Kitle ve algı yönetiminde kitlelere nasıl hitap edilir?

Algı yönetimi, psikolojik harekat, algı operasyonu gibi kavramlar ortaya atıldığında birbirinden farklı teoriler meydana çıkar. Vay efendim kapalı kapılar ardında dönen algı yönetimi çalışmalarından tutun da, bunların hangi devletlerin ve hangi hesaplaşmaların ürünü olduklarına kadar… Ki bunların pek çoğu doğru da… Yani Heisenberg’in kedisi misali; o kapalı kapılarda, devler güvenliği için kamuya kapatılan milyar dolarlık çalışmaların yapıldığı yerlerde hiç bulunmadığımız için her şeye doğru da diyemeyiz, hepsi yalan da diyemeyiz. Bulunduğumuz konum ve maruz kaldığımız etkiler itibariyle doğru olan bir şey varsa o da kitlelere yönelik algı yönetiminin yüksek bütçeler ayrılan, farklı sektörlerden pek çok elemanın bir araya geldiği ve uzun yıllar aynı hassasiyetle uygulanması gereken bir eylem olduğudur. Zaten algı yönetiminin temel amacı halkı yönlendirmek, günlük hayatını ve eğlencesini yaşayan üreten kesimin görüşlerini şekillendirmek olduğu için çoğu başlık bunun etrafında toplanır. Devletin veya bazı zümrelerin çıkarları amiral gemisidir yani.

Fakat buna rağmen algı yönetimi; iyi niyetli teşvikler, reklam pazarlama faaliyetleri gibi alanlarda da etik sınırlar çerçevesinde kullabılabilir tabii.. Ama bunlar hedef kitlesi ve ana kriterleri son derece farklı olan yan başlıklardır. Zaten en önemli paradoks; bir topluluğun algı yönetimine karşı olan başka bir topluluğun da, şikayetçi olduğu algı yönetimini ekarte etmek için bir başka algı yönetimi yapmak zorunda kalmasıdır.  Çağımızda savaşların artık psikolojik olmasının bir sonucu… Mesela Çarlık Rusyası’nın politikacılarına karşı çıkan Bolşeviklerin kendisine has bir algı stratejisi benimsemesi gibi… Yani propagandaya ve günümüzde çok daha gelişmiş unsurlara dayanan kitle ve algı yönetimi; çok amaçlı bir çakı gibidir. İsteyen onunla adam da bıçaklayabilir, isteyen şampanya da açabilir.

Kitlelere üzerinde algı yönetimi yapmak

Hal böyle olunca ortaya net şekilde tanımlanması gereken bir amaç çıkmaktadır.

Ana başlık: Kitleleri bir fikre inandırmak, düşüncelerini yönlendirmek.

Alt başlıklar: Sivil toplum çalışmaları, seçim propagandası, dikkat çekilmek istenen icraatler veya eksikler, korku imparatorluğu yaratmak, vs. vs.

Gördüğünüz gibi alt başlıklar sizin iyi veya kötü niyetli olmanıza göre değişiklik gösterir. Fakat ana makine aynı modeldir: Bu kitleleri otomatik bir şekilde nasıl ikna edeceksiniz? İstediğiniz düşünceleri nasıl benimsemelerini sağlayacaksınız?

İşte; günümüzün kötü niyetli, Yeni Dünya Düzenci algı yönetimi makamları bunun için birkaç temel kolona sahiptir. Şimdi buları temel başlıklar halinde inceleyelim

1. Hitabet

Teknolojinin gelişmemiş olduğu zamanlardan beti kitle yönetiminin babasıdır denebilir. Hitabet; kalabalıklar karşısında kürsüye çıkan birinin binlerce insanı tek yürek hale getirecek şekilde heyecanlandırıcı, motive ve ikna edici bir şekilde konuşması demektir. Untumayın, insanlar istedikleri kadar bilgiye önem verdiklerini söylesinler. Sonuçta yine ilkel doğamız gereği kendilerini heyecanlandıran insanları takip ederler. Mesela Adolf Hitler; tarihin en net şekilde gördüğü yetenekli hatiplerden biridir. Savaş sonrası perişan durumda olan Almanya’da milyonlarca insan bu adamın konuşmalarının peşinden gitmiş, ülkeyi sürüklediği savaşın yenilgi gelinceye kadar doğru düzgün farkına bile varamamıştır.

Günümüzde algı yönetiminde hitabet konusunda değişen bir şey olmamıştır. Yani 1930-40’lı dünyaya göre köklü değişiklikler gerçekleşmiştir evet. Fakat değişmeyecek olan tek şey; insanların karşılarında kendilerini heyecanlandıracak, duymak istedikleri şeyleri söyleyecek, onlar adına konuşup karar verecek, hitabeti hatasız ve üstün bir lider aramalarıdır. Diğer alanlara istediğiniz kadar yatırım yapın. Eğer başarılı bir hitabet ile pekiştirilmiyorlarsa etkileri kalıcı olmayacaktır.

2.Propaganda 

En az hitabet kadar eski ve temel, fakat parametreleri sürekli gelişen bir yöntemdir. Basit tanımıyla propaganda; bir fikrin insanlar tarafından benimsenmesi ve karşıt fikrin kötülüğüne ikna olmaları için yapılan sistematik çalışmalardır. Propaganda, hitabete göre daha sistematik ve ağır ilerler. İnsanlara doğrudan hitap ettiği gibi, normalde gözümüzden kaçan ama bilinçaltımız için önemli olan noktaları da hesaba katar.

Birkaç örnek verecek olursak: Üst geçitlere, reklam panolarına tek cümlelik mesajlar halinde asılan pankartlar birer propaganda aracıdır. Zamanında Cem Uzanın “Mazot 1 TL olacak” vaatlerini hatırlarsınız..:) Aynı şekilde kullandığınız e-mail imzaları, kalemlere, anahtarlıklara, ajandalara iliştirdiğiniz logolar, miting arabaları. Hepsi propagandanın küçük adımlar oluşturan unsurlarıdır. Berlirli sürelerde dağıtılan el ilanları, TV’lerde yayınlanan reklamlar gibi unsurlar da insanlarda bazı kavramaların yer etmesini, bazı şeylere kendilerini daha yakın hissetmelerini sağlar.

Hitler döneminden iki örnekle bitirelim: “Kavgam” kitabını yazdıktan sonra Adolf Hitler, bu kitabı o yıllarda evlenen her Alman çifte düğün hediyesi olarak takdim etmiştir. Burada amaç; topluma temel kurum olan aileye ve yetiştirecekleri çocuklara Kavgam kitabında anlatıldığı gibi “gerçek bir Alman olma” bilinci aşılamaktır.

Aynı dönemlerde Propaganda Bakanı Goebbels; tüm ülkede sistematik olarak Nazi unsurlarını yerleştirmiş, aynı sistematik ve sinsilikle muhalif görüşlere ait kitapları yakmış, adeta bir toplumu yavaş yavaş, dozu gram gram arttırarak uyuşturmuştur.

3)Basın, medya ve kitle iletişim araçları

Bir yüzyıldan fazla bir süredir algı yönetiminin can damarlarından biri olmuştur. İnternet ve sosyal medyanın önem kazanmasıyla birlikte kitle yönetimindeki payı bambaşka boyutlara ulaşmıştır.

Aslında algı yönetiminde basın ve medyanın öneminin üzerinde dururken bunları kısaca “kitle iletişim araçları” olarak tanımlayabiliriz. Fakat 100-150 yıl içerisinde çok ciddi bir evrim söz konusudur. Haftalık ve aylık gazetelerle başlayan kitle iletişim kültürü; zamanla sokakta çocukların “Yazıyor! Yazıyor!” diye sattığı günlük gazetelere dönüşmüştür. Bunu da süreli yayınların çıkmaya başladığı dergiler, mecmualar kültürü izelmiş, ardında da elektronik devrim başlamıştır. Televizyon ve radyo ile insanlık “Tamam artık. Bu kadar gelişim yeter” diye düşünürken internet peydah olmuş, son 10 yıl içinde de sosyal medya kitle iletişim araçları arasındaki yerini almıştır.

Sosyal medya kanallarının olduğu yerde belirli yayın kuruluşlarının insiyatifine muhtaç olmazsınız. Sansürlere maruz kalmazsınız. Avustralya’da meydana gelen bir olaydan saniyeler sonra Türkiye’den haberdar olabilirsiniz. En önemlisi de, fotoğraf ve videolar paylaşabildiğimiz sosyal medya ortamlarında artık herkes kendi kendisinin muhabiri olmuştur.

İşte; derme çatma gazetelerden sosyal medyaya uzanan süreçte kitle iletişim araçları, kitle ve algı yönetiminde adeta hız belirleyici olmuştur. Çünkü bir kitle yönetimi yapmak istiyorsanız; milyonlarca kişinin otomatikman görüp izleyip yönleneceği bir sistem kurmalısınız demektir. Hitabet yaparak bir ülkedeki her milyon insana yetişemezsiniz. Ve heyecanlandırıcı etkisi kısa sürebilir. Buna hiçbir insan gücü dayanmaz. Ama bunu aynı konuların adım adım işlendiği gazete ve TV’lerde, internet ortamında sürekli yaparsanız kalıcı sonuçlara ulaşabilirsiniz.

Daha önce verdiğimiz siyah pantolon örneğini düşünün. Örneğin yer aldığı “Algı yönetimi nedir?” yazısını tıklayarak okuyabilirsiniz. Burada kısaca geçelim: Halkın siyah pantolon giymesini ve bunu kendi iradesiyle yapmasını istiyorsunuz diyelim. Normal konuşmalar dışında işe gitmek üzere uyanan insanlar her sabah gazetelerde siyah pantolon reklamları ve haberleri, yoldaki reklam panolarında siyah pantolona dair teşviklerin, herkesin siyah pantolon giydiğine dair söylemlerin olduğu propaganda elemanlarını, siyah pantolon giymeyenlerin dışlandığı algısını karşılarında görürlerse bir süre sonra o siyah pantolonu kendi istekleriyle benimseyecekler demektir ve siz bunu arkanıza yaslanıp izlerken herkes etrafta simsiyah dolaşmaya başlayacak anlamına gelmektedir.


Daha rahat anlaşılması için başlıklara ayırarak açıklamaya çalıştık ama kitle yönetiminde kullanılan unsurları keskin çizgilerle birbirinden ayırmak mümkün değildir. “Ben sadece kitle iletişim araçlarını kullanarak böyle bir şey yapacağım.” gibi bir örneğe şimdiye kadar tarihte rastlanmamıştır. Bütün unsurlar bir arada, koordineli bir şekilde çalışır.

Gelecek yazılarda görüşmek üzere; yorumlarınızı bekliyorum. Hoşça kalın…

 

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *