Kayserili B.Y.’ye Almanya’da uygulanmaya başlanan telegram zihin kontrolü

Uzun yıllar boyunca Almanya’da çalışan B.Y.; herkes gibi sıradan bir hayat yaşarken telegram zihin kontrol belirtilerini yaşamaya, günlük hayatında meydana gelen işkence ve tacizlere maruz kalmaya başlamış. Yaptığı araştırmalar sonucunda maruz kaldığı şeyin telegram zihin kontrolü olduğunu anlayan B.Y., ne işkenceden kurtulabilmiş, ne de adli makamlara sesini duyurabilmiş.

Türkiyeye taşındığı süre boyunca da aynı elektromanyetik tacizlere maruz kalan B.Y.; sesini duyurabilmenin bir diğer yolu olarak çektiği işkence hakkında Düşünce Polisi’ne konuşmayı ve röportaj yapmayı kabul etti. Dayanışmaya ve gelecekteki hesaplaşmaya olan katılımından, gösterdiği nezaketten ötürü sayın B.Y.’ye teşekkür ederiz.


1) İsim, meslek, doğum yeri, ikamet ettiğiniz yerler, çalıştığınız işler, vs. olarak kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Geçmişte nerelerde yaşadınız ve şu anda nerede ikamet ediyorsunuz?

İsmim BY. Kayseri doğumluyum. Küçük yaştan itibaren Aydın’da büyüdüm. Eğitimimi orta 2’de sonlandırdım ve bir üstanın yanında askere kadar çalıştım. Askerden sonra da eşimin yanına Almanya’ya gittim.

2) Telegram zihin kontrolü ilk olarak nerede ve ne zaman başladı? İlk olarak hangi belirtilerden ötürü bunu fark ettiniz?

Telegram ilk olarak 2001 yılında Almanya’da başladı. O sıralarda bir fabrikada çalışıyordum. İlk belirtiler takip edilme duygusu, zihnimin okunması ve düşüncelerimin görülmesi üzerine oldu.

3) Fark etmeden önceki yaşantınızı incelediğinizde, zihin kontrolünü anımsatan garip olaylar, rahatsızlıklar, vs. hatırlıyor musunuz?

Aslında birçok şüpheli durum var ama emin olmadığım için şimdilik 2001 yılı öncesine gitmeyelim.

4) Ailenizde veya sizde herhangi bir psikolojik rahatsızlık mevcut mu?

Hayır ailemde veya bende psikolojik bir sıkıntı olmadı.

5) Başlangıçtan itibaren zihin kontrol işkencesi aynı şiddetle mi devam etti? Geçmişten günümüze evreler halinde bahseder misiniz?

2001’den 2010’a kadar söylediğim gibi düşüncelerimin okunması, takip edilmem ve çevremdeki komşular, vs. şekillerde gerçekleşti. 2010’da ise böbrek rahatsızlığı, vücudumun kızarıklaşması, anlamsız diş ağrıları gibi yöntemlerle telegramcılar başka şeyler de yapabildiklerini net bir şekilde gösterdiler.  Tabii ki o zamanlar fazla bilgim yoktu, sonradan neyin ne olduğunu anladım. Fakat bu durum çok uzun sürmedi. Bendeki uygulamaları daha çok 24 saat beynimi ve bedenimi yorgun tutmaları şeklinde oluyor. Bir de sosyal hayattan uzaklaştırılıyor ve yalnızlaştırılıyorum.

6) Bugün en çok hangi etkilerden muzdaripsiniz?

Ben en çok takip edilmekten muzdaribim. 24 saat adeta benim gölgem gibi benimle beraberler, mesela dün gece olduğu gibi. Saat 01:30’da uyandım ve 3 saniye sonra bitişikteki evden yapılan bir sesle takipteyiz mesajını veriyorlar. Bu verdiğim sadece bir örnek ve buna benzer olaylar sürekli oluyor.

7) Zihin kontrolünün bedensel ve zihinsel zararları dışında normal hayatınızda verdikleri zararlar oldu mu? Maddi veya manevi bir kayba sebep oldular mı?

Evet kesinlikle. Çalışmama izin vermiyorlar. Her girişimimde uygun şekilde müdahale ederek önüm kesiliyor. Manevi zararım daha çok. Eşimi ve çocuklarımı Almanyada bırakıp Türkiyeye geldim ve bu dayanması zor bir durum.

8) Dışarıda yanınızdan geçen insanların konuşmaları, televizyonda söylenen replikler, vs. sıradan durumları üzerinize alındığınız, özel hayatınızla bağdaştırdığınız tacizler oldu mu? Telegramcılar sizi bunlar üzerine düşünmeye zorladı mı?

Bu soruyu örneklerle cevaplamak isterim. Almanya’da iken doğadan topladığım eriklerle reçel yapmayı denemiştim. Dolayısıyla eşimden de yardım almıştım. Bu reçel muhabbetlerinin olduğu günlerde eşimle bir mağazaya alışverişe gittiğimizde ödeme yapmak için kasaya vardık ve önümüzdeki yaşlı kadın ve bayan kasiyer erik reçeli muhabbetine başladı. Yine bir gün bir marketten içecek alıp çıktım ve normalde yapmadığım şekilde yolda yürürken içeceği dikip içtim daha sonra evime yaklaştığımda iki kişi ellerinde içecekleri dike dike karşıdan geliyordu.

Evet bazı düşüncelerimin kısa zamanda televizyonda gösterilmesi hadisesi çok oldu ama ben şöyle bir şey anlatayım: Bir gün “Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in bacanağı var mıydı acaba?” gibi bir düşünce aklımdan geçti. Akşam eve gelip haberlere bakarken rahmetli Erbakan’ın bacanağının vefat haberini gördüm. Bir örnek daha vereyim: Gündüz vakti bir ara karpuz yiyen gergedan düşüncesi oluşmuştu. Akşam bir belgeselde kocaman bir karpuzu parçalayarak yiyen gergedanı görünce kanım dondu. Bu düşünce ve bu sahne ömrümde ilk ve sondur. Zaten insan kendiliğinden karpuz yiyen bir gergedanı niye düşünür ki öyle değil mi?

9) Dışarıda birileri tarafından takip edildiğiniz oldu mu? Size takip altında olduğunuza ve kişisel mahremiyetiniz olmadığına dair imalarda bulundular mı?

Dediğim gibi takip bende en kötü şekilde yapılan yöntemdi. Bu zulmü 7/24 çekiyorum her zaman belli ediliyor.

10) Zihin kontrolü, yasadışı takip ve dinleme gibi konularda adli makamlara herhangi bir müracaatta bulundunuz mu? Bulunduysanız nasıl bir tutum sergilediler?

Evet. 2014 yılında savcılığa bir ifade verdim ve takipsizlik kararı çıktı. Zaten anlattıklarımı kaleme alan katip imzalamadan önce okumama mani olmuştu. Sonradan gördüm ki sözlerimi çarpıtarak yazmış hain. Yani bu adamların eli her yerde.

Ayrıca; Türkiye’de bulunduğum süre boyunca aralarında AKP Kayseri Milletvekili İsmail Taner’in de bulunduğu 3 milletvekili ve Enerji Bakanı Taner Yıldız dahil olmak üzere pek çok devlet büyüğüyle de görüşme şansı buldum. 2013 yılında görüştüğüm Sayın İsmail Taner “Ben sana inanıyorum ama devletimiz sana yardım edemez.” Şeklinde bir cevaptan sonra bir daha beniml görüşmekten kaçınırken, dönemin Enerji Bakanı Sayın Taner Yıldız da beni dikkatli bir şekilde dinledikten sonra “Haftaya daha boş vaktim olacak, tekrardan görüşelim.” deyip haftaya o gün geldiğinde benimle göz teması bile kurmaktan çekinip konu hakkında konuşmaktan kaçınmıştı.

Keza pek çok yerel gazete yetkilileri ile yaptığım görüşmelerde de aldırmayan, inanmayan, hatta ötelemeye çalışan bir tutumla karşılaştım.

Hatta eski Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün Kayseri ziyareti sırasında sesimi duyurmaya çalıştığım sırada korumalar “Kardeşim hadi sen uzaklaş buradan.” gibi sözlerle derdimi anlatmama engel oldular.

11) Son olarak zihin kontrolü ve teknik takip hakkında görüş, istek, talep, diğer mağdurlara tavsiye, bilinçlendirme babında özgürce eklemek istedikleriniz nelerdir?

Bu bir insanlık suçu diyesim geliyor ama bunu yapanlar nazarımda insan bile olmadıkları için bunu da diyemiyorum. İstek ve talebim şudur ki; umarım devletimiz bu işe ciddi şekilde el atar. Zira bu işin başında bir devlet kurumu olan ABD’nin NSA’sı var.

Mağdur arkadaşlara tavsiyem Allah’tan ümidi kesmeyelim. Birlik olmaya çalışalım. Toplu olarak sesimizi duyuralım. Tüm mağdur arkadaşlara sabırlar dilerim. Çalışmasından dolayı Feyyaz’a da teşekkür ederim.


Ben de kendisine röportaj teklifini kabul edip zihin kontrol mağdurlarının dayanışmasına katkıda bulunmaktan çekinmediği için teşekkür ederim.

Kayseri’deki “Stop Mind Control”lü bisiklet olay hakkında

Sayın B.Y.’nin sesini duyurabilmek için yaptığı sayısız girişimlere ek olarak Kayseri’de yaşadığı küçük bir aksiyon daha mevcut. Konu hakkında farkındalık yaratmak, merak eden insanları bilgilendirmek için bisikletine yapıştırdığı brandaya “STOP MIND CONTROL” yazarak dolaşması üzerine geçtiğimiz günlerde Kayseri Cumhuriyet Meydanı’nda park ettiği bisikletten pankart polisler tarafından sökülmüş ve öylece bırakılmıştır. Yerel gazete olan “Kayseri Olay”da, Hürriyet’te ve pek çok yerel medya kuruluşunda polisin bu masumane çalışmaya karşı komedi filmlerini andırmayan tutumu haber olmuş ve basında geniş yer bulmuştur.

NOT: Haber sitelerin “Bisikletin sahibi ise ortalıkta gözükmedi.” gibi lanse edilen ifadeler kendisinin oradan uzakta bir yerde bulunmasından kaynaklanmış, daha sonra döndüğünde durumu fark eden B.Y. hala bölgede bulunan polis ekipleriyle konuşarak durumu açıklığa kavuşturmuştur.

Haber videosuna buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Diğer zihin kontrol mağdurlarıyla yapılan röportajlar için “Mağdurlar ile Röportajlar” sekmesini ziyaret edebilirsiniz.

 

ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

Konuyla ilgili diğer yazılar

2 Replies to “Kayserili B.Y.’ye Almanya’da uygulanmaya başlanan telegram zihin kontrolü”

  1. zihin kontrolu yoluyla düşünce okunduğu, hedeflenen kişinin rüyalarına girildiği, belli düşüncelerin kendisine iletildiği bir gerçek. bu benim için tartışmasız bir konudur. ancak örneğin düşüncelerinin okunduğuna, başkalarına yayınlandığına inanma şizofreni hastalığının da en tipik belirtilerinden biridir. yani bu zihin kontrolü mağdurunu bir uzman görse kendisinde zihinsel bir hastalık olduğuna hükmedecektir. bir yanda gariban bir vatandaş, diğer yanda koskoca psikiyatrist. mağdurun kendisini bile deli olduğuna inandırır. zihin kontrolü mağdurlarının çektiği en önemli sıkıntı iddialarıyla ilgili somut kanıta sahip olamamaları. zihin kontrolünün ve gangstalking’in varlığını, devlet eliyle uygulandığını bilen, özellikle medyada, çok sayıda insan var. ama şahitlik yapmaktan çekiniyorlar ve zihin kontrolcüleriyle iş birliğini tercih ediyorlar. yine de eninde sonunda işlenen bu insan hakları suçu, hayvana yapılmayacak bu işkence ortaya çıkacak.

    1. Evet, malesef düşüncelerinizin etrafınızda size yansımasının gösterilmesi ciddi bir sorun. Zaten bu; zihin kontrol mağdurunda yaratılan düşüncelerle çevresindeki insanların konuşmalarının ve eylemlerinin eş zamanlı olarak ayarlanmasından oluşuyor. Mesela B.Y.’de erik reçeli yapmaya dair bir fikir oluştuktan sonra (ki bunu görüyorlar), market kasasına gittiğinde orada bulunan kişilerin erik reçeli hakkında konuşacağını da ön görebiliyorlar ve bu “sahte takip hissi” bu şekilde gerçekleşiyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *