savaşta bazı harekatların bulunması gibi, uzun vadeli planlar içeren bir psikolojik savaşın içerisinde de pek çok farklı amacı barındıran psikolojik harekatlar söz konusudur. Aynı şekilde algı yönetimi ve kitlelerin yönlendirilmesi açısından da çok önemli bir etkendir. Daha önce “Algı yönetimi nedir?” başlıklı yazımızda bu konudan bahsetmiştik. Linke tıklayarak okuyabilirsiniz.

Yazımızın konusu olan psikolojik harekat; birçok yönüyle algı yönetiminden farklılaşır. Neden diye soracak olursanız, aralarındaki farkın kaynağı şüphesiz kullanıldığı alanların değişiklik göstermesidir. Ayrıca içerikleri, yani gerçekleştirilmesi sonrasında insanlarda yarattıkları etki de son derece farklılık göstermektedir.

Mesela algı yönetimi daha çok kendi çabalarınızla araştırıp öğrenebileceğiniz bir konu iken, psikolojik savaş terimini daha önce eğitim yoluyla duymuş olmanız mümkündür. Nereden mi? Tabii ki liselerdeki Milli Güvenlik dersinden. Bizim zamanımızdaki müfredatta bu konu hakkında birkaç başlık mevcuttu ve tanımı yaklaşık olarak şöyle bir şeydi: Psikolojik Savaş; düşman askerinin psikolojik direncini kırmak, savaşma gücünü ve motivasyonunu düşürmek için yapılan faaliyetlerin tümüne denir. Faaliyetlerin tümü derken neyi kast ediyoruz? Düşman askerinin görüp de etkileneceğinden emin olunacak şekilde yapılan propagandaları kast ediyoruz tabii. Bu psikolojik savaşa vereceğim örneği de Milli Güvenlik hocasının söylediğini naklen iletmek suretiyle veriyorum: Vietnam Savaşı’nda direnişçiler; ABD askerlerinin bulunduğu bölgelere ABD’deki lüks yaşamı ve eğlenceyi fotoğrafladıkları bildiriler bırakırlarmış. “Siz burada sefil şartlarda ölürken, sizi gönderenler orada lüks içinde eğlencesine devam ediyor.” mesajı vermek için. Tahmin ediyorsunuz ki canının derdinde, yabancı topraklarda olan Amerikan askerlerinin bu işin bir psikolojik harekat olduğunu fark etseler bile zihinlerine Amerika’daki eğlenceli hayatın devam ediyor olduğunun tohumlarının ekilmesi kaçınılmazdır. Devamını tahmin etmek de basit.. Emirleri uygulamaya odaklanmış askerler zamanla “Biz neden buradayız? Kimin için savaşıyoruz? Bu bizim savaşımız değil ki?” gibi soruları sormaya başlarlar.

Burada dikkatli okuyucularından gözünden kaçmayacak bir durum daha var. Algı yönetiminde doğrudan halkın yönetilmesine yönelik yorumlar yapmışken, psikolojik harekat söz konusu olduğu zaman askeri kanattan örnekleme yaptım. Neden? Çünkü psikolojik harekat; genellikle askeri amaçlarla kullanılan, savaş sırasında gerekli olan yöntemlerdir. Yani sivillere uygulandığı durumlara kıyasla çok büyük bir yüzdeyi kaplar savaşlar.

Ama tahmin edeceğiniz gibi artık böyle bir şey söz konusu değil. Vietnam, Kore gibi sıcak çatışmaların yaşandığı son savaşların da dünya üzerinde sona ermesiyle birlikte psikolojik harekatta elde edilen tekniklerin kullanımı da yeni bir boyut kazanmıştır. Savaşlarda yararlı olan bu teknikleri bazı kirli odaklar “Hey, neden insanların duygularıyla, hassas yönleriyle oynayan bu psikolojik harekat yöntemlerini siviller üzerinde de uygulamayalım ki?” diye düşünmüş ve işe koyulmuşlardır. Yani psikolojik harekat; artık masum sivillerin üzerinde de buram buram hissedebileceğiniz tehlikeli bir unsurdur.

Psikolojik harekat nasıl anlaşılır?

Eğer bir psikolojik harekatla karşı karşıya olduğunuzu düşünüyorsanız bunu nasıl fark edebilirsiniz? Haberlerde meydana gelen birtakım olayların, yazılan yazıların ardında bir algı yönetimi mi var, psikolojik harekat mı düzenleniyor nasıl anlarsınız? Öncelikle şunu belirterek söylüyorum: Ben bu konularda herhangi bir lisans, master, doktora elde etmiş bir insan değilim. Sadece Telegram zihin kontrol işkencesiyle uğraştığım zamandan beri gözlemlerime dayanarak pratik bir yaklaşım sunmaya çalışıyorum. Telegramcıların akıl oyunlarına karşı geliştirdiğim bu yöntem bireysel bazda gayet işe yarıyor. Eğer siz de böyle bir şey düşünüyorsanız kulak verebilirsiniz. Daha fazlasını istiyorsanız bu işin okuluna gidin, beni dinlemeyin.

Algı yönetiminde verdiğimiz X Krallığı ile Y Devleti örneğini hatırlarsınız. X Krallığında insanlar sırf kral istediği için zorla siyah pantolon giyerlerken; Y Devleti’nde ise bu iş algı yönetimiyle yapılır. İnsanlar siyah pantolon giyme kararını kendi iradeleriyle verdiklerini sanırlar fakat algı yönetiminin kurbanı olmuşlardır. Telegram’ın çalışma şeklinde de yoğun olarak mevcuttur bu durum. Olay kısaca böyle işler. Fark ettiyseniz algı yönetiminde insanlar üzerine herhangi bir diktatörlük ya da korku unsuru yoktur. Kitle yönetimi daha çok pazarlama ile flört eder diyelim. Mesela sanki tek bir yerden emir almış gibi tüm gazetelerin aynı konular hakkında yazması, medya organlarında benzer zihniyeti aşılayacak reklamların ve programların yayınlanması gibi durumlar bir algı yönetimidir. Çünkü kafasını çevirdiği her yerde benzer temaları gören insanlar zamanla bundan etkilenir ve algı yönetiminin istediği şeyleri kendi fikirleriymiş gibi benimsemeye başlarlar.

Psikolojik harekat dediğimiz zaman ise ağırlıklı etken korkudur. İnsanların zayıf noktalarıyla oynamak, korku yaratmak, bazı sorunları unutturmak için ortak bir düşman yaratmak, belirli ideolojik hedefler belirleyip tüm propaganda imkanlarıyla dikkatleri bu yöne çekmek gibi örnekler verebiliriz. Mesela; İrlanda direnişi sırasında İngilizler direniş önderi Michael Collins’in kellesine ödül koymuşlardır. Kendi işgalleri altında olan İrlandalı bölgelerde sokağa çıkma yasağı ilan etmişler, İrlandalıların evlerini keyfi olarak basmaya başlayıp herkesi diken üstünde tutmaya başlamışlardır. Yapılan bu saldırıların sebebinin ise “Michael Collins ve bağımsızlık masalı uyduran direnişçilerin İngilizlere el kaldırması” olarak göstermişlerdir. İşte bu; sivillere uygulanan psikolojik harekatın Allahıdır. İrlandalı sivillere verilen mesaj şudur: Michael Collins sizin iyiliğinizi düşünmüyor. Onu öldürüp bize getirin, zengin olun. Sokaklarda teröristler dolaşıyor. Sokağa çıkmayın. Sokak güvenli değil. Bu hayatı yaşamanızın tek sebebi direnişçiler. Sizin iyiliğinizi düşünen biziz. vs. vs.” Tabii bu harekat zamanında başarılı olmamıştı ama dikkat çekmek istediğimiz nokta şu: Halkın üzerinde yaratılan korkuyu, can güvenliği yokmuş algısını görebiliyor musunuz? 

İki farklı örnek verdikten sonra şöyle bir özetleme yapabiliriz sanırım:

  • Eğer bir psikolojik harekat mevcutsa üzerinizde baskı hissedersiniz. Çevrenizdeki yayın organlarının milletçe ya da toplulukça hassas yönlerinize dokunmaya çalıştığını anlayabilirsiniz. Sokağa çıkmanın güvenli olmadığı, kimsenin kimseye güvenmemesi gerektiği ve sadece size bunları söyleyen kişilerin güvenilir olduğu şeklinde bir senaryo uygulanır. Kısacası psikolojik harekat varsa can güvenliğinizden endişe duyarsınız. Rahat yaşayamazsınız. Korkarsınız.
  • Eğer bir algı yönetimi mevcutsa hayatınız günlük rutininde ilerlemeye devam eder. Devlet ve siyaset hakkındaki görüşlerinizde kültürel değerlerinize, moda anlayışınızdan ahlaki normlarınıza kadar her şey siz işinizi yaparken etrafta fır dönen haber medya organları, giyim, oyun, vs. vs. şirketleri aracılığıyla işlemeye devam eder. Algı yönetimi daha uzun vadede sonuç verir ama karşı direnişe sebep olma riski daha düşüktür. Çünkü bu algı yönetimiyle beraber yetişen ve kültürel değerleri sizden hayli farklılaşan torununuz, öncesiyle kıyaslamalı şekilde algı yönetimini pek algılayamayacağı için her şey kökten değişmiştir bile. Yani kısaca; algı yönetiminde can güvenliğinden yana bir endişe duymazsınız. Her şey harikadır. İşiniz ve yaşantınız aksamadan devam eder. Sadece modaya ve genel kabule uymaya devam edersiniz.

Evet dostlar… “Psikolojik harekat nedir?” sorusuna biraz algı yönetimiyle karşılaştırmasından da yararlanarak bir ışık tutmaya çalıştım. Dediğim gibi; algı yönetimi, temeli korkuya ve zayıf noktalarınıza dayanan psikolojik harekat, telegramcı güruhun en çok yararlandığı yöntemler arasında bulunduğu için bunları yazmak zorundayım. Çünkü bir telegram mağduruysanız; çevrenizde arkadaşlarınız ve masum siviller kullanılarak yapılan akıl oyunlarına kanmamak için bu pratik bilgileri bilmeniz gerekiyor. Önceki yazılarda da bahsettiğimiz gibi bizim irdelediğimiz konular; önüne devlet güvenliği etiketi konarak suistimal edilen bazı tekniklerin masum halkın üzerinde uygulanıyor olmasıdır. Siber istihbaratın, algı yönetimi ve psikolojik harekatın “etiği”dir. Telegramın ise gün yüzüne çıkıp bir insanlık suçlusu olarak hesap vermesidir.

Eğer ki benim ele aldığım başlıklar hakkında eksik gördüğünüz, eklemek istediğiniz bir şey varsa lütfen belirtmekten çekinmeyin. Telegrama dair şüpheleriniz mevcutsa da bunu açık açık yazabilirsiniz. Şimdilik hoşça kalın.

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *