Control Factor filmi üzerine bir inceleme – Dünyada TI’ları konu alan en belirgin film

Birçok zihin kontrol mağduru Control Factor filmini belki duymuştur belki duymamıştır. Bir arkadaşımın bana haftalar önce tavsiyesi üzerine geçen günlerde boş bir vaktimde internetten “Control Factor izle“, “Control Factor alt yazılı“, “Control Factor konusu”  diye arattım ve filmi izledim. İzlediği filmde kaliteye önem verenler için kötü bir haberim var: Control Factor çok meşhur bir film olmasa gerek, internette sadece kalitesi son derece, ama gerçekten kötü bir Türkçe dublaj ile alt yazısız İngilizce versiyonu var. Hiçbir meşhur film sitesinde bulunmuyor film. Yarın bir gün Control Factor filmine alt yazı yapmak isteyen olursa ne mutlu..:)

Neyse; başlıkta da söylediğim gibi Control Factor; dünya sinema tarihinde Targeted Individual (zihin kontrol mağdurunun İngilizcesi) mevzusunu, bir kişinin planlı bir şekilde zihin kontrol mağduru edilmesini, kısaca hepimize uygulanan elektromanyetik zihin kontrolünü konu alan çok nadir filmlerden. Bunların dışında Kader Ajanları, Mançuryalı Aday gibi filmleri de duydum. İncelemesini ayrı olarak yapacağım.

2003 yapımı bir bilim-kurgu filmi olarak geçen Control Factor; iMDB’den 10 üzerinden 5,2 almış. Yani “iyi bir film” diyebilmemiz için son derece vasat bir puan. Gerçekten de film kalitesi yönünden değerlendirecek olursak hem senaryonun mantıklı bir şekilde ilerlemesi, hem olayların gidişatının doğallığı, sürükleyiciliği, film kalitesi yönünden unutulmazların yanından bile geçemez.  AYRICA FİLMDE SÖZÜM ONA ZİHİN KONTROL AJANLARININ ÇALIŞMA STİLLERİ, ELLERİNDE BULUNAN TEKNOLOJİ GERÇEKTEKİ ZİHİN KONTROLÜYLE UZAKTAN YAKINDAN ALAKASI OLMAYAN ŞEYLER.

Ama telegram zihin kontrol mağdurları olarak hakkımızda yapılmış ilk ve başlıca filmlerden olması sebebiyle gereken hassasiyeti gereken saygıyı göstermemiz gerek, sonraki sanatsal çalışmaları da Control Factor’ün omuzları üzerinden yükseltmemiz gerek diyorum..

Control Factor’ün konusu

Peki gizli servisler tarafından uygulanan bu zihin kontrolünü, Targeted Individual’ları konu alan filmin senaryosu nasıl? Hemen bir özet geçelim:

Lance Bishop; Amerika’da bir sigorta şirketinde çalışan beyaz yakalı, son derece sıradan, orta halli bir insandır. Karen Bishop ile evlidir. Film, her şey sıradan bir şekilde ilerlerken Trevor Constantine adlı bir katilin cinnet geçirmişçesine eline pompalı tüfeği alıp Bishop’ın çalıştığı şirketi basması ve önüne geleni kurşuna dizmesiyle başlar. Fakat herkesi çok şaşırtan bir durum vardır: Trevor, Lance Bishop’ın ismini önceden bilmekte ve onu tanımaktadır. Elinde silahla iş yerinde Bishop ile burun buruna gelmesine rağmen onu öldüremez, çünkü silah tutukluk yapar, bazı gizemli sözler söyler ve sonra güvenlik görevlisi tarafından öldürülür.

Yaşanan olaylar neticesinde Lance Bishop kendini toparlamaya çalışırken olaylar daha da garip bir hal alır. Zihninde dolaptaki tüfeği alması ve eşini öldürmesi gerektiği, onun bu vizyonu anlayamayacağı yönünde sesler duymaya başlayan Bishop; kafayı yemiş olmamasına rağmen bu telkinlere anlam veremez. Kafasında duyduğu seslerin sebebini, çevresinde olan anormallikleri araştırırken kendisini hiç de tahmin etmeyeceği boyutlarda olan bir olaylar zincirinin içinde buluverir. Tabii ki kendisi yüzlerce, binlerce zihin kontrol mağdurundan biri olduğunu fark etmektedir fakat filmi anlatmamak adına bu kadar bilgi verelim şimdilik.

CONTROL FACTOR’DE BULUNAN HATALI ZİHİN KONTROLÜ TARİFLERİ

Zihin kontrolünü konu almasına rağmen Control Factor’ün elektromanyetik telkinleri ele alışında pek çok hatalı kısım mevcuttur.

Bunlardan en önemlisi; Lance Bishop’un elektromanyetik tacizden ve yapay zekadan çok 7 gün 24 saatinin insan gücüyle takip edilmesi, evinin etrafında bazı cihazların yerleştirilerek kendisinin yakın mesafeden dinlenip taciz edilmesi, telefon hatlarına girilmesi, hiç tahmin edilmeyecek şekilde bazı kişilerin oyuncu çıkması, olayın bir elektromanyetik zihin kontrolünden çok Truman Show gibi ele alınmasıdır. Targeted Individual hikayelerini dinleyenler bilecektir ki zihin kontrol mağdurlarının en çok düştüğü yanılgı, çevrelerindeki her garip tesadüf neticesinde birilerinin kendisini takip ettiğini sanmasıdır. Halbuki bu olaylar yapay kader olarak adlandırdığımız, bir zihin kontrol mağdurunun beyni kadar karşıdaki sıradan insanın da beyninin manipüle edilmesi ve zihin kontrol mağduruyla garip tesadüfler yaşamasının sağlanmasından kaynaklanmaktadır. 

Bir diğer önemli mevzu ise insanların zihinlerini kontrol altına alma yöntemleri… Bir başkasının hissini başka bir kişiye nakletmek ya da hedef kişide zihin kontrol manipülasyonu yaratmak için zihin kontrol ajanları beyne kolayca enjekte edilen yarı katı, yarı sıvı bir çip kullanıyorlar. Çipleri hedeflere enjekte etmek için baskın düzenliyorlar, garip bir elektromanyetik silahla hedef kişileri donduruyorlar, vs. vs. En önemlisi de; sözüm ona zihin kontrol mağduru, konuşma sesini alçaltarak, kameraları yanıltacak hareketler yaparak zihin kontrolcüler kandırabiliyor, onlar bilgi saklayabiliyor. Hatta bu kandırmacalar neticesinde onlara karşı plan yapıp mekanlarını basabiliyor, öldürebiliyor, vs.

Tabii ki his manipülasyonları bu şekilde değil, hiç kimse yakınınıza bile uğramadan uzaktan elektromanyetik sinyallerle yapılmakta ve tabii ki zihin kontrolcüler kolayca mekanları basılıp işkence yapılacak amatör çeteler değillerdir. Gizli servislerin profesyonel ve uluslararası bazda çalışmaları ile bu durum gerçekleşmektedir. Ayrıca filmde pek çok sahnede gösterildiği gibi insanların “aşırı miktarda” robot haline gelmesi ve ele geçirilmiş bir robot gibi davranması mümkün değildir.

Ayrıca bütün eksikliklere rağmen filmin son sahnesinde büyük patronla yapılan konuşma, gizli servislerdeki bu kibirli, tanrı kompleksli insanların, sömürgenlerin; hiçbir günahı olmayan biz sıradan insanlara durduk yere sahip olduğu bakış açısını gözler önüne seren bir efsane niteliğindedir.


2003 yılında vizyona giren Control Factor’ün yapımcılığını Nelson McCornick üstlenirken, senaristliğini ise John Dombrow gerçekleştirmiştir. Adam Baldwin, Elizabeth Berkley ve Tony Todd da başrol oyuncularıdır. Aşağıdaki linkerlden Control Factor filmini altyazısız, İngilizce olarak hemen izleyebilirsiniz. Türkçe altyazılı ve kaliteli bir versiyon bilen varsa söylesin, hemen linki değiştreyim. İyi seyirler.

 

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

One Reply to “Control Factor filmi üzerine bir inceleme – Dünyada TI’ları konu alan en belirgin film”

  1. az önce “elektronic harrasment” üzerine yazılmış bir wikipedia maddesini başından sonuna sabırla okudum. bir kısım sözde uzman bilgi eksikliğinden ya da dezenformasyon amacıyla elektromanyetik zihin kontrolünün varlığını inkar etmiş. mağdurlarca aktarılan deneyimlerin delilik belirtisi olduğunu öne sürerek yargısız infaz yapmışlar.
    elektromayetik dalgalarla veya mikro dalgalarla veya başka bir yöntemle uzaktan zihin kontrolü vardır. sözde uzmanlar yanılıyorlar ya da yalan söylüyorlar.
    2013, 2014 ve 2016’da abd’de gerçekleşen üç silahlı katliamın failleri kendilerinin elektronik taciz kurbanı olduğunu söyleyen kişilermiş.
    2012’de rusya başbakanı olan putin savunma bakanıyla psikotronik silahlarla ilgili bir yasa tasarısı hazırlamış. ama nedense nbc’nin -bizim vakamızda maruz kalınan medya tacizinde yabancı medya ve bilhassa amerikan medyası yer almaktadır – bilim editörü olan ve ismi alan boyle olan kişi bu olayın rusların psikotronik silah ürettiği anlamına gelmediği yorumunu yapmış. pentagon’un böyle bir silaha sahip olmadığını da söyleyebilir mi acaba bu alan boyle?
    kendine uzman diyen insanların bile henüz sırrına vakıf olamadığı ileri düzey bir zihin kontrolü teknolojisinin varlığından haberdar olmanın ayrıcalığının heyecanını duyuyor falan değilim.
    kitap taşıyan eşek diyebileceğim, bir yerlerde okuduklarından başka bir bilgiye sahip olmayan, doğrusunu da öğrenmek istemeyen sözde bilim adamlarıyla işimiz zor olacak ama başaracağımıza inanıyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *