Aralık ayında yapılan zihin kontrol işkenceleri

1-6 Aralık

O’nunla ilgili psikolojik işkencelerin, sizi kendi beyninizi çıkartmak isteyeceğiniz boyutlara getiren o seansların azaldığı bir dönem. Fakat şu sıralarda da geleceğe yönelik için boş kehanetler savurup duruyorlar:

  • Sen bütün dünyayı gezeceksin
  • Kurtulacaksın bizden
  • İntihar edeceksin intihar
  • Seni var ya kendi ellerimle intihar ettireceğim
  • Hasta edeceğim seni hasta
  • Hasta olacaksın bize veda etmeden
  • Bizden kurtulmadan, biz yakalanmadan sende hiç unutmayacağın bir hatıra daha bırakacağım, ama ne?…
  • Annemi babamı kast edip “Anladın sen…”
  • Kısır yapacağım seni elektromanyetik dalgalarla, çocuğun olmayacak.
  • Kör olacaksın

Gibi gibi…

Akşamları ortalığın sessizleştiği saatlerde bu cümlelerin etrafında şekillenen voice to skull saldırılarını kulak uğultusu, baş ağrısı gibi unsurlarla beraber yapıp beni bunlar üzerine düşünmeye, böyle düşüncelerin etkisiyle yıpratmaya zorluyorlar.

6-7 Aralık

Yine yoğun bir rüya manipülasyonu vardı. Eski Dosy benimle telegramla ilgili konuşmaya çalışıyor ama sürekli araya bir şeyler giriyor. Ben bir konferanstayım. Sonra o arıyor ama cevap veremiyor. Sonra ben geri dönünce ulaşamıyorum. Telegramla ilgili falan filan derken uyanıyorum.

8-11 Aralık

Bu üç gün boyunca yapılan tipik tacizlerle uğraştım. Onun dışında ne yazık ki not almayı unuttuğum ve sonradan aklımdan silinen yapay rüyalar oldu.

Sadece trende olduğum ve içeride restoran kısmında falan eğey samimi muhabbetler ettiğim bir rüya hatırlıyorum. Sürekli bir yolculuktaydım sanırım. Birkaç gün sonra da Doğu Ekspresi haberlerini görmeye başladım.

11 Aralık akşamı yine o yaşamamak için kafanızı duvarlara vurmak istediğiniz işkencelerden birini yaptılar.

12 Aralık

Sabahtan beri Onunla ilgili tacizler ve bedel diye uydurdukları şeyler devam ediyor. Ders çalışırken okumayı bırakıp başka bir işlem yapmaya başlıyorum. “İşlem yapmaya başladığın için…” diye sinirlendiriyorlar ve işkencelerden yapıyorlar. Yemeğe geçmeden önceki son 30-45 dk vakit geçsin diye kitap okuyorum. “Ne, sen saatte kitap okumazdın ki… Bedelsiz okuyamazsın.” Diyerek resimli ve küfürlü işkencelerine devam ediyorlar.

Bu bedel muhabbetini daha öncesinde de pek çok kez yapmışlardı. Mesela zihin kontrol işkencesi yaptıktan sonra zihin kontrolünden kurtulmaya yönelik düşünceler aklıma geldikten sonra “Hak et o zaman” gibi sanki suçlusu benmişim gibi konuşmalar, ya da bir yerde işe girmek için; bir işte, kişisel ilişkimde dikiş tutturmama engel olduktan, onlardan uzaklaşarak hayatımı yaşamam için 8-10 kat daha zor engeller koyduktan, beni de konunun önüne çektikten sonra “Hak etmiyorsun. Çalışmıyorsun.” Gibi tek kelimelik, beyninizin en dibine yerleştirilen patlayıcı gibi, cinnetlik gibi gönderilen  telkinlerle sinirimi, günlük konsantrasyonumu çok kötü şekilde bozuyorlardı.

Oysa şu 2 senelik mağduriyetim boyunca geri döndüğüm zaman fark ettim ki; taa 7-8 seneden beri hem aile olarak, hem kişisel olarak, maddi-manevi başımıza ne geldiyse sebebi onlarmış. Onlar böyle bir hyat sürmemize sebep olmuşlar ve bir de kendi yolumdan gitmeme izin vermemişler. Neyi sevdiysem onu 10 kat zorlaştırıp, nefret ettiğim şeylerin ortasına beni atıp, ondan sonra zihnimi bulandırmaya çalışarak, yeni şeylere ilgi duymamı sağlayıp, sonra onları da fırsat eşitsizliğiyle 20 kat zorlaştırıp, bunların yarattığı karmaşaya “Hak et, çalışmıyorsun” gibi psikolojik baskılara devam edip, özgüveninizi ve özsaygınızı kaybetmiş bir köle olmanızı beklemiş, tüm gençliğim boyunca zevk için, kimseye hesap vermeyeceklerine güvenerek sadistçe oynamışlar. Deneyler yapmışlar. Herkes için söylüyorum: 1990’lardan beri hiçbir zaman gerçekten kendimiz olarak, hiçbir dış etken olmadan düşünememişiz. Öyle bir dünya o yıllardan beri yokmuş. Hayatınızda sebepsiz yere yaşadığınız pek çok kösteğin, hastalığın, felaketin sebebi onlarmış. Sebebi ne biliyorsunuz: Deney… Sizin gibilerden milyonlarca var çünkü, biriniz ikiniz harcanabilir. Hükümet tarafından da fark edilmez…

Bundan sonrası ise malum… Biz yanıyorsak, bizimle beraber yanacaklar…:))

 

13 Aralık

Bu gece internet ve bilişim güvenliğine dair ilginç şeyler oldu. Ben acaba Facebook, Twitter, SpaceX, Tesla Motors, Google gibi kuruluşların sahipleri de zihin kontrolüne uğruyor mu? Gibi şeyler düşünürken; akşam Twitter’a girdikten bir süre sonra tüm yazılar Kamboçya, Laos, Vietnam taraflarından bir alfabeye dönüşmeye başladı. Bir iki “Allah Allah” deyip geçerken Türkiyedeki meşhur hesaplara bakıp deneme yaptım. 1 milyona yakın takipçisi olan insanların gazeteci, İstanbul milletvekili gibi künyelerini yazdıkları kısımlar da aynı şekilde yabancı yazmaya başladı. Sonra çıkış yapıp Twitter’a tekrar girdim. Hoşgeldiniz, kullanıcı adı, parola gibi kısımlar da Kamboçya alfabesindeydi. Bür süre sonra düzeldi. Bu sorunun sebebi bilinir bir şyse bunu gören bir bilişim uzmanı bizleri aydınlatırsa sevinirim.

Daha sonra bu durum düzeldi. Ama 5 dakika sonra, Facebook’a gireceğim sırada yine geçen aykine benzer şekilde tam Enter’a basacağım sırada elektrik kesildi. Ama tam parmağım havadayken bakın, saniyesi saniyesine… Sadece 1 dakika sonra geri geldi. Saatin kaç olduğuna bakmadım malesef.

14 Aralık

Bugün bilinmeyen bir telefondan bir arama ve sonrasında mesaj geldi.  Ayrıntıları buradan okuyabilirsiniz.

Onun dışında gece uyumadan önce zihin kontrolcüler eskiden yaşadığım bazı olayları gözümün önüne getirip, ya da onlara hakaret etmek amacıyla aklıma gelen lakapları kast edip “Onları da ben yaptım tamam mı? İraden yok senin? Ben güçlüyüm tamam mı?” gibi megalomanlıklara başladılar. Ama bu söyleyiş  tarzı, ses tonu; bildiğiniz iletişim bozukluğu yaşayan, karşısındaki bir insana sorununu doğru düzgün anlatamayan, güçlü olduğunu ya da ne bileyim yapmak istediği gideri yapamyan, kısaca sosyal iletişimde başarısız bir insanı andırıyordu. Özellikle benzer mizaca ve konuşma tarzına arada sırada büründüğünü bildiğim bazı kişilere…

 

16 Aralık

Karşılaştığımızda, hesap verirken ya da her türlü etkileşimde O’nu nasıl gözetlediğimizi süreki anlatacağız. Sürekli aşağılayacağız gibi imalar sürüyor. Sanli mahkeme ve onların girdiği hapishane dışında telegramcılarla diyalog şansımız var da, neyse…

Çok ama çok yoğun bir kulak uğultusu verdiler. Bu uğultular doğal yollarla oluşmayacak şekilde; anında başlayıp, sonra bir düğmeye basılmış gibi ve manidar zamanlarda kesilen uğultular… (NOT: 3 Ocak akşamı bu yazıyı PC’ye geçirirken, tam bu kelimeleri yazdığım sırada kulağıma bir çınlama geldi...)

 

16-17 Aralık ve 17-18 aralık geceleri

Tekrardan sigarayı tamamen bıraktım. Bu gecelerden beri tam uykuya dalarken kol veya bacak seğirmesi gibi şekillerde uyanma, gece yarısı uyanıp ne kalkıp güne başlayabilecek, ne de geri uyuyabilecek ruh haline sahip, karabasan gelmiş gibi öylece kalakalma, zihne gönderdikleri anlık korku, katatonik, gölgeli sanrılar, kulak uğultusu, yapay adrenalin gibi şeyler yaşıyorum.  Bunu yaptıklarından sebep 3 saat uyuyabildikten sonra sabahın 5 guçuğunda yazıyorum.

19 Aralık

Genelde geceleri olan kulak uğultusunu yorgunlukla beraber güçlendirerek mi yapıyorlar diye düşünüyordum ki; sabah saatlerinde gayet dinç durumdayken gelen bir kulak uğultusu sardı beni…

  • O’nunla ilgili uygunsuz tacizlere imalara dair şiddetli bir saldırı yedim.
  • Zihin kontrolü ile ilgili çalışırken yine benzer saldırılar oldu.
  • Telefon ve bilgisayar ekranına bakarken, kafanızı aniden çevirdiğinizde, vb. durumlarda zihninizin gönderdikleri sinyallerle anlık halisünasyon görmenize sebep oluyorlar. Mesela telefonun tuş kilidini açtığınız anda zihninize gelen aramanın olduğu ekran resmi, sizde telefon öyleymiş gibi görmenize sebep olacak şekilde gönderiliyor. Bir an gelen arama varmış gibi bir hisse gerçekten kapanıp sonra normal hali görmeyi devam ediyorsunuz. Aynı şekilde bunu yalnızken arkanızda biri varmış gibi dalga geçmeye eğlenmeye yönelik sanrılarla da yapıyorlar.
  • Bu akşam idrar yollarında hiç olmadığı kadar acılı bir sızlama yaşadım. Sağ böbrek ve iki böbreğin birleştiği kasık bölgesinde arka arkaya gelen zonklamalar zihin kontrolcülerin elektromanyetikle yaptığını belli edercesine devam etti. 2 gündür yer yer gelen bir diş sızlaması da var. Yapay olduğu için alıştık artık tabii…

 

20 Aralık

Sabah sabah zihnime gönderdikleri şarkılar, zihninizi patlatırcasına gelen melodiler ile uyandım. Hani aklınızdan bir şarkıyı mırıldanmaya çalışırken şarkıyı çağrırsınız ya, hafızanızdan, böyle müziğini duyarsınız zihninizde.. Aynı onun gibi işte…

  • Daha sonra rahat geçen birkaç saatlik bir evreden sonra öğlene doğru tıpkı akşamları gibi olan bir kulak uğultusu ve baş zonklaması yaşadım.
  • Bir de gece savaş meydanlarıi ölmekte olan Aragorn’a son bir kahramanlıkla karşı ordunun liderini öldürmesi, hesaplaşmalar, son bir pislik yapma gibi yapay rüyalar gördüm.
  • Öğle yemeği sırasında yine çeşitli mide bulandırma, yemek yedirmeme girişimleri oldu. Sonrasında da kesilmeksizin bir yorgunluk, halsizlik furyası çalışırken hiç yakamı bırakmadı. Aile bireyleri üzerinden yaptıkları psikolojik işkenceler gün boyu devam etti. Akşamüstü gelen yoğun bir kulak uğultusu, bir kulak çınlaması ile bu durumu daha da pekiştirdiler.
  • Ayrıca sosyal medyada uzun süredir dikkat çekici şekilde yaşamadığım bazı durumları tekrar yaşadım. Aklımdan geçen ve Facebook profilimden türetilmesi olası anahtar kelimelerle pek alakası olmayan şeylerin anasayfanın en üstünde af edersiniz “eşşek kadar” bir reklam olarak gözükmesi…

21 Aralık

Sabah yine bazı bazı şarkılar, kulağınızda davul çalmasına sebep olan elektromanyetik saldırılarla güne başladık.

Sabah-öğle arası çalışırken yine duygusal ve psikolojik saldırılarla sürekli taciz ettiler.

Telegram ile ilgili yazı yazarken konsantrasyon sorunu yaratıyorlar. Art arda gönderilen düşünceler ve hisler, kulak uğultusu, kapı, telefon, tuvaletimin gelmesi derken yarım saat öteleniyorum.

Gün boyu ve akşam yemeğinde psikolojik saldırılar, O’nunla ilgili tacizler sürekli devam etti. Bugün haftanın diğer günlerine kıysala daha çok yüklendiler. Daha çok zevkine işkenceler yaptılar.

22 Aralık

                Güne yine O’nunla ilgili söylenen ileri geri sözler ve hakaretlerle başladım.

10 gündür söyleyeceğim: Sabahları alarm çaldığında kalkmamı engellemeye çalışıyorlar. Bir uyandırıp bir uykumu getiriyorlar, vs. vs.

Bugün çeşitli nostaljik yerleri de gezecek şekilde dışarıdaydım. Ve özellikle bugün çevremde şüpheli hareketler mevcut oldu. Uzun süreden sonra ilk defa böylesi oldu.

                Akşam dönerken yapılan tacizler artık rutin bir hal aldı zaten

23 Aralık

Sabahtan öğlene kadar çalışırken çok yoğun taciz altındaydım. Yine mahrem ihlali, O, küfürler, aşağılamalar, uyku ve dikkat eksikliği, hafif kulak uğultusu, insanlık onurunu yerle bir eden psikolojik işkencelerle çalışmamı engellemeye çalıştılar.

Çok ağır olanlar dışında telegramcıların sarf ettiği sözlerden biri:

  • Ders çalışırken sıradaki iki konuyu iyi bildiğini fark ettim. Onları atlayıp planlanandan 3 konu ileri geçtin. 5-10 dakika sonra gelen küfürleri, işkenceler, tacizler sonrasında zihne gönderdikleri bir ses: “E hızlı ilerledin ne yapayım…”
  • Öğleden sonra psikolojik saldırılar yerine yorgunluk, dikkat dağıtma, sigara isteği gibi şeylerle saldırdılar.
  • Akşam vakti çok kötü tacizler yaptılar yine. Yine benzer konular.. Ayrıntılara girmek istemiyorum ama durum böyle…
  • Bir de söyledikleri şey, Cumartesi öğleden sonra ve paar tatil yapacakken zihnime uzun süredir yapmadıkları kadar “Bizimle karşılaşacaksın. Sana şunu yapacağız, bunu yapacağız. Şöyle aşağılayacağız, hepsi yanınıza kalacak.” Gibi vesveselerle; bundan 2 sene öncesinden beri yaptıkları deneyleri 10 dakikada bir istikrarlı bir şekilde hatırlatmak suretiyle rahat bırakmıyorlar. Amaçları da şu tabii: Sinirlenip normalde tatil yapacağım günlerde dinlenemeyeceğim. Ya dağıtacağım ya da düzensizce çalışacağım. Böylece eninde sonunda bir yerde tökezleyeceğim ve yine düzene girmekte zorlanadığım birkaç günle geçecek…

24 Aralık

Bugün Pazar günü diye evde otururken bağlamayı alayım biraz çalayım dedim. Uzun süredir çalmadım ya; şu daha önceki yazılarda bahsettiğim siftah muhabbetindeki gibi tıpkı; yine bana duvarları yumruklatacak malum işkenceleri yaptılar. Ama bu seferkini  tahmin dahi edemiyorum. O kibir, o sapıklık, o sadistlik… Bütün geleceğim sizin ve sizgillerin ifşası, sizin; ödediği vergilerle sizi sırtında taşıyıp karşılığında beynini size laboratuar malzemesi olarak verenlere hesap sormanız üzerine kurulu. Başka bir şey söylemiyorum.

Filmlerde anlatılan, insanların 20-30 belki de daha uzun yıllar güttüğü o intikam duygusuna anlam veremezdim. “Ya ölümlü dünya, ne bu kasvet, ne bu kin…” derdim ya, şimdi; telegram zihin kontrolcülere ve insanlara aynı şekilde bakan tüm gizli-kibirli güruhlara karşı olan nefretimi bir damla sulama sistemi gibi emin adımlarla biriktirirken o duygunun ne olduğunu çok ama çok iyi anlıyorum… Bir insanı buna dönüştüren sadece iki şey olabilir:

  • Başkasının derinlikleriyle oynamayacaksın
  • Sevgi duyduğu şeylerle gururunu paramparça etmeyeceksin.

 

Bir insan içinde nefret; ama sözün gelişi değil, baya baya perçinlenmiş bir nefret taşıyorsa; sadece bu sebeplerden taşır. Başka bir şey yüzünden değil…

 

  • Bağlamayla takıldığım saatler boyunca yapılan bu işkencelere aldırış göstermemem üzerine bu sefer zihnimin içine doğrudan “Anana babana şunu yapayım.” “Sana şöyle yapayım.” Diye sesler göndermeye başladılar. Yine o meşhur akıl oyunlarıyla yaptıkları çileden çıkarmalardan sonra en son “Ya telefonunu dinleyenler sesinden rahatsız olmuşlar ben de sus diye işkence yaptım ne var yani.” Diye bir cümle söylediler. Sonrasında küfürler, vs. eşliğinde yavaş yavaş bitti.

-Akşama kadar ve akşam boyunca işkence az çok sürekli devam etti.

 

25 Aralık

  • Sabah sabah ders çalışırken durmaksınız O’nunla ilgili sözler söylüyorlar.
  • Vücudumda çeşitli yerlere ağrılar gönderip duruyorlar.
  • Ders çalıştırmamak, iş yaptırtmamak için doğrudan küfürlerle, mahrem ve sevgi hakkındaki ileri geri sözler ve resimlerle saldırmaya devam ediyorlar. 5-10 dakika ara vermek zorunda kalıyorum. Zaten peşi sıra şunlara benzer cümleler zihnimde yankılanıyor:
  • “Hayır canım ne münasebet, çalışamaz.”
  • “O kim ya, mğadur o mağdur. Çalışmayacak. İstemiyorum.”
  • “Fazla çalıştı Allahın fakiri. İlerlemesin istemiyorum.”

Yani kısaca diğer mağdurların dışarı çıkmaya niyetlendikleri, bir işe giriştikleri zaman başlarına gelenleri ben de yaşıyorum.

  • Öğleden sonra durum biraz daha yatıştı. Ara ara yaptıkları saldırılarla hala yer yer sinirleri hoplatıyorlar o kadar.
  • Akşam yemeğinde ellere, omuza, göze yapılan tacizler; ani kapı kapama açma, öksürük, ani ve o anı kilitlercesine korna, fren, motor sesleri ile çalışma kabiliyetim kısıtlanmaya çalışılıyor. Mahrem ihlalinin ve onurunuzun aşağılanmasının yanı sıra bunları uzun süredir ilk defa görüyorum.
  • Yatmadan önce yine o meşhur işkenceleri yaptılar. Çok kötü… Bunlar her şeyin karşılığı bulunacak şekilde ceza almadıkları sürece rahat yaşayamacağım, ölmeyeceğim… Başlarım gezmesini, hayallerini, iyi ama ben bunları seviyorum ikilemlerini… İntikam istiyorum, kısasa kısas istiyorum. Telegram zihin kontrolünün varlığı ıspatlanmış şekilde tüm Türkiyece bilinmesini istiyorum. Hayvanlık belgemi, oradan sonsuza dek kaldırmak ve yapılanların şahsi olarak hesabını sormak istiyorum. Ya hesabını soracağım ya da herkes her şeyi bilecek…,

26 Aralık

  • Sakin geçen bir sabahtan sonra yoğun mu yoğun kulak uğultulu bir saldırıyla günlük mesaiye başladım. Halbuki yaklaşık 10-12 gündür sigara içmiyorum, uykumu da aldım. Doğru düzgün kulaklık takmadım, kahve dahi içmedim. Kan basıncım doğal haliyle gayet normal olsa gerek…
  • Yine ders çalışırken yaptıkları zihin kontrolüyle çalışmamı engellemeye çalışıyorlar.
  • SAAT 10.45 SULARINDA PC’Yİ AÇTIM. AÇILMASINI BEKLERKEN MUTFAĞA GİTTİM. BİRDENBİRE MÜZİK SESİ GELMEYE BAŞLADI. BİR DE BAKTIM KENDİ KENDİNE YOUTUBE AÇILMIŞ. PC UYKU MODUNDA DEĞİLDİ. AÇIK KALMIŞ BİR KLASÖR YOKTU. KEŞKE KANITLAYABİLSEM. AMA OLAY GERÇEKLEŞTİ, YEMİN EDİYORUM. BİLGİSAYARIMIN MONİTÖRÜNÜN UZAKTAN KONTROL EDİLDİĞİNİ SÖYLÜYORUM!…
  • Dünden beri bana çok şiddetli bir baş ağrısı ve sakarlık verdiler. Evet; fiziksel etkinin yanı sıra bildiğiniz yürürken oraya buraya çarpmalar, kaşığı çatalı elimden düşürmeler, montumu giyerken koşumu kaydırmalar %2000 arttı.

27 Aralık

  • Vee yine güne bir düğmeyle basılmış gibi aniden başlayan bir baş ağrısıyla merhaba dedim. Uyandım, kahvaltımı yaptım, işin başına oturdum ve başım ağrımaya başladı. O an, o saniye…:)))
  • Bugün dışarıda mağdur olan arkadaşlardan biriyle görüştüm. Uzun uzun konuştuk muhabbet ettik. O yüzden zihinsel saldırıları pek fazla hisseetmedim.

28 Aralık

  • Tam belirgin bir hareket yaptığım sırada tabletin “Şarjınız tamamen dolu” diye yanması, yine aynı zamanlama ile Pc’nin şarjı bittiği için kapanması gibi olaylarla elektroniklerin her şeyiyle her yönüyle efendisi olduklarını bir kez daha dikkatimi çektiler…
  • Ayrıca hayvanların da kontrol edildiğine dikkat çeken bir zihin kontrolü daha yaşadım: Camdan bakarken bir kumru alt katın camına kondu. Şmyle biraz sarkıp ona baktım. O da biraz kafasını uzatarak bana baktı. Tam kumrunun kafasını uzatıp bana baktığı anda, saniyesi saniyesine üst sokaktan çocuğun birinin “Ne bakıyon?” diye sesi geldi. 1 saniye sonra kuş uçtu gitti.
  • Bunun dışında aldığınız meyve ve sebzelerle, yemeklerle, hangilerinin çürük, hangilerinin belli başlı özelliklere sahip olduklarının önceden bilinmeleri gibi şeyler de yaşadım. En belirgini 1-2 ay önce olmuştu hatta. Film izleyip kuruyemiş yediğim sırada kabuğunu açıp ağzıma attığım bir Antep fıstığının çürük olduğunu acı olması sebebiyle fark ettiğim anda filmdeki karakter “That’s disgusting (iğrenç)” gibi bir replik söylüyor. Yani o an, o saniye o filmde o sahneyi göreceğinizi ön görüp, kuruyemiş dolu bir tabaktan yine o anda öürük olan taneyi almanızı sağlayabiliyorlar. Ayrıca; antep fıstığının herhangi bir röntgenleme dışında içeriğinin dışarıdan gözükmesinin imkansız olduğunu hatırlatırım…
  • Özellikle akşam 16-17 sularından beri verdikleri sürekli bir gerginlik var. Hafiften baş ağrısına çalar şekilde… Bugünüm aşırı Beta seviyesinde geçti… Önümdeki işleri rahat rahat yapamadım, rahat rahat gevşeyemedim. Sanki önümüzdeki 24 saat ayakta durabilecekmişim gibi bir gerginlik…

29 Aralık

Yemekler, böcekler gibi şeylerle ilgili bazı iğrenç yapay rüyalar gördüm.

Sabah yine o yoğun kulak uğultusundan verdiler.

-2 gündür inanılmaz bir uyku, bitkinlik, ufak tefek kırıklık belirtileri yaşıyorum.

30 Aralık

-Kendimi zihin kontrolüyle ilgili yazı işleriyle uğraşırken, yazılar okunurken, vs. gördüm.

-Uzun süredir sigara içmemem zihin kontrolcüleri uyuz etmiş olsa gerek; iki gündür gelen yorgunluk, vs. hislerle beraber bugün sol akciğerim ve sol boğazıma çok şiddetli bir ağrı saplandı.

-Ayrıca, bütün işleri bitirip bağlama çalmaya başlamadan önce yine O’nunla ilgili sinirlendirecek işkencelerini yaptılar. Geçen haftakini tekrar ettirir nitelikte.

Tam yatmadan önce yine malum işkencelerini yaptılar. Şu anda vakit epey erken ve epey uykulu durumdayım.

31 Aralık

-Rüyamda Salih Mirzabeyoğlu’nu gördüm. Sınıflardaki yeşil yazı tahtası, üzerinde insan vücudunun ve iç organların çizildiği, organların bulunduğu yerlerde sayı, sembol gibi şeylerin olduğu kitabe gibi bir şeyi çözmeye çalışıyoruz

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

5 Replies to “Aralık ayında yapılan zihin kontrol işkenceleri”

  1. dünyayı gezmek… yıllar boyunca taciz ettikleri, gülmeyi unutturdukları insanlara bir nefes almayı çok görenler bunu mu vaad ediyor? milyonluk yatlar, daireler, mobilyalar, eşyalar, arabalar ya da dünyayı dolaşmak… yok mu arttıran? belki bunlardan çok daha azını önerecekler. sanki itin önüne kemik atıyorlar. kaybolan yıllar, çiğnenen haysiyet, ırzına geçilen mahremiyet, yok edilmek istenen insanlık onuru, bozulan ruh ve beden sağlığı, çiğnenen namus… bunların bir önemi yok mu?
    bunca söylenen geri alınacak, yutulacak, üç kuruşluk maddi menfaate razı olunacak öyle mi?
    herkesi kendileri gibi lüks tutkunu, haris, maddiyatçı, ruhunu dünyevi menfaatlere satan, sübyancı sanıyorlar.
    yok öyle kurtulmak! verebilecekleri tek şey hesap olacak! özür dilemeyecek, yalvaracaklar! hapislerde çürüyecekler

  2. senden rahatsız olan böyle bir güç var ve sana işkence yaptıklarını mı düşünüyorsun aslında gizli servis vb olsaydı işini bitirmek daha etkili bir çözüm olurdu niye yazıp anlatmana izin verdiler
    bu gizli servisler gerek kendi içlerinden gerek medya çalışanları gibi yada kitaplar ve internet ortamında biz insanlari izliyoruz dinliyoruz vs vs vs yapıyoruz diye bağıra bağıra anlatan filmler çıkardılar. Kendi içlerinden biri rahatsız olmuş muhtemelen senin gibi işkence görmemiştir “Snowden” filmi örneği daha çok örnek var.

    1. Snowden gerçek bir kişidir araştır görürsün öyle diğer bilimkurgular ve süperkahraman filmi gibi bir şey değil.

  3. Geç vakitlere kadar uyanık kalıyorum aynı sorunları bende yaşıyorum.
    2 ay oldu sadece benim duyabileceğim başkasının duymadığı bir ses ile uyandım ses bir saatten fazla sürdü benden başka duyan olmamıştı orası çok ilginç inşaat makinesi benzeri bir şey sesiydi. Sabah aileme sordum duydunuz mu böyle bi ses hayır duymadık dediler. Senin kadar sık olmuyor..

    1. Geçmiş olsun. Evet isteseler benim konuşmama izin vermezlerdi. Site açmaya karar verdiğim anda çok basit bir trafik kazası, ne var ki bunda… 3. sayfada bile haber olmazsın. Bu, benim de cevabını veremediğim bir durum. Sanırım oralarda işler daha karmaşık yürüyor..:)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *