Telegram zihin kontrol işkencesi 7- Elektromanyetik zihin kontrolü nedir? Neden ve kimlere uygulanır?

Hepsinin cevabı bu videoda. Telegram zihin kontrol mağdurları; lütfen mağdur olduğunuz şeyi çevrenize ve herkese sesli bir şekilde söylemekten, kamuoyuna katkıda bulunmaktan çekinmeyin. Başka türlü bu sadist, psikolojinizi paramparça eden işkenceler sona ermez: MADEM BAŞKA BİR SEÇENEĞİMİZ YOK, ÇARPIŞMADAN ÖLECEK DEĞİLİZ!… BU İŞKENCELER EŞLİĞİNDE ÖLÜMÜ BEKLEYECEK DE DEĞİLİZ!..

Videoda yer yer bahsettiğim “Zihin kontrolünü nasıl fark ettim?” yazısına bu yazının sonundaki linkten, 5. videoya da buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Video okuduğum yazı da aşağıda yazılıdır:


Zihin kontrol mağduru olmayan, ilk defa zihin kontrolünü duyan veya mağduriyetin arifesinde olan biri, başına gelen olayların telegram zihin kontrolünden kaynaklandığını nasıl fark edebilir? Kurulu bir saat gibi işleyen düzeni, yapay kaderi, yakınlarıyla ve çevresiyle eylemleri sırasında meydana gelen tesadüfleri nasıl ayırt edebilir? Telegram mağduru olan birisi için bu yazı gereksiz olabilir, şimdiden söyleyeyim. Sadece zihin kontrolünün herkese uygulanan bir strateji oyunu olduğu anlatılan “yapay kader” ile ilgili kısımda daha önce rastlamadığınız şeyler olabilir. Onun dışında bu yazı; zihin kontrolünü ilk defa duyan, “Bana da uygulanıyor mu acaba?” diye merak edenlerin dikkat etmesi gereken belli başlı hususları ele alan bir rehber niteliğindedir.

Konuya girmeden önce bir soruyu cevaplandırayım. Videoyu izleyelerden, mağdur arkadaşlardan videoların çok uzun olduğuna dair bir şikayet aldım. Farkındayım arkadaşlar ama bu sitenin, cideo kanalının amacı takipçileri telegram zihin kontrolünü basmakalıp bilgilerden, spekülasyondan uzak bir şekilde olayın tüm ayrıntılarını sunarak bilgilendirmek; yaşanmış örnekler vererek olayın bir gerçek olduğunu ıspatlamak; zihin kontrolcülerin amacına hizmet etmekten başka bir şeye yaramaya o komplo teorici, ciddi, kasıntı tavrın aksine birbiriyle rahatça konuşup konuyu tartışabildiği bir ortam yaratmak ve mağdurlarla dayanışma halinde olmaktır. Eğer başımdan geçen tüm olayları elimden geldiğince, zihin kontrolünün nasıl çalıştığını 200-300 kelimecik yazılarla, 5 dakikalık videolarla anlatmaya çalışırsam toplumda panik yaratmayı amaçlayan propaganda odaklarından, gerçekliği şüpheli bilgilerle rating yapan Youtube fenomenlerinden hiçbir farkımız kalmaz. O yüzden; hayatımızı mahveden, ömrümüzün büyük kısmını çalan, haberdar olmayan insanları dahi yönlendirebilen bu teknolojiyi araştırmak için haftada bir yarım saat de olsa fazladan ayırmanızı rica ederim.


Konumuza dönelim: Zihin kontrolünü ilk defa fark etmiş olan kişi, olayları idrak etmeye çalıştığı bir evreden geçecek ve kendisine sorduğu ilk soru “Neden ben?” olacaktır. Öyle ya; sıradan bir öğrenci, memur, öğretmen, mühendis, vs. meslek erbabı iken; bilmem nerede, kapalı kapılar ardındaki gizli araştırmaların ürünü olan bu sadist teknolojiyi neden sizi üzerinizde uygulasınlar? Zihin kontrolünün dünya üzerindeki herkese uygulandığı gerçeğini fark edip aydınlanışımdan beri düşündüğüm o şeyler aklıma geldi de, “Neden ben?” sorusuna istemsizce güldüm. Çünkü arkadaşlar, bu sorunun cevabını bulamayacaksınız. Cevabı olmayan bir soru…

Zihninizde bu soruyu cevaplamanız için, hatta “Bir sebebi olmalı” diye kasarak kendi kendinize sebep yaratmaya çalışacağınız o düşünceler zihninizde dolanıp dururken size bir nebze ağrı kesici olması adına şu açıklamaları yapabilirim. Daha detaylı bilgilendirme için tabii ki özelden iletişime de geçebilirsiniz:

  • Bugüne kadar ifşa olmuş, varlığı kamuya açık bir şekilde onaylanmış olan zihin kontrol silahlarının amaçları “Düşman askeri üzerinde bitkinlik, motivasyon düşüklüğü, fiziksel hasar yaratmak” ya da “Beyin haritasının çözümlenip düşüncenin okunması vasıtasıyla olası terör saldırılarını henüz planlanırken engellemek” gibi şekillerde geçer. Yani zihin kontrolü sıcak çatışma olmadan yapılan savaşların en üst mertebesidir. Ayrıca insanların düşüncelerine kast eden, düşünen insanları hedef alıp onları sinsice yönlendirmek, karakterlerini parçalamak için dünya elitleri, zenginler kulübü, Yeni Dünya Düzeni, artık adına her ne derseniz diyin onlar tarafından kullanılan bir teknolojidir.
  • Zihin kontrolünün diğer ve çok önemli bir yönü ise; bu cihazları edinmiş bazı çetelerin bunu sivil insanlar üzerinde de uyguluyor olmasıdır. Tıpkı artık herkesin “Dinlenmeyen insan mı var?” gerçekliğini kabul etmesi ve göz göre göre çıkan telekulak haberlerine aldırış göstermemesi gibi zihin kontrolünün de herkese uygulandığı bilinen fakat bu gerçeğe duyarsız kalacağımız çağları gelmek üzeredir. Bizim ilgilendiğimiz kısım zaten bu teknolojilerin kişisel mahremiyete, özel hayata, düşünce özgürlüğüne saygı göstermeden sırf fişleme, hatta eğlence amacıyla uygulanıyor olmasıdır. Sözde askeri amaçları bizi şu an için pek bağlamıyor.
  • Evet sevgili zihin kontrol mağduru arkadaşım: Hiç kimsenin ilgilenmediği askeri kullanımı, terör şüphelilerini teşhis etme gibi amaçlar sana hitap etmiyor. Hatta hiçbir fikirsel faaliyetle de alakası olmayan standart, iş-ev-sosyallik üçgeninde takılan birisin. O zaman zihin kontrolünün sana uygulanıyor olmasının açıklaması şu: Sen bir kobaysın!…. Evet, dışarıda özgür hayatını yaşıyor olsan da bütün dünyayı laboratuarı olarak benimseyecek kadar kibirli ve tanrı kompleksli kişilerin kim bilir ne sebepten dolayı gözüne kestirdiği bir deneksin.
  • Zihin kontrol deneyleri sivil bir insan üzerinde çeşitli sebeplerden ötürü denenebilir. Vücudunda, DNA’nda genetik olarak bulunan bir şey sebebiyl davranış kontrolü, duygu durumu gibi konularda üzerinde deney yapıyor olabilirler. Düşünme tarzında; özellikle sanatçı ruhlu, hayalgücü gelişmiş, imgeleme kabiliyeti güçlü biriysen gelen zihin kontrol dalgalarına farkında olmadan fazla tepki vermiş ve onların dikkatini çekmiş olabilirsin. Seni ilgilendiren kısım böyle bilimsel kısımlar. Kısaca; rızası alınmadan ve en güzel yaşları seni insanların gözünde deli durumuna düşürebilecek bir yöntemle çalınan bir laboratuar malzemesisin. Onlar için herhangi bir canlılık değeri taşımıyorsun.

Burada dikkat etmen gereken ayrım, zihin kontrolünü fark etmeni neden sağladıklarıdır. Dediğim gibi; herkese uygulanan zihin kontrolünün ve yapay kaderin farkında olmadan yaşayıp gidebilirdin. Peki neden sana belirtilerle, gangstalkinglerle bağıra bağıra “Biz sana zihin kontrolü yapıyoruz.” dediler? Bunun cevabını verebilmen, önceki sorulardan çok daha önemli. Ayrımı netleştirecek olursak: Uzaktan elektromanyetik sinyallerin yarattığı yorgunlukla, hastalıklarla “kronik rahatsızlıklar” diye teşhis koyup yaşamına devam edebilirdin. Anatomin ve zihnin üzerinde aynı rahatlıkta deney yapmaya devam ederlerdi. Neden sana böyle bir şey olduğunu belli edip seni uyandırdılar?

Buna da iki cevabımız olabilir: Ya birisi üzerinde zihin kontrolü yapabilmek için bu gangstalking ve çeşitli tacizler de gerekiyor. Yani sürecin bir parçası ve biz bunu henüz bilmiyoruz. Ama o zaman zihin kontrolünün fark edilmesi riskini göze alıyorlar demektir. Ya da size bir mesaj vermeye çalıştılar. Mesajın ne olduğunu artık siz kendi hayatınıza, kendi görüşlerinize göre belirleyebilirsiniz. Orasını bilemem.

Bu ihtimali neden yazdım? Çünkü bir dönem o evreyi bana da uyguladılar. “Zihin kontrolünü nasıl fark ettim?” (bu yazının sonundan o yazıya da ulaşabilirsiniz) başlıklı yazıda da bahsetmiştim. İlk evrelerde düşüncem şu şekilde oluşmuştu: Gizli işler yapan bir adam, sonuçtan emin olmadıkça bunu açık açık belli etmez. Benle herhangi bir konuşma, bir etkinlik durumu olacak ki göstere göstere biz buradayız diyorlar. Siyasi, ideolojik, bilimsel hiçbir şeyim yok. Sıradan bir insanın tekiyim. Ama ilgin., bekleyelim bakalım…”

Belli ki salaklar egolarına güvenerek böyle şeyler yapıyorlarmış. Sonradan bunu semboller, tacizler ve voice to skull’lardan oluşan konuşmalarda “Neyle ilgileniyorsan onun üzerine çalışacaksın. Başka bir şeyle ilgilenmeyip robotum olacaksın. Seni zengin ve başarılı yaparım. O esnada ben de senin üzerinde her türlü deneyi yapıp, çevreni ve özel hayatını inşa edeceğim.” şeklinde çevirdiler. “Bize ruhunu satacaksın” dediler kısaca. Halbuki benim böyle bir hayatım yoktu zaten.. Ne internette, ne çevremde herhangi bir etiketle bilinen, göçebe bir yaşam süren bir gezgin olup gezip gördüğüm yerleri aktarmak istiyordum. Hayatta geçmişe gidip yaptığı işlerin tüm inceliğini kapısında köle olarak öğrenmek istediğim sayılı insanlardan biri Evliya Çelebi idi. Şimdi bakın ne vaziyetteyiz. Bırakın zihinsel ve siber takibi, bir yerde kök salıp herkes tarafından ismimin bilinmesinden dahi hoşlanmazken şimdi kendimi herkes tarafından bilinen, zihin kontrolüne karşı en azılı direnişçilerden biri olarak buluverdim. Bu da hayatın bizi nereye götüreceğini hiçbir zaman kestiremeyeceğimize dair bir ders olsun.

Örnek büyük ihtimalle bir zihin kontrol operasyonunun gidişatını açıklamıştır. Eğer fiziksel işkencelerden çok size psikolojik olarak yaklaştılarsa, zihninize gönderirken konuşmalar, sesler ve resimler, yahut çevredeki insanlara yapılanlar aracılığıyla konuşmaya çalıştılarsa sizinle iletişim kurmaya da çalışıyorlar demektir. Düşünce Polisi’ne röportaj verme nezaketinde bulunan zihin kontrol mağduru Sayın Cem Özberk’in konuşmasının son kısmında da dediği gibi; yasadışı bazı odaklar bu yöntemlerle çetelerine yeni elemanlar buluyor olabilirler. (Röportajı izlemek için buraya tıklayabilirsiniz)

Evet; zihin kontrolüyle ilgili çevresiyle hiçbir şey konuşmamış, gizliden gizliye bütün yazılanları takip eden birçok gizli zihin kontrol mağduru olduğuna adım gibi eminim. Eğer ki size bu şekilde hayal tacirliği yapıyorlarsa, size en dayanamayacağınız zaaflarınız üzerinden vaatlerde bulunuyorlarsa, hepsi sizi sessiz tutabilmek ve imparatorluklarını koruyacakları köpekler edinmek için bir kandırmaca arkadaşlar. Sizinle ilgili deneyleri, sizin ve çevreniz üzerinden yapacakları kitlesel zihin kontrolü, menfaatleri ve karları bittiği zaman ilk harcanan siz olacaksınız. Ne demişler: Cinsini sevdiğim yine cinsine çeker… Güvenmeyin, tecrübeyle sabittir… Ve zihin kontrol mağduru olduğunuzu sesli bir şekilde söylemekten çekinmeyin. Kurtuluşunuzun tek yolu avazınız çıktığı kadar bağırmaktır…. Buradaki ikilem basit: Bu şartlarda yaşamaya devam edip ölmyi mi bekleyeceğiz? Yoksa “Çarpışmadan ölecek değiliz ya?” deyip madem ölmüşüz, tamamen ölene kadar verebildiğimiz kadar zarar mı vereceğiz? Bence ikinci seçenek çok daha eğlenceli gözüküyor…

Peki bir diğer ihtimal nedir? Düşünceleriniz, ürettiğiniz fikirler sebebiyle zihin kontrol mağduru olmak. Eğer ki sisteme aykırı, yaratıcı, ses getirip insanları yönlendirebilecek fikirlere sahip olduğunuzu düşünüyorsanız, telegramcılar bu yüzden sizi takibe almış da olabilirler. Adı üzerinde: Düşünce Polisi… Kimselere söylemediğiniz, kullanmakta özgür olduğunuz beyninize, düşüncelerinize müdahale eden bir güruh….

Ben bu konudan, hayat görüşlerinden ötürü herhangi bir zihin kontrolüne maruz kaldığımı düşünmüyorum. Lisede birkaç kez gittiğim bazı gençlik kolları dışında hiçbir ideolojik geçmişim mevcut değil. Görüş olarak beyan edebileceğim bir şey varsa o da şudur: Kapitalizme, kurumsal hayata tamamen karşıyım. İdeolojik anlamda değil… Komünist değilim yani korkmayın. Sadece; adil olmayan,sert bir hayat sürmüş insanların “Hayat zor. Ekmek aslanın ağzında, her şey birikim, her şey para..” gibi kandırmacalarla en güzel yaşlarını haftada 100 saat mesailer, sertifikalar, terfiler için harcamasına, o kadar süre sonra alabildiği pahalı eşyalarla bezeli bir ev ya da arsa sonrasında vücudu çökmüş, göbek bağlamış bir halde “Eee şimdi ne olacak? Kaç yılımız kaldı bu dünyada?” diyerek öylece kalakalmasına, bunları elde etmek için hiç çalışmak zorunda kalmamış kişilerinse onları çeşitli demagojilerle, içi boş takdirlerle avutmasına karşıyım. İdeolojik düşünmeyen, sorun bulmaya odaklı bir insan rahatça bunu söyleyeblir: Burada ters giden bir şeyler var. Bu çabanın karşılığı daha farklı olmalı…

Hayat görüşü olaraksa kendimi azılı bir çevreci ve doğasever olarak niteleyebilirim. Zaten bende bu görüşlerin dışavurumu ideolojik değil de gezginlik, ekolojistlik gibi şekillerde olmuşken; eğer ki zihin kontrolcüler sadece çevreci olmam ve gelir adaletsizliğinin üzerine eğilmem sebebiyle beni mağdur ettilerse (ki sanmıyorum) vay onların haline o zaman…

Kendi durumumdan bütün bu örnekleri hem kendi hayatınızdaki gidişatta tespitler yapmanıza yardımcı olması, hem de “Yok yok boş değilsindir sen. Bir tezgahın içindesindir.” diyenlerin içini olabildiğince rahatlatmak için verdim. 

Ayrıca, şunu unutmayalım: Telegram zihin kontrolü siyaset ve partiler üstü bir şeydir. Var oluğundan beri nice hükümetler tüm dünyada ve Türkiyede değişmiş ama herkese uygulanmaya devam etmiştir. 

Şimdiye kadarki kısımda “Sana neden uygulasınlar? Neden ben? gibi sorulara aklınıza gelebilecek tüm olasılıklarla cevaplamaya çalıştım. Sonuç olarak bu; yorumunuz ne olursa olsun milyonlarca insana devasa yapay zeka teknolojileriyle uygulanan, yapay bir kaderin inşa edildiği bir düzen. Şİmdi de; “yapay kader” denen şeyin bir açıklamasını yaparak giriş yapalım.

YAPAY KADER NEDİR?

Telegram zihin kontrolcülerin ülkelerin cumhurbaşkanları dahil olmak üzere herkese uygulandığı plan çerçevesinde mesleğinize, yaşadığınız yere, ailenize ve çevrenize, ilgi alanlarınıza göre zihninizi görerek sizi kendi istekleri doğrultusunda manipüle ettikleri düzene verdiğim isim. Bu yöntemle zihin kontrolü yapan kişiler kendi istekleri doğrultusunda sizi hayat basamaklarını tırmanmanızı, düşünce ve görüşlerinizin yönlenmesi, bazı işleri yapıp bazılarını yapmamanızı, bazı kişilerle karşılaıp arkadaşlık kurmanızı, evlenmenizi, hatta ve hatta tanıdığınız kişilerle aranızın bozulmasını; hayatınızın, kariyerinizin yönlenmesini sağlarlar. 

Bireysel hayatımızdaki bu küçük, ama kelebek etkisi yaratan kısımlardan verdiğimiz örneği daha genel yayacak olursak zihin kontrolcüler; ellerindeki bu güçle dünya üzerindeki tüm devletler, tüm şirketler, tüm fikirler, tüm otoriteler ile tıpkı bilgisayardaki strateji oyunları gibi oynarlar, yönetirler. Ortaya çıkacak krizleri, döviz kurlarının ve borsanın gidişatını, buhranları, yükselişleri, savaşları, hava olaylarını, maç sonuçlarını, kısaca her şeyi görebilirler. İnsanlar üzerinde büyük ölçüde otomatik işleyen bu düzen, bugün kamuya açık bilgilerle, hatta gizli servislerde ulaşılmış olabileceğini hayal edebileceğimiz seviye ile bile açıklanamayacak, hayallerinizin ötesinde bir yapay zeka teknolojisine, beyin haritalama ve sinyal tekniklerine dayanmaktadır. İnsan vücudu üzerinde sayısız telegram belirtisinin yanı sıra, düşüncelerinizin, hareketlerinizin yönlendirilmesi, gözlerinizin bir kamera gibi kullanılıp ekran görüntüsü alınması dahi mümkündür. Tabii bütün bunlar esnasında ölen milyonlar, fire olarak hasta olan insanlar, yıkımlar onlar için strateji oyunundaki cansız, duygusuz karakterlerin ölmesi gibidir. Hatta pek çoğu “Yücelerin yücesi”, sözüm ona “Basit bir aklın alamayacağı planları” için gereklidir bile… Zihin kontrolü böyle kibirli, Tanrı kompleksli, küstah bir mantaliteye sahiptir.

Temel hatlarıyla ifşa olmuş bu cihazların bu kadar detaylı fonksiyonlarının sayısal düşünen insanlar tarafından dehşetle karşılandığını biliyorum. Somut bir şekilde hepsinin kanıtlanacağı günleri ben de iple çekiyorum. Sayısalcı bir öğrenci olarak bu eksikliğin gayet farkındayım.

“Bu adamların amacı ne?” diye soracak olursak yapay kader, sadece tüm telegram şubeleriyle beraber henüz görünmeyen tek dünya devletine, tek merkezli, tüm dünyayı derebeyliği haline getirmiş diktatörlüğe hizmet ederOnun bekasına göre kararlar alır.

Yani zihninizin görülmesi ve manipüle edilmeniz onlar tarafından engelleneceğiniz gibi bir anlam taşımaz. Örneğin bir siyasi parti kurup meclise girseniz ya da bir şirket kurup Türkiye’nin en büyük holdinglerinden biri olursanız sizi Nazi Almanyası gibi sabote etmezler, yok etmezler. Görünmez tek dünya devletinin yararına olacak şekilde manipüle etmeye, yönlendirmeye, evcilleştirmeye çalışırlar. Bu adamların yöntemi tespit edip yok etmek değil, algı yönetimiyle kendilerine benzetip mankurtlaştırmaktır.

Tabii 7 milyar insanın yaşadığı ve nüfuz derecesine göre her birinin farklı hassasiyetteki radarların dahilinde olduğunyu düşünürsek zihin kontrolcüler için uyandığınız ve tuvalete gittiğiniz saatten tutun da, iş yerinde gerçekleşen olaylar karşısında takındığımız tutumlara, arkadaşlarınız arasında konuştuğunuz şeylerden bilinçaltınızda en sevdiğiniz ve en korktuğunuz şeylere, yemek yiyeceğiniz saatten yatak odanızda dönenlerin içeriğine kadar her şey önem taşımaktadır. Malum, tüm senaryosu onların kontrolünde olan bir düzen düşünürsek; bir insanın 10 dakika geç yatması, işe 5 dakika erken gitmesi bile “kelebek etkisi” olarak bilinen duruma yol açacak, ölçeği binlerin, milyonların hayat akışına aldığımız zaman çok ama çok farklı bir geleceğin şekillenmesine sebep olacaktır.

LÜTFEN DİKKAT! Zihin kontrolünün herkese uygulandığı teorisini bu yazıda kanıtlamaya çalışmıyorum. Bu teoriyi nereden çıkardığımı merak ediyorsanız “Zihin kontrolünü nasıl fark ettim?” yazısını ve “Telegram zihin kontrol işkencesi 5” videosunu inceleyebilirsiniz:

——————————————————

Peki nasıl oluyor da nöroloji, elektronik haberleşme, tıp, yazılım gibi branşların ortak çalışması ile, yani bir avuç yetkin insan tarafından en azından bir kısmı kontrol edilip gerisi ne idüğü belirsiz gizli servis personeli tarafından uygulanan bir teknoloji dünya üzerindeki tüm insanlar üzerinde izinsizce tatbik ediliyor?

  1. Herkese uygulanan kısım öncelikle düşünce “okuma”dır. Onun dışındaki hayatınız iş-ev, okul-ev gibi rutin bir süreçteyse, arkadaş çevreniz oturmuş durumdaysa sadece rutin kontrol amaçlı günlük ve gecelik programlamalarını yaparlar. Nüfuzunuz ve etki alanınız ne kadar fazlaysa zihin kontrolünün o kadar ilgi odağı olursunuz. Ya da bir zihin kontrol mağduruysanız… Böylece düşünceleriniz, karakteriniz ile oyun hamuru gibi oynamaya çalışıp; zaaflarınız ve mahreminizin üzerinden onurunuzu, gururunuzu adalet yerini bulmadıkça hiçbir zaman onarılamayacak vaziyete getirirler. Sizin, sevidklerinizin ve ailenizin onurunu, mahremini, boş vakitlerinde, koridorlarında esirlerin kafaları ile maç yapmak gibi uyguladıkları eğlencelere dönüştürürler.
  2. Zihin okuması ve monoton hayatı olanlara ufak manipülasyonların yapılması olarak bahsedilen kısım da zaten büyük ölçüde hedef kişiyi tanımlayıp otomatik kararlar verebilen, hatta daha önceki davranış ve tepkileri analiz edip tıpkı bir insan gibi muhakeme yapabilen yapay zekalar tarafından gerçekleştirilmektedir.
  3. Yani yapay zeka teknolojisi; zihin kontrolünün üzerine eğilirken ayrıca dikkat edilmesi gereken, insan zihniyle baş edebilecek kadar tehlikeli seviyelere gelmiş çalışma alanlarından biridir.

 

 

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

11 Replies to “Telegram zihin kontrol işkencesi 7- Elektromanyetik zihin kontrolü nedir? Neden ve kimlere uygulanır?”

  1. Seni dinlemeye başlayana kadar fark etmedim fark edecekken baska şeylerin çıkması üzerine yine fark edemedim bu yaşıma kadar yaşadığım her seyi sizin tüm deolarınızı lzliyip dinledikten sonra anladım neden ben den bunlar neden diye düşün düm sanki baska bir du yada yım ben ben degilim de herseyi yasadım hayatın tum acısını vilesinl cektimde bitti yaşamım gibi düşüncelere kapılıhordum en guzel fotografıma bakarken ağlıyordum sanki öldün de ruhum fotografa bakıyorda bunları düşünüyor gibi hafif blr seste kendime gelip saga sola bakıp göz yaşımı sillyordum neden bunlar bana oluyor diye düşünürken YouTube de herhangi bir vatandaşa derdimi anlattım bunalıma glrmissln imanını tazeke gibi sozler söyledi 4 ay önce ve dua etmeye basladım fakat bilemiyorum ya anlatacak o kadar cok seyim var ki yapayanlızım su dunyada inan kimsem yok hersey beni buldu su dunyada yaşamadığım hic bir kotu olay kalmadı aklıma gelen herseyi uyguluyordum ve simdi bilinçsizce hareket ettigimi fark ettim seni dinledikten sonra simdi tüm geçmişim 5 ,6 yaşımdan beri yaşadığım kaderim yapay kader olduğunu öğrendim bunu yasamak istediğimden emin degildim fakat yasadım istemeyerek sadece 6 yasında düşündüm 30 yaşına kadar şunlar bunlar olur diye 30 yasına geldim bitti düşündükleriml yaşadığım hayat, ama hala sorunlarım var durup dururken biri aklıma geliyor haksızlığa ıgradıgım icin sinir oluyorum hatta o kadar sinir oluyorum ki 2 yasındaki kızıma bagırabiliyorum sadece tabak yıkarken insan birsey hatırlayıpta bu kadar mı sinir olur kendimi kaybedecek kadar onu. Da bugun anladım. Zaafım mıs hassas noktama deginiyorlar galiba ikinci kez yine oldu cok zor düzelttim kendimi iyiki senin videon la karşılaştım. İyiki seni tanıdım hayatımla ilgili düzenlemeler yapmam gerek bundan sonra her an kendimi. Dizginlemek icin zorlucam sinir konusunda fakat karşılıklı bir kac satır dahi olsa yazısmak isterim seninle musaden olursa.. Olurmu cok büyük hayal kırıklığına uğradım senin tum video larını dinledikten sonra o yüzden bir de küçük bi olay anlatmak istedim sana onun icin..

  2. Dostum bende bulabileceğiniz en büyük magdurlardanim..makinayla yapmıyorlar kötü insanlar beyin gücü(telekinezi) ile yapiyolar. Ben bana yapanı tanıyorum..aynı kişi devlet adamlarinada yapıyor.bazi insanların hayali tutuyor..konu böyle…onun bir ev dolusu eşyayı havaya kaldırdığını gördüm…lütfen benimle iletişime geçin …ne yapmaliyim hiç fikrim yok?

    1. Merhaba Deniz Bey. Benim maruz kaldığım şey muhtemelen gizli servislerde yuvalanan bazı odakların yaptığı elektromanyetik, beyin bilgisayar-ara yüzleri gibi ileri teknolojilere dayanan zihin kontrolü. Telekinezi gibi şeyler bilimsel olarak varlığı ıspatlanan şeyler değildir, birer efsanedir. Hele ki insan beyni ile böyle şeylerin yapılması mümkün değildir.

  3. bizim universitede okulumun birsuru sebeplerden dolayi uzatilmasiyla basladi. Derslerimi zamanasamasina ugrasmasi gibi. bende eski sistemin ogrencisi olarak tabi bircok seylerin degistigini ve butun degisimleri dolu dolu yasadim artisini eksisini biliyorum. Surekli bir korkuyonetimi yapiliyordu ve birsuru seyin yonetildigini farkina vardim. bir ders icin itiraz ettim ve verilerin yanlis oldugunu soyledim. fakultebaskani benimle ugrasmaya basladi. benimle ugrasirken bidaha ki donem daha buyuk bir grupogrenci birlikte hareket ettiler. bu yil bunu onlemek icin birsuru seyler yaptilar kurallar vs. hak gibi gosterilen seyler esasinda ozgurlugu kisitlayan seyler oldugunu farkina variyorsun. bu gecen yil itiraz ettigim ders bu yil examkomitesi bayan basindaydi. Dijital dort dersim vardi. birkacinda gecen yil bana uygulanan seylerin aciklamasi vardi resmen cunki tabiki komitenin basinda oydu ve bana yapilan rezalet onlarin basinin altindan cikmisti.. ama ilk derste anlattiklari cok garip geldi bana ve bi sekilde tehtidler algiladim dusuncemde biseyler olustu ve su su olucak dedim anneme cabuk hareket edelim dedim subat a kadar. ve dediklerim birebir olmaya basladi , uygulamasi ayni aksam basladi cok buyuk problemler yasadik. sonra o sirada birseylerin oldugunu farkindaydim. zihin kontrol e ilgili ve dusunduklerimin birebir fakulte haberlerinde denk geliyordum dusunduklerimi okuyordum. surekli, sanki zihin kontrolu varmiscazina. telefonlarim bozulmaya basladi. zihin kontrolu ile ilgili video izledim bir gece sabaha kadar. bidaha ki gun bilgisayarim bozuldu. bidaha ki gun telefonumu acabildim ve whatsup gruplari fakultenin zihin kontrolunun videosundaki bahsettigi resimler vardi birden. evde her sekilde zihin kontrolu oldugunu fark ediyorum dunya degismeye basladi. en son garip bir mesaj geldi diger bilgisayardan evde.. yeni guzel dunya icin geri sayim basladi diye.. ve saat basi tekrarladi bilgisayarim da cunki yok edemiyordum… kime neyi anlaticagimi da bilmiyorum. etrafimdakilerle paylastim. benim cok akilli biri oldugumuda biliyorlar. dediklerimin de cogu zaman ciktigini… gecen gun yeni yapilan fakultemizi ilk kez ziyaret ettim.. giriste bir avuc ve icinde bir goz cizilmis hemen giriste hosgeldin diyor…

  4. ben yurtdisinda yasadigim icin tam net olarak iyi bir dilde ifade etmis olmayabilirim, ben yonetimlerde de gorev aldim egitimle ilgili oyle rasgele itiraz etmedim tabiki. sonraki buyuk grubuda ben yonlendirdim itiraz nerelere yapilmasi gerek diye mailadresleri verdim. ve ayni sizinde isminizi kodugunuz gibi basindan beri sanki dusunme ozgurlugumu kisitlamak istiyorlarmis gibi birsey soz konusuydu. dusunmem yasakti dersle ilgili itiraz etmem yasakti. diger ozel hayatimda olan olaylarin bunlarin hepsinin bir baglantisi varmi yokmu bilmiyorum ama gerceklesmesi gercekten cok garip.. ailemde acikliyamadi.. ve sizin zihin kontrol olarak bahsettiginiz unsurlari taniyorum goruyorum yasiyorum.

  5. Hayatımda asla yapmayacağım istesem de yapamayacağım şeyleri bana uzaktan bilgisayar yolu ile ulaşıp yaptırdılar. Nisan/18- agustos/18 arasinda toplam 4 ay kadar sürdü; tuhaflığı fark edip karşı koydum önce ısrarla karşılaştım ama ben de direnebildim ancak o arada parasal önemli zarara uğradım 4500+ 25000 = 29500 GBP artık uzerimde hicbir yaptırım kalmayınca beni bıraktılar sanıyorum. Yapanlar Amerikan Ordusu mensupları idi. Bilgisayarın benimle konuştuğunu anladım rotadan çıkınca devreye insanların da girdiğini sanıyorum.. aynı tekbirlerin devam ettiğini düşünüyorum. Ilk olaydan sonra 3 deneme daha yaptılar başka para alamayınca bıraktılar sanıyorum. Allah hepimizi yapay zekadan korusun. Karsilastigim kişiler nick name kullanan ve hepsi de amerikan ordusunda 1 ila 4 yıldızlı general olduğunu söyleyen adamlar suretindeydiler.
    1) afganistan/ k a bil- Robert Abram Wolfgang
    2)- aynı kişi 4 ay sonra aynı resimlerle Darren Abram Wolfgang olarak facebook ta görüldü
    Bu 2 kimlik nick name gerçek resmi adının Robert Bruce Abrams oldugunu söyledi uniformasinda Abrams yazılı idi.
    3)- Suriye General Gradcardone Scaparotti nick name ile resmi adı general Curtis Michael Scaparotti olduğunu söyleyen kişi 1 hafta içinde para isteyip verilmeyince irtibatı kesti.
    4)- Afrika nijerya James Howard aynı şekilde para istedi vermeyince kayboldu
    5)- general Roth John /Suriye- Şam. Yine adında john williams bahsedildi. Yine para talep edildi.
    Bazılarının FB sayfalarını kısa sürede kapattıklarını ve yerli yersiz saatte devamlı aynı benzer şeyleri söyleyen mesajlar watsapp- google hangout-messenger- e mail gönderdiklerini ve kisiliginizde hedef seçtikleri noktalardan devamlı baskıya varan telkinler yapıldığına şahit oldum.
    Facebook uzaktan yabancı cihazla FB sayfama siber saldırı olduğunu mesajla nidan/ 2018 bildirdi ve başkalarının eline geçmiş olabileceğinden sayfamı kapattı haziran/2018 yeniden açıldı. Arada savcılığa siber saldırı dilekçe verdim ama tanışıklık çıktı.
    Bu kişilerin Turkiyeden 3 bayan arkadaşları olduğunu gördüm.
    Allah hepimizi Amerikalı askerlerin denekleri olmaktan korusun.
    Saygılar.
    God bless you all against to Devil.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *