Avrupa’nın en büyük adliyesi Çağlayan’ı soymayı başaran ATM hırsızları….

Hacmen ve yüzölçümü olarak Avrupa’nın en büyük adliye binasını inşa etmişiz. Ama büyüklüğüyle doğru orantılı bir şekilde koruma önlemlerini ve kendi vatandaşlarımıza uygulanan takip sistemlerini pek uygulayabilmiş değiliz. 

Haberlerde olması gerektiği kadar yer bulmasa da Türkiye’nin en büyük siber rezaletlerinden biri Çağlayan Adliyesinde yaşandı. Bildiğiniz en büyüklüğüyle övünen, adaletin ve güvenliğin kalesi olan, sınırları içindeyken kendinizi devletin emin ellerinde hissetmeniz gereken o yerde; ATM’ler soyuldu. Çalışanların maaşı çekildi.

İlginizi çekebilir: Siber istihbaratın sorumlulukları nelerdir?

Eksi ikinci katta bulunan bir devlet bankası ATM’sine hırsızlar kart okuma cihazı yerleştirmeyi başardı. Evet; girişteki bütün önlemlere, X-raylar’e, vs. lere, kameralara rağmen hepsini atlatmayı başaran hırsızlar devletimizin güvenliğinin ve adaletinin merkez üssüne gidip; basit bir hırsızlık düzeneği kurup, onlarca çalışanın maaşını farklı şubelerden çekmeyi başardı. Bu kadar becerikli hırsızların neden adliye binasını seçtikleri, neden daha az umursanacak yerlerden bunu yapmadıkları ise merak konusu…

ATM hırsızlarının Çağlayan Adliyesi gibi bir yerden böyle bir şey yapmaları, gövde gösterisi yapma, üstü kapalı tehdit ve şantaj içerme ihtimallerini akla getiriyor. Adliyenin sınırları dahilinde gerçekleşen soygunun haberlerde neredeyse hiç yer almaması, yer verenlerin de 1-2 dakikalık pazar haberleri gibi programına dahil etmesi bu ihtimali daha da güçlendiriyor. 

Evet; Türkiye’nin siber istihbarat “rezalet”lerinden biri geçtiğimiz günlerde; adaletimizi, hukukumuzu teslim ettiğimiz bina içerisinde gerçekleşti. Mağdur olan çalışanlar çalıştıkları binada savcılığa suç duyurusunda bulundular. Şimdi bu işin altın olan çete aranıyor.

Peki böyle bir haberi niye yazdım? Habere rastlayıp okuyunca düşünmeden edemedim. Haftalardır açığa çıkan bilgilerle, dolaşan fısıltılarla ve herkesin emin olduğu önsezilerle bildiğimiz teknik takibi; iş adamlarından gazetecilere, hatta benim ve diğer mağdurlar gibi sırada vatandaşlara bile uygulanan yasadışı siber zorbalıkları yapmaktan geri durmayanlar; adaletin yuvasında bu saldırı yapılırken, sahada ya da siber alemde hiç fark etmez; tam olarak neyle meşguldüler? Tıpkı şehir magandaları gibi; tam olarak kimin konuşması hoşlarına gittikleri için, kimin tipini beğenmedikleri için kahveleri eşliğinde dinliyorlardı. Tam olarak kimin gittiği iş görüşmesini kayıt altına alıp, kimlerin mahrem konuşmalarını çayları ve bisküvileri eşliğinde dinleyip devletten maaşlarını alıyorlardı? 

Kendi vatandaşlarına zihin kontrolünü ve teknik takibi uygun görenler; bu soygun yapılırken neredeydiler acaba? Acaba devletimizin siber güvenlik birimleri ne kadar görev bilinci olan insanlar tarafından işgal ediliyor? Ne kadar keyfi davranışlar sergilenebiliyor bu alanda? Bunlar aklıma geldi.

Aklıma gelenleri de; “Bir kişi acaba durup bunları düşündü mü?” diye yoklamak için yazayım dedim.

Evet; kendini Amerikan Pastası gibi filmlerde sanıp, ülke güvenliğini masum insanların konuşmalarını fişleyip arşivlemek sanan istihbari ergenler; karşınızda profesyonel ve gerçek zarar potansiyeli taşıyan hırsızlar varken tam olarak ne yapıyordunuz?… Onu bunu izleyip sivilcelerinizi arttıracak faaliyetler peşinde miydiniz?


(Bu yazıyı yazdığım dakikalarda dahi yapılan birkaç zihin kontrol saldırısına rağmen çalışmamı tamamladım. Öncesinde turp gibi olan internet tam yayınlayacağım sırada 15-20 dakikalık bir kesinti yaşadı.)

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *