CIA “yaratıcı işkence metotları” için 81 milyon dolardan fazla para harcamış

Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği ACLU’nun gönüllü olarak yürüttüğü dava, bizlere CIA ve tüm istihbarat servislerinin daha fazla güç, daha fazla egemenlik uğruna yaptıkları hususunda gerçekten dehşete düşürüyor. Üstelik haberimizin konusu olan bu dava; CIA’in ortaya çıkan skandallarından sadece biri. Gerçekte olan şeyler tamamen ifşa olduğu zaman nasıl bir tablo çıkacak ortaya, bunlardan bahsedenleri komplo teoricisi olarak suçlayan insanların nasıl iflahı kesilecek, varın siz düşünün..

Skandalın niteliği belli: Daha nitelikli ve daha etkili işkence metotlarını kobaylar üzerinde araştırıp bulmak için CIA’den 81 milyon dolar fon alan psikiyatrlar… Evet; yani size bir insan veriliyor, gece uyandırıp dövdürüyorsunuz, kafasını duvardan duvara vuruyorsunuz, psikoljikman aşağılayıp bir hayvana çeviriyorsunuz, makatına cisimler sokuyorsunuz ve bunların karşılığında 81 milyon dolar alıyorsunuz…

Süleyman Abdullah Salim… Aslen Tanzanyalı.. CIA’in çeşitli mahkum kamplarında 5 yıldan fazla zaman geçirmiş bir mahkum… Asla, ama asla net bir şeyle suçlanmamış. Hiçbir zaman neyle suçlandığı kendisine söylenmemiş ve anayasal hakların gerektirdiği üzere mahkemece yargılanmadan, zifiri karanlıklarda CIA tarafından korkunç işkencelere maruz kalmış.

Makatına zorla bir cismin sokulması ve ekstradan acı verilmesi, çırılçıplak soyulup, boynuna bağlı bir zincirle yorgunluktan kalkamayacak hale gelinceye kadar odanın etrafında çember çizmeye zorlanması, boynunda bir ağrılık varken defalarda kafasının duvara vurulması, yaşadığı işkencelerden sadece birkaçı… Tek bir gün ışığı dahi görmeden günlerce kaldığı bir işkencehane…

Şimdilerde ikinci eşiyle birlikte Tanzanya’da balıkçılık yaptığı sakin bir hayat sürüyor. Reggae müziklerin, her türlü şarkının, bir şeylerle meşgul olmanın yaşadığı işkenceleri, bunların yarattığı travmayı aklından silmekte kendisine yardımcı olduğunu söylüyor. CIA’in bıraktığı travmaları hafızasından atmaya çalışıyor. Ama yine de, aklındaki bir soru her şeye rağmen aklından çıkmıyor: Bu kadar şiddetli br işkenceyi hiçbir sebep yokken neden yaptılar?… Neyse ki ACLU’nun cesur davası sayesinde her şey ortaya çıkıyor..

Tıpkı kendisininkiyle benzer tarzda işkencelere çeşitli sürelerde maruz kalan başka mahkumlar da var. Bunlar da hiçbir zaman ama hiçbir zaman elle tutulur bir suçla suçlanmamışlar, hiçbir şekilde suçlanma sebepleri kendilerine beyan edilmeden yıllarca CIA’in işkence metotlarına maruz kalmışlar… Birinin adı Muhammed Ahmed Ben Soud, bir Libyalı… 2005’te girdiği hapisten Kaddafi’nin devrildiği 2011’de ancak çıkabilmiş… Diğer mahkum Gul Rahman ise Afganistan’daki bir Amerikan-Pakistan operasyonu sırasında kaçırılmış ve öldürülünceye kadar işkenceye maruz kalmış… Gul Rahman’ın otopsisinde, çıplak bir şekilde buz gibi betonda oturmaya zorlandığı için hipotermiden öldüğüne dair bulgulara rastlanmış. Aynı zamanda susuzluk, açlık, bağlı olduğu kısa zincirden ötürü hareketsizlik de diğer bulgular arasında… Naaşı hiçbir zaman ailesine teslim edilmedi…

İşkence mimarları, işkence tasarımcıları James Mitchell ve John Jessen…

İki canavar psikiyatrist. Nazilerin çok iyi eğitim verip de insan olmayı öğretemediği becerikli psikopatlardan hiçbir farkı yok. Orta Çağ’da binlerce şifacıyı, binlerce bilim insanını cadı oldukları için, şirk koştukları için yargılamak üzere “bütün yaratıcıklarını kullanarak maksimum düzeyde acı verecek işkence aletleri tasarlayan” işkencecilerin torunları, onları lanet olasıca, geberesice devamı…

ACLU’nun Salim adına açtıkları davada ikisi de ifade veriyor. CIA adına yaratıcı işkencelere aslında Salim’den çok çok önce başladıklarını itiraf ediyorlar.

CIA ile sözleşmeli olarak çalışan bu şeytanın ikilisi; yaptıkları anlaşma gereği “daha etkili olabilecek yeni işkence metotları” üzerinde çalışıyorlar ve buna Amerika’nın Guantanamo Hapishane’sinde tutuklu bulunan Ebu Zübeyde isimli Suudi bir mahkum üzerinde start veriyorlar. Ebu Zübeyde hala Amerikan Hapishanesinden tutuklu durumda. Ne kadar başı boş, ne kadar herkesin herkese her şeyi ugulayabildiği kanunsuz bir saha değil mi? İstihbarat servisleri söz konusu olduğu zaman insan hakları kavramı askıya alınıyor anlaşılan…

Jessen ve Mitchell’ın işkencelerinin temeli öğrenilmiş çaresizliğe dayanıyor. Sistematik ve metodik bir şekilde mahkumun istismarı, aşağılanması, fiziksel olarak yoğun işkenceye maruz kalması, istenen bilgiyi kendisine saklamanın hiçbir faydasının olmadığı psikolojisinin yaratılması, hedef kişiyi karakteri ve özgüveni parçalanmış bir paçavraya çevirmek gibi çalışmalar…

Yaptıkları tüm çalışmalara rağmen her iki psikiyatrın da terörle mücadele, sorgulama gibi alanlarla uzaktan yakından alakalı olamyan bir kariyere sahip olmadıkları, yani profesyonellikle uzaktan yakından alakalarının olmaması ACLU tarafından belirtilen bir diğer etken…

İşkenceci psikiyatrlar tüm pişkinliklerini korumaya devam ediyorlar mahkeme sırasında

Yapılan suçlamalar karşısında psikiyatrların tutumu inkar eder bir tavır olmadı. Aynı zamanda kabul eden de.. Yapılan suçlamalara genel olarak sessiz ve cevapsız kalarak dolaylı cevaplar vermeyi seçtiler. Bu; sözleşme sırasında söz konusu insanlık suçlarını işledikleri anlamına geliyor. Fakat itirafta da bulunmuyorlar tabii.. Hatta suçlulardan Jensen,

İnsanlar bir olayın üzerinden yıllar yıllar geçtikten sonra onun doğrusunun ne olması gerektiği, şöyle değil de böyle olsaydı daha doğru olacağı şeklinde yorum yapmayı severler. Bu psikiyatride bilinen bir durumdur. Kimseyi suçlamıyorum. Ama durum böyle, insanlar yıllar sonra olayın daha iyi nasıl gerçekleşeceğini her zaman biliyor olurlar ve suçlarlar… Doğal bir şey…

gibi pişkin ve suratının ortasına yumruk atmadan kendinizi zor tutacağınız ifadeler vermekten dahi çekinmiyor.. Aynı zamanda

CIA ile sözleşmeli oldukarı süre boyunca uyguladıkları programın tamamen güvenli, bilimsel temelli, yasal olduğu” gibi asılsız ve dalga geçer gibi iddialara da sahipler.

ACLU’nun avukatı Steven Watt; verilen savunmalara karşılık “Normalde insanları iyileştirmek için olan psikoloji bilimini şiddet ve güç amaçlı, etik olmayan yollarda, kişiye kalıcı zarar ve travmatik unsurlar yaratmak” gibi suçlamaları da ekleyerek cevap veriyor bu ikilinin pişkin savunmasına…

İkili; 2009 yılında “başlangıç olarak”, bu yeni işkence metotları üzerinde çalışmak için CIA’den 81 milyon dolar almışlar…

Haberin orjinali için tıklayınız

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *