Ocak ve Şubat 2018 aylarındaki telegram zihin kontrol işkencesi

Ocak ve Şubat ayı boyunca yapılan işkenceleri, karakter suikastleri ve his manipülasyonlarından oluşan oyunları gün be gün not almam pek mümkün olmadı. Zaten işkencenin önemli bir kısmı yazı dibindeki linklerde görebileceğiniz “Birinci yazı: Eski Dost, Siber Tacizler ve Zihin Kontrolünün Ayak Sesleri” kısımda başladı. Her kelimesi, her anı inanılmaz zihin kontrol işkenceleriyle geçen bu yazıyı tamamlamak, hayatımdaki en önemli dönüm noktalarından ve en zorlu süreçlerinden biri oldu.

Sigarayı bırakan ben, bu yazıyı tamamlayana kadar tekrar sigara içtim, yazıyı bitirdikten sonra bir süre daha bırakamadım. Yazdığım her paragrafta, bugünlük de bu kadar dediğim her paydosta size duvarları yumruklatacak, kendi kafanızı kendinizin duvara vurmanıza sebep olacak zihin kontrollerine maruz kaldım. Zihin kontrolüne adapte olacak şekilde düzene koyduğum hayatımın en liseli, en leş, en paspal, en dibe vurmuş periyoduydu. Bundan sonra uzun bir süre de yazarlık yapmayı planlamıyorum.

Onun dışında yakaladığım, not aldığım başlıca elektromanyetik zihin kontrol unsurlarını not edecek olursam şu şekildeydi. Okuyan pek çok mağdurun hayatında olanlar ile benzerlik gösterebilir.

1 Ocak

Yeni yıla da ilginç ve hatırlayabileceğim yapay rüyalarla girdim. Bir rüyada uzun bir koridorda olduğumu hatırlıyorum. Etrafım tığkı Counter oyunundaki gibi uyduruk grafiklerden oluşuyordu. Ama ilerlemekte olduğum koridor tuvalterle doluydu. Evet; sağımdaki solumdaki her kapı birer tuvaletti ve bu yol sonsuza kadar uzanıyordu.

Daha sonra tuvaletlerden birine girdiğimi hatırlıyorum. İçeriden kapıyı kilitliyorum. Ama içerdeki bir diğer kapıdan baktığım zaman tuvaletten içeride başka bir tuvalet daha olduğunu görüyorum. Orayı da kolaçan ettikten sonra işimi görmeye niyetleniyorum. Tam o sırada az önce kolaçan ettiğim iç tuvaletten Fenerbahçe formalı, halı sahadan dönmüş bir hali olan küçük bir çocuk geliyor. Sen napıyosun lan burda gibisinden azarlamalardan sonra dışarı çıakrtıyorum onu.

-Akşam vakti yediklerimin etkisini arttırdıklarından mıdır nedir; bildiğiniz mide spazmına benzer bir sıkışma yaşadım. Şişkinlik deseniz değil, başka bir sindriim rahatsızlığı deseniz değil… Bldiğiniz her nefes alışınızda sizi rahatsız eden bir kütle, karnınızın tam ortasında…

2 Ocak

Çalıştığım derslerle ilgili son derece kaliteli ve animasyon ürünü olduğu belli olan rüyalar gördüm.

-Zihin kontrolünün ve yaşadığım mide rahatsızlığının etkisiyle bugün biraz çok uyudum.

Akşam vaktine doğru ders çalışırken çok şiddetli bir aşağılama, mahrem saldırısı, psikolojik işkence, küfür seansı yaşadım.

Akşam yemeğinden sonra hiçbir sebep yokken, ne bir karın ağrısı, ne başka bir rahatsızlık, vs. hiçbir iz yokken bir bağırsak (rektal) kanaması yaşadım. Uzun süredir sigarayı bırakmış olmama ve bunun yan etkisi olarak sindirimin düzensizleşmiş olmasına, elektromanyetik tacizlerle de bunun iyice körüklenmesine bağlıyorum şimdilik. Umarım farklı sorunlara sebebiyet vermez. İşin ilginci şu; düm konuştuğum bir mağdur bana aynı şeyleri yaşadığından bahsetti. Bugün gündüz vatki kendisiyle yazılı olarak konuştum. Ve bu akşam; bende daha öncesinden hiçbir vukuat, hiçbir belirti olmamasına rağmen aniden aynı rahatsızlık beliriverdi….  Yapay kaderin bir parçası olarak artık sistemlerimize de bulaşmaya başladılar…

3 Ocak

Genel itibariyle hızlı ve hareketli bir gündü

-Dışarıdayken yapay kadere, tesadüflere dair artı krutin haline gelen şeyler, spor salonunda yapılan tacizler

-Ders çalışırken veya araştırma yaparken O’nunla ilgili veya diğer çeşitli psikolojik işkenceler

(Acele bir gün olması ve bundan sebep olayları olduğu anda not alamamam sebebiyle yazabileceklerim böyle kısa oluyor)

4 Ocak

-Sabah güne başlar başlamaz yaptıkları kulak uğultusu, baş zonklaması ile günün sıfırıncı dakikasından itibaren mesaiye başladılar

-Gündüz vakti spor, rutin işler gibi şeylerle geçerken akşamüstü telegramcılar duygusal zaaflar, aile, geçmiş, ailevi şeyler üzerinden zor saatler yaşattılar. Bütün bu duygusal saldırıların ardından O’nunla ve mahrem ihlaliyle ilgili yaptıkları saldırılarla da iyice durumu pekiştirdiler. Daha sonra akşam yatmaya hazırlanana kadar bu saldırılar sürekli devam etti.

Bugünkü saldırılar sinirlendirmekten çok sizde gelecek kaygısından, ailenize ve sevdiklerinize yönelik henüz başaramadıklarınızdan ötürü yarattıkları yapay bir paranoya, yapay bir “Hayat akıp gidiyor lan” hissi gibiydi… Kısaca size yaptığınız işlerden şüphe ettirmeye çalışıyorlar…

5 Ocak

Sabah yakın tanıdıklarımın, kardeş gibi teyze gibi gördüğüm insanların çıplak resmedilmesi gibi ahlaksız rüya manipülasyonlarıyla uyandım.

-Sabahın ilk saatleri boyunca yoğun bir yorgunluk, unutkanlık, dikkat dağılması, önünüzdeki işlere odaklanmanızı engelleyen, tıpkı akşamları bir iki kadeh içtiğinizde olan akıp giden düşünceler gibi şeylerle saldırıya başlayıp bütün günki formumu etkilediler.

-Öğlen saatleri boyunca bir işten diğerine geçerken, sayfa değiştirirken, kitaptan ekrana geçerken gibi kısımlarda yaptıkları manipülasyonlarla çalışmanızı engelliyorlar. Ya da bir anda verdikleri bir telkinle masadan kalkmanızı, işi gücü bırakıp dışarıyı seyretmeye başlamanızı sağlayabiliyorlar.

-Akşam çalışmaya başlamamdan itibaren O’nunla ilgili işkenceler geri döndü. Yine o dayanılamayacak safhalara yakın, yine insana bin bir türlü yeminlerini tazelettiren şeyler. Yine  duvarları yumruklamak isteyeceğiniz şeyler…

6 Ocak

-Dün gece; tam yoğun bir hafta içinden sonraki ilk tatil olması sebebiyle, hem de uyku düzenimi biraz biraz bozma çabası olmai duygu dünyamla oynama çabası olsa gerek, gece yoğun bir duygu manipülasyonuna maruz kaldım. Tıpkı daha önce panik atağa varabilecek seviyede dediğim boyutlardaydı. Ama bu seferki O’nunla ilgili değil ailemle ilgiliydi. Elimden gelmeyen şeyler, geçmişten bu yana yaptığım tercihler, kendimi suçlu hissedebileceğim ya da üzülebileceğim, bende duygusal bir yük oluşturan şeyler üzerinde çok, ama çok, tarif edemeyeceğim şekilde bir işkence yaptılar. Zihninize öyle şeyler yapıyorlar, öyle telkinlerde bulunuyorlar ki; her şeyin sanal ve mantıksız olduğunu bildiğiniz halde sizin için akan suların durduğu, dünyayı yakabileceğiniz şeylere hitap ettiği için beyniniz isteğiniz dışında o komutu kabul ediyor; yersiz bir evham, yersiz bir pişmanlık, yersiz bir telaş, öfke gibi şeyler hissediyor. Sabit, normal durduğum halde gözüme toz kaçmış gibi bir modda zihnime gönderdikleri ve gerçekten, ama gerçekten zorlayan duygularla uğraşıyorum. Hani filmlerde günah çıkartmaktan, aydınlanmaktan bütün duygusal yükleri, acı yumakları su gibi akan, Avatar filminde su bükmeyi öğrenip de tsunami yaratan sahnedeki gibi  aydınlanan insanlar olur ya… Onun gibi….

-Sabah da uyanır uyanma O’nunla ilgili edilen küfürler ve aşağılamalarla uyandım.

-Dün gece yaptıkları bu manipülasyondan, hatta dün akşamdan beri zihin kontrolünden kaynaklanan o uyuşukluğu, o ölü toprağını hissediyorum yine… Evde doğru düzgün petek açmayan ben, sabah tan beri peteği sonuna kadar açtım, hasta veya halsiz değilim, enerjiğim, besin ve vitaminlerim yerinde ama hala üşüme geliyor. Yapay bir üşüme gibi. Beynime üşüdiğim zamanki beyin haritası gönderiliyor, beynim buna tepki veriyor ve vücuduma üşüdüğünü söylüyor. Ben de aslında üşümediğim halde böyşe üşümüş oluyorum…

 

 

7 Ocak

Genelde tatil havasında geçen sıradan ve sakin bir gündü. Akşam eve dönüte ve gece yatana kadar evdeyken biraz biraz benzer saldırılar yaptılar o kadar.

8 Ocak

Dünün tam tersi olacak şekilde, hafta sonu hafif geçen günün hıncını alır ve hafta başında yapılan bir karşılama gibi; sabah uyandığım saniyede edilen küfürlerden yapılan aşağılamalardan öğlen, akşamüstü ve özellikle yatmadan önceki 3-4 saat yapılan psikolojik işkenceler sürekli devam etti. Özellikle öğlen yemek yiyip işlerin başına oturacağım sırada O’nunla ilgili yaptıkları ağır işkenceler güne damgasını vuranlar arasındaydı.

Bunun yanı sıra halsizlik, odaklanma sorunu, yorgunluk , motivasyon düşüklüğü gibi şeyler de yapılanlar arasındaydı.

Ayrıca bugün akşamüstü ikindi vaktinden akşam yatana kadar inanılmaz bir sigara isteği, inanılmaz bir nikotin yoksunluğu verdiler. Yapay yollarla düşük perdeden verilen ve tesiri epey fazla olan bu yöntem bütün gün insanı epey zorluyor.

Bunların dışında dışarıda çevrede yapay kader unsurları ve hareketlerimiz kontrol edilebildiğine dair çeşitli tacizler vardı.

 

9 Ocak

Özellikle öğle saatlerinde, sonra da akşamüstü ve akşam, yoğun saatlerde O’nunla ilgili işkenceler…

10 Ocak

-Üniversiteden bazı arkadaşları rüyamda gördüm. Gezmeyi, outdoor aktiviteleri seven arkadaşlar bunlar. Beraber bir şeyler yapıyoruz falan…

-Sabah uyanır uyanmaz O’nunla ilgili yapılan tacizler sonrasında telegram etkileri dışarıda gördüğüm yapay kader unsurları ile devam etti.

-Öğle yemeği cıvarında hafif derecede yapılan işkenceler bir ara belirsizleşti. Ama akşam saat 17-21 aralığında katlanılmaz bir hal aldı.. İşkencelerin odak noktası ise tabii ki O, O’nun da görülüyor olması, O’nun da zihin kontrolü altında olması gibi şeyler…

11 Ocak

Uyanış ve sabah saatleri güldürecek şeylerle geçerken; öğle yemeği cıvarında yaptıkları son derece şiddetli saldırılarla yine beynimi, psikolojimi epey zorladılar.

-Öğleden sonra nadiren de olsa telegram olmadan işe güce, vs. odaklanmış şekilde geçerken akşam eve dönüşte yine çok, ama çok şiddetli saldırılarından birini yaptılar. Eskisi gibi daha ailevi, geçmişe, komplekslere odaklanan psikolojik baskılar yerine yine O’nunla ilgili intikam hırsını tazeleyecek, her şeyi hatırlatacak işkenceler yaptılar.

NOT: Ayrıca yeni hatırladığım bir durum olarak; geçtiğimiz günlerde metroya binerken telefon ekranından bir şeyi seyrederken, yani kendi parmaklarımla müdahale etmem imkansız bir vaziyetteyken telefonun ekranına kendi kendine basıldığını ve sayfayı isabetli bir şekilde değiştirdiğini gördüm. Umarım dokunmatik ekranların azizliğiyle açıklanabilecek bir durumdur.

28-29 Ocak

İnanılmaz zihin kontrol tacizleriyle geçen günlerde; uzun günler boyunca yazdığım bir yazıdan sonra zorla kendimi tekrar düzene koyuyorum. Hiç olmadığı kadar dakikada bir, 30 saniyede bir yaptıkları tacizlerle çileden çıakrıyorlar. Çok kötü…

30 Ocak

Ders çalışırken çok kötü işkencelere maruz kalıyorum. Durduk yere kalemi bir yerlere saplamamak, kafamız masaya vurmamak için kendimi zor tutuyorum. Zihninize gönderilen bir telkinle bir resimle içeri doğru bir öfke patlaması yaşadığınızı düşünün. Çevrenizde hiçbir etken, hiçbir düşman yok… Ders çalışmamı engelliyorlar. Her şey yolundayken sinir krizlerinin eşiğinden dönüyorum birdenbire…

Çalışmamı, iş yapmamı engelleyip beni bozuk para gibi harcamaya çalışıyorlar… Zaten harcandım da, ifşa olmalarını engellemeye çalışıyorlar…

Ve birkaç gündür çok yoğun baş ağrısı çekiyorum. Özellikle yatmadan önceki gevşeme gibi, uzanıp dinlenme, beyin aktivitenizin durulduğu zamanlar gibi durumlarda kan basıncının artmasıyla yaptıkları o stres durumu çok rahatsız edici bir hal alıyor. Vücudunuz sürekli belli bir stres seviyesinin üzerindeymiş gibi… Siz hiç orgazm olduktan sonra başı zonklamaya başlayıp daha beter strese giren adam gördünüz mü?…

 

-Bugünlerde gördüğüm bir rüyada sanırım, Eski Dost’un çok garip bir imajı vardı. Konuşmuyoruz ve sanki atın üzerine atlar gibi yanımızdan geçen bir minibüse atlıyor falan…

-Okulda dersteyim. Öğretmenlerden biri Kemal Kılıçdaroğluydu…

-Tam uyurken uyandırıyorlar. Uykuyla uyanıklık arasındaki itinayla yakalayıp sinirin, uyarıcı etkisinin en derinden işleyeceği şekilde bütün geceleri zehir ediyorlar.

-O’nunla ilgili işkenceler biraz hafiflyerek; Şubat ayı sonlarına doğru anlatmak istemeyeceğim şekilde haller alarak devam etti…

Özellikle yazıyı yazdıktan sonra telegram zihin kontrol işkencesinin çehresi epey değişmeye başladı. Yazıyı tamamladıktan sonra sürekli “İstesem sana şunu yapabilirim biliyorsun değil mi?” “istesen şunu şunu yapmak birkaç saniyemi alır biliyorsun değil mi?” gibi gibi… Bunu bütün o 2 ay boyunca

“Oğlum bak şu an seni öldürebilirim. Bir haşlarım seni sabaha yanmış olarak bulurlar odanda.”

“İstesem seni öldürebilirim. Trafik kazası, beyin kanaması, hiçbir şey fark etmez..” gibi telkinler aldı.

Yaptıkları bir tacize cevap vermemin hemen ardından “İstesem seni öldürebilirim biliyorsun değil mi?” diye verilen cevaplarla süren işkenceler de cabası…

-Yazıdan sonraki süreçte hala Eski Dost’u koruyacak, çalışmamı engelleyecek şekilde işkenceler devam etti. Yazdığım yazıyı, yaptıkları işkencelerdeki his manipülasyonlarının ve karakter suikastlerinin bir parçası olarak kullanıyorlar. “O torpilli, bir hakkın yok senin. Öyle bir yazı yazdın tabii ki işkence edeceğim sana sen kimsin ki..” gibi voice to skullar yapıyorlar…

-Ders çalıştırmamaya yönelik hareketleri, O’nunla ilgili işkenceleri devam ediyor…

-Hiçbir şekilde ilerlememi istemiyorlar, yaptığım her harekette yeni alınan ayakkabıya basılması gibi “siftah” denen muhabbet devam ediyor. Yeni bir işe başlıyorsunuz. Yarım saat bir saat üzerinde çalışıyorsunuz, sonra “siftah” diyerek öyle bir işkenceler yapıyorlar ki 2 ay sonra o işe ancak geri dönüyorsunuz.

-Özellikle 26-27 Şubat gecesi ve sabahı, O’nunla ilgili öyle işkenceler, canları sıkıldıkça tuşa basarcasına öyle işkenceler yapıldı ki; bana kendi kafamı yumruklattırıp neredeyse bodoslama vitrin camına dalmamı isteten, yataktan kalkamamama sebep olan bu işkenceyi hiçbir zaman unutmayacağım. Hesaplaşılacak başlıca başlıklar arasına not aldım.

-Bunlar dışında gerçek anlamda halisünasyona da maruz kaldım. Uykusuz geçen bir iki gün sırasında yaptıkları, gece tam uykuya dalarken birden bire “ehehe, hehe, Bophamet…., hehe” sesiyle uyanıvermem. O… evlatları ya diye kalkıp mutfağa gitmem gibi; yattıktan sonra yine salon taraflarından canavarı andıran bir hırıltının gelmesi gibi şeylerle zihin kontrolünün sağlıklı bir insan üzerinde yapay olarak daha neler neler yaratabileceğini de görmüş olduk.

Verilerde biraz aksama olsa da bu iki ayda var olan işkenceler bu kadar. Mart ayı zihin kontrol raporunda görüşmek üzere… Nice sağlıklı, zihin kontrolsüz bir 2018 yılı diliyorum.

 

Diğer günlük yazılarına buraya tıklayarak tam liste halinde ulaşabilirsiniz.

 

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

2 Replies to “Ocak ve Şubat 2018 aylarındaki telegram zihin kontrol işkencesi”

  1. Kardeşim öncelikle çok geçmiş olsun. Elinden geldiğince insanları aydınlatmaya çalışıyorsun. Aynı zamanda bu olaydan muzdarip insanların karşılaştırma yapıp, bilgi toplanmasına vesile oluyorsun ki ilerde bunlar herkese lazım olacak bilgiler. Insanlarin bu olayı bilmediğini, delilik olarak gördüğünü yada komplo teorisi olduğunu düşündüğünü sanıyorsun ama yanılıyorsun. Insanlar gayet herşeyin farkında. Korktukları için seslerini çıkarmıyorlar. Bu işi bir çeşit tv de yayınlanan yarışma programı olarak görüp bundan eğlence çıkarıyorlar kendilerine. Bunu icat edenler üç beş kişiyi kobay kullanmak için yapmıyor. Elinde sonunda bunu herkese uygulamaya çalışacaktır. O gün geldiğinde senin yazılarını utanarak okuyacak ve sana hak vereceklerdir.Asla yazmaktan ve savaşmaktan vazgeçme! Umarım birgün azda olsa huzur bulursun. Sağlıcakla kal.

    1. Önder Bey çok teşekkür ederim sağolun. Moral verici motive edici tavrınız ilaç gibi geldi. Evet ben de inanıyorum ki bu bariz gerçek ıspatlanacak ve zihin kontrol mağdurlarının deli olmadığı sonunda ıspatlanacak…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *