Mart-Nisan 2018 zihin kontrol işkenceleri

6 Mart:

  • Ders çalıştırmıyorlar. Yine sevdiklerimi aşağılayan işkencelere maruz kalıyorum. Çok kötü… Gerçekten kelimelerle anlatması imkansız. 2 saattir aralıksız işkenceler eşliğinde ders yapıyorum.
  • Bunun dışında normal geçen bir gün
  • Bunların dışında gündemde sürekli önceden zihnimde yarattıkları manipülasyonları tamamlar nitelikte gerçekleşen kazalar, çatışmalar, vs. oluyor fakat niteliğinden ve niceliğinden henüz bahsetmek istemiyorum.

6-7 Mart gecesi:

  • Bu gece benim için telegram zihin kontrolünün hiç unutulmayacak, en şiddetli işkencelerini çektiğim gün oldu. Bugün yapılanları hiç unutmayacağım, kalbimin derinliklerine vakti geldiğinde intikamını almak üzere gömeceğim. 6-7 Mart gecesi sağ salim geçtiği için çok şanslıyım…

11 Mart:

  • Cisimlerden çıkan sesler artıyor. Vitrinden vs. eşyalardan ani çatırtılar geliyor.
  • Bugün haftanın son günü ve günün son saatleri olarak mahremiyet, psikolojik ve duygusal komplekslere yönelik karakter suikastı gibi unsurlardan oluşan çok şiddetli bir zihin kontrolü yaşıyorum. İnanılmaz işkenceler gerçekten. Bir daha kendinizi insan gibi hissetmeyeceğiniz şeyler bunlar… Ve ben hiçbir zaman insanların bunlara inanıp inanmamasıyla ilgilenmeyeceğim. Varsın insanlar bizim onları uyarmamıza karşılık bize deli desinler. Sonra da uyarmamıza sebep olan kişiler tarafından kanser edilsinler, hasta edilsinler. Ben söz verdiğim, aksini seçersem zaten bir daha asla insan gibi hissetmeyeceğim bir yoldayım. Belki ben yaşarken belki de ben öldükten yıllar sonra söylediklerimin hepsinin doğru olduğu anlaşılacak. Ama anlaşılacak… Ve o gün geldiğinde hazırlıksız yakalnırsanız, ki büyük ihtimalle öyle olacak. İşte ben ı zaman ister evimde ister mezarımda olsun hepinize anırarak gülüyor olacağım…
  • Bu seferki işkence her ne kadar ağır olsa da her zaman yaptıkları şu işkencenin aynısıydı bir işe başlarken 5-10 dakika boyunca zihin kontrolü yaparak dikkatinizi dağıtıyorlar. Ama nasıl, inanılmaz miktarda… Daha sonra da o iş biterken, ya da o iş olmasa da çalıştığınız bütün dersler, bütün okumalar, vs. biterken, o da olmadı gün biterken falan yine büyük bir zihin kontrolü yapıyorlar. Böylece hem bütün işlerinizin, bütün deneyimlerinizin bir başında ve bir sonunda, itinayla ama; bir en başta, bir de an sonda kapanışta kendilerinden iz bırakıp, sadistik bir eğlence yapıp hayatınızı, hayattan aldığınız tadı bozuk para gibi harcıyorlar; hem de çalışmalarınız, işleriniz, dolayısıyla zihninizde bir bütünlük oluşmasını engelleyip her şeyin kendi kontrolleri dahilinde olmasını istiyorlar. Dedim ya insan gibi hissetmeniz mümkün değil diye… Şu zihin kontrolünden beynim bir gün kurtulsa kendini nasıl ifade eder, bu işkencelerin, inception seviyesinde sizi çileden çıkaran bu olayların betimlemesini, tarifini nasıl yapar hiçbir fikrim yok…

12 Mart:

  • Sabah uyanır uyanmaz bir insana bel altı işkenceler; her şey normalken başı çatlayacakmış gibi işkenceler yapılır mı? Bildiğiniz uykuyla uyanıklık arasındaki zamanda “Heh uyandı mı, dur şunu da yapalım hemen.” Diye gönderilen aşağılayıcı resimler ve tacizlerle başlıyorum. Şu an inanılmaz bir baş ağrım var… Bu baş ağrısı ve kulak uğultusu aynı zamanda son günlerde sık sık yapılan da bir şey oldu. Çeşitli fiziksel işkencelerle birlikte sanki bir şeylerin habercisi gibi ama bakalı hayırlısı…

15 Mart

  • Gün içinde yaptıkları tacizler bugün hayli seyrelmiş durumda. Fakat son birkaç gündür ailemle, sevdiklerimle ilgili ölüm tehditleri, onlara bir şey olacakmış hissi aşılamaları gibi korku yaratmaya yönelik işkenceler yapıyorlar.

16-17 Mart:

Akşamları 2 gün boyunca hiç olmadığı kadar işkence çekiyorum. Hem voice to skull ile sinir nöbeti, hem duygu manipülasyonu, hem baş ağrısı, fiziksel acı bir arada. (O’nunla ilgili işkenceler de cabası)

18 Mart:

Sabah kalkar kalkmaz O’nunla ilgili işkenceler devam etti. Çok şiddetli, oturup 15-20 dakika aklınızdan geçirdiğiniz küfürlerle cevap vermenizi gerektiren işkenceler. İnanılmaz bir baş ağrısı. 16 Mart’tan beri gün yüzü göstermediler. Bir de bunların eşliğinde ne hamle yaparsam yapayım “Şunu bunu yaptığın için.”, “Bunu bunu yaptığın için.” Diye siftah işkencesine maruz kalmaya devam ediyorum.

19 Mart:

Gece saat 3’te uyandırıp yine hakaretlerden oluşan işkenceyle dayanılmaz bir sinir, bir baş ağrısı yaratıyorlar. Bir saat yatakta kıvranıyorum. Sabah tekrar uyandığım anda yine kan beynime sıçrar şekilde bir baş ağrısı, bir stresle uyanıyorum.

19 Mart gecesi:

Tam yatarken yine başımda inanılmaz şiddetli o ağrıyı, sinirden stresten sebep tansiyonu, zonklamayı yaratan işkenceler… Tam yatarken uyku kaçıracak cinsten böyle şeyleri mutlaka yapıyorlar. Ama nasıl bir şey… Tek bir resimle bir anda sinir krizine girebiliyor ve duvara rastgele yumruk atmak isteyebiliyorsunuz. Tek bir resim

20 Mart:

Sabah yine o beyninizi söküp çıkarmak istediğiniz, sinirden sebep baş ağrısıyla stresle uyanıyorum. Belki de huzur içinde uyurken, günün ilk saniyesinde sanki öğlen vakti biriyle tartışıyormuş gibi bir baş zonklamasıyla uyandığınızı düşünün. Ve cevap vermeye çalıştığınızda sabah sersemliği sebebiyle cevap da veremiyorsunuz. Bunu da yine o rakamlardan oluşan sadist oyunlarının bir parçası olarak yapıyorlar. Yarım saat süren bu işkence sonrasında zaten günün her anı her saati böyle geçiyor. Çok dayanılmaz olduğunda adam tek bir ses, tek bir resim gönderiyor ve düğmeyle basılmış gibi başınızın ağrısı, siniriniz geçiveriyor. Doğal yollarla olmadığı daha buradan bile anlaşılıyor zaten.

20 Mart akşamı:

O’nunla ilgili inanılmaz işkenceler, tacizler, aşağılamalar… Her gün yeminimi ediyorum ve bu gece defalarca tekrardan ettim.

Tam akşam saatlerinde yapılan bu işkence sonrası gelen voice to skull daha da beter: “İstemiyorum o kadar çalışmanı yavaşla bakim…

O’nunla ilgili yapılanlar sonrası “Ne laf anlamaz adamsın. Ben güçlüyüm tamam mı? Zihnine göndererek söylediklerimden sonra cevap vermeyeceksin. Saygı duyacaksın bana.” Diyor.

Güçlü olduğunu zaten bilmiyor muyuz bu aşağılamalara, hakaretlere ne gerek var neden yapıyorsun? Sen bana, bana da değil sevdiklerime öyle hakaret edeceksin de ben hala beynimin tüm çıplaklığıyla gözünün önündeyken, sana küfredeceğime kendi kendime kıvranıp seni daha da mı keyiflendireceğim?” diyorum. (Bu arada evet; yıllardan beri benden yedikleri küfürleri hiçbir mağdurdan yememişlerdir)

Güçlü olduğumu hissedemiyorum yoksa.” Diye cevap veriyor ya da kıs kıs gülen bir adamın resmini gönderiyor. “Ama senin gibilerle uğraşmak gerçekten çok zevkli.” Diye magandalığını da yapabiliyor

20-21 Mart gecesi 03-04

Günlerden beri gece yarısı uynadırıyorlar. .eşitli işkenceler, aynı sinir krizi yaratıcı etkenler eşliğinde uykuyu bölüp hayatı zehir ediyorlar. Özellikle 3-4 arası olmasıın, her şeyin belli saatlerde, belli dakikalarda gerçekeşmesinin de çeşitli sebepleri var.

Aylar öncesinde sürekli aynı rakamlara rastlamam, tıkladığım her videoda, döndüğüm her köşede, sokak müzisyenliği yaparken önüme atılan parada bile denk geldiğim 3, 4, 7, 8, 11, 19, 23, 41 gibi rakamları kullanıp sürekli işkence yapıyorlar. Her şey olağan bir vaziyetteyken birdenbire ağır bir telegrama maruz kalıyorum. “Telefona bak.” Şeklinde telkin alıyorum yarı istekli, yarı karşı koyamaz bir şekilde elime telefonu aldığımda saatin 19:41 olduğunu görüyorum. Gibi…

 

23 Mart 2018 11:45

  • O’nunla ilgili işkenceler… 2 gün boyunca rahattım. “Böyle böyle kurtulacaksın işte.” Gibi telkinlerle ben tedbiri elden bırakmamaya çalışsam bile zorla sakinleştirip unutturuyorlar. Sonra da en berbat işkencelerini tam da uğraştığım işin planladığımdan erken biteceğini fark ettiğimde yapıyorlar.
  • Saat 14:30 ve aynı işkenceler devam ediyor.
  • Saat 15.30, komşular eve geldiği anda taşlamayı aratmayacak şekilde yapılan çevresel ve beyinsel zihin kontrolleri. “İstemiyorum çalışmanı. Hayır, anlamıyor musun çalışmanı istemiyorum.” Konuşmalarıyla O’nunla ilgili yapılan, duvarları, kendi kafanı yumruklatan işkenceler… “Canım sıkıldığı için yapıyorum. Evet, ben gençliğimi de bütün hayatımı da doya doya yaşadım. Hala daha yaşıyorum. Ve bir yandan hobi olarak sana bunları yapıyorum. Çünkü canım istiyor, sadistim ben.” Şeklinde telkinler… BİR ZİHİN KONTROL MAĞDURUNUN SİMÜLASYONUNU YAŞAYABİLSENİZ VE ŞU 1 SAAT BOYUNCA OLANLARI YAŞASANIZ SİZ BELKİ DE KENDİNİZİ CAMDAN ATABİLİRDİNİZ İNANIN… AH KEŞKE SİZE O ANLARI TAM OLARAK ANLATABİLSEM…

24 Mart

  • İşkence gece boyunca devam etti. 20 Mart’tan beri rüyaları hatırlamadığım çok pis rüya manipülasyonları vardı. Ama bu gece yaptıkları bir rüya… O kabus… Uyandığım zamanki o kalp çarpıntısı, o dehşet, ve o korku…. Rüyanın içeriğinden bahsetmek bile istemiyorum… Rüya olduğuna hiç bu kadar şükretmemiştim gördüğüm şeylerin…. Kalktım su içtim. Yorganı kafama kadar çekip nasıl pısmış, sinmiş bir şekilde uyudum hala hatırlıyorum. Sonra birdenbire sabah ezanı başladı. O akıcı, hoş makamda uykuya dalıverdim. Sonra ara ara tekrar uyandırdılar ama uyumayı başardım.

25 Mart

  • Yoğun rüya manipülasyonları yaşıyorum.
  • Pazar günü yine uyandığım saniyede işkence başladı. İşkence ile uyandırılıyorum. Günümün 1. saniyesi bana sinir krizi geçirten resim ve figürleri göndermeleri ile gerçekleşiyor. %80-90’ı O’nunla ilgili işkenceler tabi. Ve sonra bütün kahvaltı, bütün gün boyunca devam ediyor. Aradaki voice to skull’lar da cabası. Bu işkenceler esnasında v2k’lar ile söyledikleri bazı şeyler şu şekilde:
  • Çok seviyorum seninle uğraşmayı
  • Biz çalışıyoruz, hak ediyoruz bunu biz.
  • Sana bunları yapıyor para kazanıyorum işte, hehehe
  • Pazar günlerini sevmiyordun ya hani, yardımcı olayım.
  • Senin gençliğini biz çaldık biz yaşatmadık, bundan sonra da yaşatmayacağız.
  • Yahu iyi dinlenmiş bir adam görünce duramıyorum keyfini bozmadan napayım…
  • Her şeyini b.k edeceğiz senin, her şeyini!… Niye biliyor musun? Canım öyle istiyor. Sen bize hiçbir şey yapmadın, tehlikeli birisi de değilsin. Sadistim ve canım öyle istiyor. Yaşamanı istemiyorum, izole ol istiyorum. Bu kadar basit. Bitkisel hayatta gibi takılmanı istiyorum.
  • Bir mağdurla dertleşiyorum. Neler yaptıklarını anlatıyorum ertesi gün iki katı işkence tekrar yapılıyor. Tabii vazgeçmiyorum, caymıyorum konuşmaktan sosyalleşmekten ama v2k’lar hep aynı. “Kaynaşma kimseyle. İstemiyorum insanlarla konuşmanı. Yaşamanı istemiyorum senin.”

26 Mart

  • Önceden nadir yaptıkları bir şey var şu an her gün çok yoğun oluyor. Saat 16’da ve saat 19’da, ya da herhangi bir saati 16, 19, 41, 7, 3, 33 falan geçerken zaman zaman kendi kafamı yumrukladığım işkencelere maruz kalıyorum. Saati hiç şaşmıyor. Bu sayılar daha öncesinde yarattıkları şartlanmalar. Ve tabii ki şimdi saat 19’da başlayacak şekilde 19:19, 19:33, 19:41 gibi saatlerde çok kötü işkencelere maruz kalıyorum.

27 Mart:

  • Sabah uyanır uyanmaz yine aynı işkenceler. En son ne zaman tertemiz düşüncesiz bir şekilde uyandığımı hatırlamıyorum…
  • Saat 19.30-20 cıvarından saat 1’e kadar aralıksız, ama bu sefer gerçekten aralıksız bir işkence. Yazı yazdığım zaman “Yazmanı istemiyorum. Çalışmanı istemiyorum.” diyerek yazdığım her kelimede bir küfür, sinirlerimi zıplatacak bir telkin ve ben 2-3 dk kalkmak ve zihnimde onlara küfretmek zorunda kalıyorum. Film izliyorum. Her an, her saniye ile uyumlu olacak şekilde işkence, en heyecanlı yerde sizi 10-15 dk tutacak şekilde internet kesintisiyle işkence bir arada yapılıyor. Arada sırada kramplar, vs. vs.
  • 4 saat boyunca her an patlamaya hazır, sürekli stabil ve ortalama seviyede bir sinirle, arada sırada yaşanan patlamalarla ve her şeye rağmen durdurmadığım mesaiyle geçen bir süreci düşünün. Bugün 27 Mart ve bugün en kötülerinden birini yaşadım.

28 Mart

  • Bu sefer güne daha beter bir sinir kriziyle başlıyorum. O’nun hakkında neler neler, yok yaptığım uyduruk bir işin bedeli olarak, başladığım bir işin siftahı olarak yaptıkları işkenceler, kaç gündür her sabah sinir nöbeti yaratacak bir şeyle uyandırıyorlar ve ben nasıl oluyor da sağlam kalıyorum bilmiyorum.
  • Mart ayı gerçekten çok kötü geçti. Pek çok yerde bu işknceleri, zihin kontrolünü fark edişimi anlattığım hikayelerdeki Eski Dost’un karakteriyle birleştirerek de yapıyorlar. Yazıyı yazdığım için, zihin kontrolünü ve olanları herkese duyurduğum için onu koruyorlar.

Nisan Ayı

  • Nisan ayında gün be gün yazamadım. Hem daha yoğun bir aydı hem de işkencelerin tüm şiddetiyle devam ettiği bir aydı. Nisan ayı da en az Mart ayı kadar kötü geçti.
  • Bazı not aldığım olaylar şu şekilde gerçekleşti: İşkenceden uyutmadıkları bir gece yaptıkları öyle bir noktaya geldi ki; aklımdan “Ya beni şimdi öldürürsün. Ya da yıllar sonra olacaklara dair en ufak bir fikri olmayan kibirli herifin tekisin.” diye geçirerek uyumaya çalıştım. Bir süre sonra uykum geldi ve bunu söylemeyi bıraktım, sonra da uyumuşum. Sabah uyanırken de hiçbir ağrım sızım yok, gayet mutlu durumdayken, uykuyla uyanıklık arasında sanırım rüyadan uyanmaya çalışırken vücudumu bir titreme aldı ve beynimde “Böyle öldüreceğim seni…” sesini duyduktan sonra uyandım….
  • Facebookta ve çeşitli sosyal medya platformlarında kullandığımız çerezlere, yaptığımız telefon konuşmalarına göre sayfa akışının düzenlenmesi gerçeğine zihin kontrol mağduru olduğunuz zaman aklınızdan geçen de ekleniyor… 1-2 gün eskilerden eski bir tanıdığı aklıma getirdiler. 1-2 gün durmaksızın aklımdan geçiyor bu kişi ama. Sonra Facebook’ta ortak arkadaş vs. en fazla 1-2 tane olduğu halde, daha önce listede vs. gözükmediği halde gözüme sokarcasına en önde “Tanıyor Olabileceğin Kişiler” olarak gözüküyor.
  • Ailemle sohbet ediyorum, arkadaşlarımla konuşuyorum. 20-30 dk sonra “Yeter fazla yakınkaşıyorsun insanlarla, istemiyorum.” diye v2k ve işkenceler eşliğinde odaya çekilmeme, sohbet akışında aksamalara sebep olan zihin kontrolleri.

NOT: Bütün bu iki ay esnasında daha önce evde pek bahsi geçmezken bir akrabamın resimlerini annemin bana evde birdenbire esip göstermeye başlaması, birkaç gün ondan bahsetmesi ve sadece 4-5 gün sonra halihazırda yatalak olan o akrabamın vefat etmesi. Üzerinden 2-3 hafta geçtikten sonra bir diğer uzaktan akrabamın, sağlıklı olduğu halde kendini asarak intihar etmesi gibi olaylar yaşadım. Ölüm günleri, ölüm saatleri, daha önceden sayılarla yaptıkları oyunları tamamlar nitelikteydi. Biliyorum ortada apaçık olan kanıtlı bir şey olsa şimdiye yaygarayı koparmış olmak gerekirdi ama…

Aynı şekilde bir diğer zihin kontrol mağduru arkadaşımız mahallesinde uzaktan tanıdık, yakın tanıdık, vs. farklı yakınlıkta olacak şekilde neredeyse hafta bir olacak şekilde 3-4 hafta boyunca aynı mahalleden 3 ölüm haberini almıştır.

 

 

 

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *