Ekim ayında yapılan zihin kontrol işkenceleri

Ekim ayı içerisinde psikolojik, fiziksel, vs. çeşitlerde gerçekleşmiş olan telegram zihin kontrol işkenceleri şu şekildeydi. Arada yazmadığım günler, kayıt altına almadığım şeyler olabilir, yoğunluktan ve hemen hemen aynı yöntemler oluştuğu içindir.

Ay içinde gerçekleşen olaylardan öncesinde en başta belirtilmesi gereken bir şey var: Temmuz ayından bu yana yaşanan süreç sonrasında zihin kontrolcülerin takındıkları tavır ve tutumdaki değişikliklere bir yenisi daha geldi ve şu itirafta bulundular:

Telegramı fark ettiğin süreden bu yana yaptığımız işkencelerin hiçbiri herhangi bir gerekçeye bağlı değildi. Kanunsuz olsa dahi kendi aramızda var olabilecek standart bir prosedüre, müfredata dahi dahil değildi. Tamamen kişisel hastalıklarımızın, bozuk psikolojimizin ürünü olarak zihnin, zaafların, psikolojin üzerinde keyfi, dayanılmaz işkenceler yaptığımızı kabul ediyoruz. Sana yaptıklarımızın telegramın ‘sözde’ amacıyla da bir ilgili yok, herhangi bir kararla da, her şey kişisel fantezilerimizden ibaret.

Bu itirafı sana mahkemede bütün Türkiye’nin ulaşabileceği şekilde yaptırtacağım.

16 Ekim 2017:

  • Çalışmadan önce yapılan tipik zorbalıklar ve dikkat dağıtma çabaları bugün daha yüksekti.
  • Öğlen yemekte yine önünüzdekinin yemek yerine kusmuk, dışkı, çöp gibi şeyler olduğuna dair düşüncelerle mide bulandırmaya ve yemenizi engellemeye yönelik girişimler oldu.
  • Ay başından beri her gün yazmaya gerek duymadığım, O’nunla ilgili çeşitli tacizler, işkenceler sürekli devam etti.
  • Dizi-film izlersem ya da aylaklık yaparsam güldürüyorlar. Çalışmaya başladığım anda saldırıyorlar. Yeni sistem bu şekilde işliyor.

17 Ekim 2017:

  • 16 Ekim gecesi uyumamı engellediler. Duygu ve his manipülasyonları, uyarıcı etkilerle uykunun kaçırılması gibi yöntemlerle sabaha kadar uyuyamadım. Az bir uykuyla günü geçirdim.
  • Arkadaşım ve abim G., zihin kontrolünü tamamen fark etmiş durumda. Hem de daha öncesinde tıpkı benim gibi bu konu hakkında bilgili olmadığı ve benzer şikayetler yaşamadığı halde…
  • Bütün bunun dışında rutin tacizler gerçekleşti.

Fakat burada not düşülmesi gereken iki önemli durum var:

Birincisi; telegram zihin kontrolü sırasında biraz sembollerle konuşan bilinçaltının, biraz karakter suikastının parçası olarak zihnime tanımadığım insanların yüzlerini resimler halinde gönderiyorlar. Buradaki sembolizmin yüz ifadesi gönderilen hayali kişinin ağız yapısı, elmacık kemikleri, sakalı, saçları gibi efektlerden oluşuyor genelde. Ve bana ne zaman böyle bir suratla zihin kontrolü yapsalar ben de ne zaman ertesi gün dışarı çıksam; o surata sahip olan kişi bildiğiniz önümden geçiyor, o surata %90-100 arasında benzeyen birine mutlaka rastlıyorum.

İkincisi; zihin kontrolünü fark ettiğini söylediğim arkadaşım G., bugüne kadar yaşadığı sayısız yapay kader unsuruyla beraber, her zaman kahve içmek için oturduğumuz bir yere tam 1 ay sonra tekrar gittiğimizde orada bulunan iki kişiyi en son oturduğumuzda da gördüğünü ve benim arkam dönük olduğu için görmesem de dikkatli dikkatli bizi süzdüklerini belirtti.

20 Ekim 2017:

  • Çalışırken en tehditkar, en ahlaksız şekilde saldırdılar. Apaçık tehdit ettiler. Yaptıklarımın kamu güvenliğine aykırı olduğunu ve yaptıkları işkencelerin kamu güvenliği için olduğunu söylediler. Sevdiklerimin tehdit edildiği, öldürüldüğü, uygunsuz sahneleri zihnime gönderip beni kendi beynim üzerimden tehdit etmelerinin sebebi kamu güvenliğiymiş.

Burada da herkese uygulanan zihin kontrolü ve yapay kader ile ilgili tacizlere değinmek gerek:

İnsanlar üzerindeki manipülasyon gücüne, şimdilik kimsenin olayla gerektiği gibi ilgilenmiyor olmasına güvenen telegramcılar aynen şunları söyledi:

Senin istediklerini elde etmene, başarılı olmana izin vermem. Her yerde yoluna taş koyarım. (Zaten ben niye durduk yere bu işin peşinden koşuyorsam… Sizin elektromanyetiğinize, beyin bilgisayar arayüzlerinize çok meraklıydım sanki…)”

Hiç acımam. İnsan bir kere geliyor dünyaya bırak dilediği gibi yaşasın demem. Oğlum siz zaten bizim üzerinizde çalışmanız için dünyaya geliyorsunuz. Siz kimsiniz mk… ” (Şimdiye kadar yaptıkları, senelerdir kukla gibi oynatıp hasta ettikleri insanlarla zaten bunu yapmadılar ya, bundan sonra yapacaklar…

24-25-26 Ekim 2017:

  • O’nunla ilgili küfürler, tacizler, aşağılayıcı saldırılar iyice arttı. Bu sefer köşeye sıkışmış kuduz köpek gibi hissetiklerinden olsa gerek daha önce hiç yapmadıkları şekilde saldırıyorlar. Ama az kaldı. Hem az kalmasa ne olacak. İsterse 10 yıl sürsün. Eninde sonunda bundan kurtulacağım, O’na bizzat ve zihnimde yapılan diyetini alacağım… O vakte kadar sessizce dayağımı yiyip yerleri yalıyorum. Ve ayağa kalkacağım güne hazırlanıyorum…
  • Sessizce dayağımı yemek gibi şekillerde konuşmuşken, bu saldırıları özellikle ve itinayla mesai bitişlerine, yatmadan önce, bir işi sonlandırmadan hemen önce yapıyorlar. İşine gücüne dalmış bir insanın başında ona işkence edip bunu izlemekten keyif alan zorbalıklarını ve şımarıklıklarını kusuyorlar. Hem bu megalomanlıklarını yansıtırken, hem de gün içinde rahat bir nefes almanızı engellemeye çalışıp, sürekli gergin olmanıza ve huzur bulamamanıza sebep olmaya çalışıyorlar.
  • İşkencelerin dozunun bu kadar adi, bu kadar sonradan görme, köylü çakalı bir çizgiye kaymasının tek açıklaması var: Telegramcı leşler korkudan kokutmaya başladı arkadaşlar… Mahkemeye çıkarken kokuya sebep olan şeyler paçalarından tek tek dökülüverecek. Köpeklerininki de..:D Sadece bana yapılan bir zihin kontrolü yok ki; kim bilir kimlere nelerin nelerin hesabını verecekler…:)

28 Ekim 2017:

  • Zihin kontrol mağduru olmasam muhtemelen tamamen zıt, alakasız kişiliklere sahip olduğumuz, hiçbir ortak noktamız olmayan, üstüne bir de şımarık, leş, nerd bir simaya sahip olan telegramcılardan şu şekilde bir itiraf geldi:

Sende bir şey var. Seninle oyuncak gibi oynamamda, beynin üzerinde deneylerimi yapmak, özellikle sende bana zevk veriyor. Sende uyuz olduğum, varlığından hoşnut olmadığım bir tip, bir düşünce var. Bilmiyorum, yıllardır zevk alıyorum sana işkence yapmaktan...

Dolayısıyla; manidar zamanda yaptıkları şeylerle ve taa bilmem nereden bana yönelik yaptıkları tacizlerle telegramcılar bir önceki maddede söylediklerini ıspatlıyorlar. Tekrar söylüyorum. Bu; hiçbir tarakta bezi olmayan bir insana durduk yere yapılan bir işkencedir. Telegram, istihbarat, uydu teknolojileri, hatta en ufak bir ciddi konuyla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir insana yapılan şımarıklıklarla, keyfi uygulamalarla hayatının, kendisinin ve sevdiklerinin insanlık onurunu onarılamayacak şekilde paramparça edilmesiyle başlayan bir hikayedir. Benim herhangi bir ön yargım, herhangi bir tabum yok. Alakasız değer yargılarıyla oyuna dahil olan, pek çok kişinin yapamayacağı (öldürülme ihtimali dahil) şeyleri yapabilecek olan yabancı ve geçici bir oyuncuyum. Gururla söylüyorum; hadsizin, terbiyesizin, devlet terbiyesi bürokrasi nedir bilmeyen ezilesi, üzerinde deneyler yapılıp hibe edilesi, gözden çıkarılası, fakir, varoş, sahipsiz, pislik, iğrenç bir böceğin, kobay hayvanının tekiyim… 

  • En son yazdığımdan beri yapılan internet kesintileri ile çalışmam, dinlenmem, iletişimim, her şeyim engelleniyor. Devletin imkanlarını kullanarak yapılan görevi kötüye kullanmalar (telegramın iyi tarafı????) devam ediyor.
  • Kaç gündür O’nunla ilgili söylenen sözler, zihnimde yankılanan imalar, resimler, konuşmalar, O’nun da zihninin görülmesiyle ilgili dokundurucu düşünceler çok daha ileri seviyelere ulaştı. Yerleri öptüğüm, depoladığım bu kin bana neler neler yaptırıyor, acaba neler yaptıracak?… Bundan 5 yıl, ya da 10 yıl sonrasında acaba kendimi tanıyabilecek miyim?…

30 Ekim 2017:

  • Bugün diğer günlere göre daha hafif ve olağan geçti. Birçok kez dikkatimi dağıtmak için O’nunla ilgili tacizlerde bulundular. Bu durumlarda da aynı şekilde karşılık verdim.
  • Gece hafif bir diş ağrısına sebebiyet vererek rahatsızlık verme çalışmalarına devam ettiler.

Bunların dışında zihin kontrolünün geneli anlamında önemsiz, ama bende yarattıkları şartlanmaları ve yaptıkları psikolojik baskıyı adım adım geri çektikleri süreç için önemli bir durum var:

Neredeyse telegramcılarla konuşmaya başladığımdan beri “siftah” diye bir kavram yarattılar. Gün başlarken, bir işten diğerine geçerken, ayağa kalkarken, oda değiştirirken; kısaca bir eylemden başka bir eyleme geçtiğiniz her anda mutlaka doğrudan zihninize yönelik sinirlendirici, dikkat dağıtıcı, kısa süreli hafızanıza zarar verici saldırılar yapıyorlardı. Bunlar tabii ki aklınıza sokulan başka düşüncelerle önünüzdeki işe olan konsantrasyonunuzun düşmesi, daha çoğunda ise mahrem ihlali, kişisel zaaflarınız gibi unsurlarla sinirlendirilmenizden oluşuyor.

Bu işkence metodunu hem çalışmamı engellemek, en azından normalden daha fazla yıpranarak enerjimi sömürmek için; hm de nereye gidersem gideyim, ne yaparsam yapayım orada olduklarını, müdahale edeceklerini hatırlatıp korku yaratmaya yönelik bir işkence. Hayattan aldığınız zevki, deneyimlerinizi, çalışma azminizi zorlayan iğrenç, hastalıklı, sadist bir sistem…

Son bir aydır bunun zamanını değiştirerek bir işi sonlandırmanıza doğru aynı saldırıları yapıyorlar, en başlarken yapmak yerine. Mesela 3 saat zihin kontrolüyle uğraştım diyelim. Son 15-20 dk mutlaka aynı şeylere başlıyorlar. 1-2 saat kitap okusam son sayfalarda mutlaka psikotronik bir saldırı yaşıyorum. Kitabın sonunu bağlamak, kavrayabilmek için kelime kelime tekrardan okumak zorunda kalıyorum.

Daha yakın zamana doğru bunu da seyreltmeye ve her zaman görülüyor olsam da çalışırken beni rahat bırakmaya başladılar.

Bunu da tabii ki Tanrı komplekslerinde bulunan bir merhameti bahşetmekten değil; sürekli zihin kontrolü hakkında yazıyor, çiziyor, konuşuyor olmamdan ötürü geçici psikolojimi düzeltmeye mecbur olmalarına yoruyorum. 

BEN WEB SİTESİ, KAMUOYU, ARAŞTIRMA GİBİ ÇALIŞMALARA GİRİŞMESEYDİM, BENİMLE TELEGRAMI FARK ETTİĞİM ZAMANDAN DA BETER OYNAMAYA DEVAM EDECEKLERDİ SEVGİLİ ARKADAŞLAR. BU İŞİN FORMÜLÜ BASİT: MADEM OYUNCAKSINIZ VE KADERİNİZ BAŞKALARININ ELLERİNDE, ZİHİN KONTROLÜ HAKKINDA KONUŞMAKTAN, ZİHİN KONTROLÜYLE İLGİLİ ÇALIŞMA YAPMAKTAN ÇEKİNMEYECEKSİNİZ. HİÇBİR ŞEY YAPAMAZLAR. AKSİNE; SİZ NE KADAR BU KONULARLA TANINIRSANIZ, BİR ŞEYLERİN ISPATLANMASINDAN KORKMALARINDAN ÖTÜRÜ ETRAFINIZA HER GEÇEN GÜN DAHA DA GÜÇLENEN BİR KORUMA KALKANI ÖRMÜŞ OLURSUNUZ. SADİSTLERDEN KURTULMANIN YOLU TECAVÜZLERİNDEN ZEVK ALMASINI ÖĞRENMEK DEĞİLDİR. ADI ÜZERİNDE ONLAR SADİSTTİR, SİZİN BU İŞLERLE İLGİNİZ OLMAMASINI ANLAYACAK KAPASİTEDE DEĞİLLERDİR. BU YÜZDEN BİR AHLAKİ DEĞERLERİ, HUKUKLARI DA YOKTUR. KURTULMANIN TEK YOLU ÜZERLERİNE GİTMEKTİR.

  • Bu değişiklikler dışında dişlere, iç organlara; kulak çınlaması ve baş ağrısına yönelik sembolik bazı saldırılar gelmeye başladı. Umarım yine bir günlük işleri tamamlayabilmek için kırk takla atmanız gereken seviyelere gelmez…

31 Ekim 2017:

  • O’nunla ilgili hem sinirlendirici, aşağılayıcı şeyler, hem de zihnimle oynamak için yaptıkları işkencelerle manipüle etmeye çalışıyorlar.

 

 

 

 

ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

Konuyla ilgili diğer yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *