Algı yönetiminde doğru kavramları doğru bir şekilde kullanmak

Kitleleri yönlendirme, insanları istenen zihniyete yönlendirme amacı güden algı yönetimi; bu hedefine bağlı olarak bazı zorunlulukları da beraberinde getirir. Daha önce “Algı yönetiminde dikkat edilmesi gerekenler” yazısında da kısaca değindiğimiz bu konular, aslında algı yönetimi yapan makamlara sayfalarca analiz yapma zorunluluğu doğuran çok önemli konulardır. Çünkü; milyonlarca kişiyi sistematik ve toplumda huzursuzluk yaratmayacak şekilde yönlendirmek, son derece planlı, olası senaryoların ön görüldüğü bir süreci gerektirir. Ayrıca; toplumların ya da kişilerin sahip olduğu değerler ve karakter birbirinden farklılık göstereceği için her biri için ayrı ayrı planlama gereklidir. Eğer ki hedef toplumda veya mağdur kişide hesaba katmadan yaptığınız bir uygulama olursa algı yönetimi amacına ulaşmayabilir. Kitle yönetimi uygulanmak istenen milyonlarca kişi hiç hesapta olmayan, yöneten makamlarca tehlike oluşturabilecek tepkiler gösterebilir. Bu yüzden; siz siz olun, okuduğunuz iki kitaptan izlediğiniz bir filmden etkilenerek sağa sola algı yönetimi uygulamaya kalkmayın. Daha da tehlikelisi, sakın ha sakın etrafınızda fır dönen bir algı yönetimini görmezden gelmeyin. Ardını arkasını durmadan sorgulayın.

Tekrar hatırlatırım ki bu siteyi telegram işkencecileriyle olan ve onların adalet karşısına çıkmasıyla sonuçlanacak mücadelenin bir basamağı olması için açtım. Önceki hayatımda ne bu konulara meraklı olmuşumdur, ne de bu tarz araştırmalar yapmışımdır. Araştırma ve yorumlama niteliğinde yazılar yazmamın tek sebebi telegram mağdurlarının korkup sinmesine gerek olmadığını, bu şeyin karşı konulup sonuçlanabilecek bir şey olduğunu göstermektir. İleride bize deli muamelesi yapması muhtemel insanlar dahil olmak üzere herkese siber zorbalığın, insanları robotlaştırmaya varabilecek olan zihin kontrol teknolojilerinin var olduğunu aşılamaktır.

Aslında algı yönetimiyle ilgili yazdığımız bu yazı; telegram zihin kontrol bahsiyle de yakından ilgili. Başlık belli: Algı yönetiminde doğru kavramları doğru bir şekilde kullanmak. Kullanılmaması halinde olabilecekler, vs. vs.

Peki ne demektir bu? Kısaca; ortada bulunan somut bir gerçekliğin size yansıtılma şekli demektir. Yani kitle ve algı yönetimini, yelkeni rüzgarın yönüne göre ayarlayan bir mekanizma gibi düşünebilirsiniz. Olaylara çok fazla doğrudan etkisi yoktur. Var olmayan bir olayı yaratmaz. Sadece bir gerçekliği size algı yönetiminin planı çerçevesinde sunmaya çalışır. Bunun iyi yönde yapılanı “yönlendirme, teşvik etme”, kötü yönde yapılanı ise “manipülasyon” olarak adlandırılabilir. 

Kafamızda daha net canlanması için hemen örnekler de verelim: Mesela; tarihten günümüze kadar ABD, askerlerini soktuğu tüm ülkelerde, askeri operasyonlarla eş zamanlı olarak kendilerinin işgalci değil, halkın kurtarıcısı olduğu şeklinde propaganda yapmıştır. Algı yönetiminin babası sayılabilecek ABD; bu konudaki yatırımlarını hiçbir zaman aksatmamıştır ve dünyanın pek çok yerinde de işe yaramıştır. Olay basit; bir ülkede zor durumda olan ya da mutsuz olan bir halk vardır. ABD de ülkeyi kendi çıkarlarına göre düzenlemek için işgal eder. Daha sonra söz konusu algı yönetimi eşliğinde halkın kendini güvende hissetmesini sağlar ve refahını biraz daha yükseltir. Hatta onlara kendi hükümetlerini kendiler seçme lütfunu bile gösterebilir. Sonuç olarak halk değişen durumu neticesinde ABD’nin gerçekten de kendilerinin kurtarıcısı olduğunu düşünür. Ülkenin hortumları ise çoktan ABD’ye akmaya başlamıştır.

Bu örneği iç işlerinde alınan bir kararın toplumda yarattığı algıyı değiştirmeye yönelik çalışmalarla da genişletebiliriz. Bir terör örgütünün bazıları için hayvan sürüsü, bazıları için özgürlük savaşçısı olması gibi şekillerde de çoğaltabiliriz. Yani başarılı bir algı yönetimiyle bir dolandırıcılığı başarılı yatırım, bir cansiperane mücadeleyi terör gibi göstermeniz mümkündür.

İşte; algı yönetiminin işlevi böyle olunca, kullanacağınız propaganda ve bilinçaltı unsurları inanılmaz önem kazanmaktadır. Hele kelimeler… Kelimelerin dans eden bir cambaz gibi kullanılmasını, insan algısını ne şekilde değiştirebildiğini görseniz, kendi bilincinizin yeterince sağlam olduğundan dahi şüphe edersiniz. Ben sadece basit örneklemeler yapacağım, daha uzmanca olanları varın siz düşünün.

Mesela; bir ülkeyi işgal eden ABD’nin propaganda temelini şu iki temadan biri oluşturacak diyelim:

  1. X ülkesi ABD’nin çıkarlarına yeterince zarar verdi. Artık onlara hadlerini bildirmek gerek!
  2. X ülkesi yöneticileri kendi halklarına katlanılmaz zulümler uyguluyor. Gelişimi engelliyor. Biz bu harekatı X ülkesini karanlıktan kurtarmak, onu yeniden şekillendirmek için yapıyoruz. İşgal etmiyoruz!

İkinci cümke ne kadar şirin değil mi? Kendini insanlığın gelişimine adamış havariler sürüsü…:)

Bir de günlük yaşamımızdan bir örnek verleim:

Asgari ücretle, günde 8-10 saat çalışan biri şu iki cümleden birini duydu diyelim:

  1. Ya en düşük fiyattan giderler bile asgari ücreti geçiyor. Ben bu maaşla nasıl geçineyim. Borca girdiğim gibi ömrüm kendimi başkalarının kazanmasına adamakla geçiyor. Bu nasıl hayat?…

Bu arkadaş lise mezunu olsun. Bir de üniversite mezunu orta halli birisi ona şu cümleleri söyledi diyelim:

2. Ya kardeş sen yine iyisin. En azından direk hayata atılmışsın. Kendince bir şeyler elde etmişsin. Ben 4 senemi üniversitede harcadım, bir zanaatım da yok. Sen asgari ücret alıyorsun ben de 2.000 TL’yle başladım. 30 yaşıma kadar en fazla 4.000’leri falan görebilirim. Bizi de kafalarına göre çalıştrıyorlar. Üstelik akşamlarımız, hafta sonlarımız bir sürü kariyer kurslarıyla, seminerleriyle geçiyor. Takım elbise giyen, tıraş olan köleler gibiyiz. Senin yaptığın iş benimkinden daha az nitelik gerektiriyor ama elde ettiklerimiz hemen hemen aynı. Senin 18’inde kazanmaya başladığın iş tecrübelerini ben daha yeni kazanıyorum. Üstelik okulda öğrettikleri şeyler de bir işe yaramadı. İş ararken kimse not ortalamama bakmadı benim. Sen öğrendiklerinin üzerine bir de kredi falan çeker kendi işini kuruverirsin. Benim bu kurtlar sofrasında öyle esnaf gibi kendi işimi kurma, küçük bir özgürlük elde etme şansım da yok…

Karşınızdaki insanla göreceli durumunuza, ortam koşullarına ve bir sürü parametreye bağlı olarak, somut gerçekliğe karşı geliştirilen yorumun nasıl değişebileceğini algılayabiliyor musunuz?

İşte bu yüzden sevgili dostlar; algı yönetimi yaparken doğru kavramları doğru bir şekilde kullanmak çok önemlidir. İşgal ettiğiniz bir ülkenin halkına özgür olmadıklarını hissettirecek bir yanlış yaparsanız işler ters gidebilir. Asgari ücretle çalışan birine avantajları yerine patronlarıyla aralarındaki adaletsiz gelir farkından, borçlarından bahsederseniz her şeyin bittiğini düşünebilir, vs. vs.


Peki, telegram mağdurları için söylenecek neler var? Aslında meselenin çektiğiniz insanlık dışı işkenceyle alakalı olan kısmı, maruz kaldığınız zihin kontrolüyle ilgili

Daha önceki yazılarda ne demiştirk? Zihin kontrolüyle telegram işkencesi birbirinden farklıdır. Daha doğrusu biri, diğerinin alt kümesidir. Ama ikisinde de konusuna göre yürütlen bir algı yönetimi vardır.

Kitlelere yönelik veya mağdur edilmek istenen birine karşı yürütülen zihin kontrolü, teşvik etmeye değil manipülasyona dayalıdır, kötü amaçlıdır ve son derece haincedir. Burada hedef adeta hipnoz altına alınır. Edinmesi istenen fikirler ona çevresinde konuşulan konular, toplulukça beğenilen ve beğenilmeyen şeyler aracılığıyla empoze edilir. Böylece hedef manüpüle edilmiş, bir nevi kaderi çizilmiş bir oyuncak halini alır. Hiçbir işkence görmeden, hiçbir ikna çalışması yapılmadan… Tabii ki eğer işin içinde telegram varsa elektromanyetik zihin kontrolü de söz konusudur. Yapılması gereken tek bir şey vardır: Sorgulamak, sorgulamak, daha çok sorgulamak…Size doğru olduğu söylenen fikirleri bir de size öcü gibi gösterilen camialardan dinlemek.

Eğer işkence çeken bir telegram mağduruysanız üzerinizde uygulanan algı yönetimi daha çok korku ve sindirmeye yöneliktir. Dışarıda etrafınızda her şeyinizin, kafanızın içindeki hayallerin ve anıların dahi bilindiğini belli eden tiyatrolar, yalnız kaldığınız vakitlerde beyninize gönderilen konuşmalar, ara ara maruz kaldığınız fizyolojik etkiler aracılığıyla en güçsüz yönlerinizden yapılan saldırılar, akıl oyunları, vs. vs.

Öncelikle; takip edildiğiniz için bunların bir kısmı gerçek olmakla beraber çoğu illüzyondan ibarettir. Hepsi telegramcıların toplum üzerinde yarattığı, saat gibi işleyen bir zincirin parçasıdır. Bu yüzden ne olursa olsun mesleğinize ve rutin yaşantınıza devam etmelisiniz. Telegramcıların, mağdur kişiyi daha da köşeye sıkıştırmak için başvurdukları en meşhur yöntem; onun becerilerini ve hayattan zevk aldığı şeyleri işlevsizleştirmek, kurbanı maddi imkansızlıklara sürüklemektir. İsterse dışarıda bir çocukluk anınız canlandırılsın, isterse uyumaya çalıştığınız sıralarda telegramcı size o geceyi zehir etmek için sizin kafanızın içinde sizi eşinize, ailenize küfretsin. Biliyorum çok zor oluyor bazen ama eğer telegram mağduruysanız, tıpkı savaş durumundaki askerler gibi bazen aşırı mantıklı düşünmeyi öğrenmenin vakti gelmiş demektir.

Ayrıca; anılarınız, mahreminiz, insanlık onurunuz ve yakınlarınız sadece ve sadece onların girdabına daha da çekilmeniz için aşağılanıyor. Onlar; Yahudiler üzerinde umarsızca deney yapan Nazi doktorları gibidir. Sizin aşkınız, sevginiz, nefretiniz, anılarınız ve hayalleriniz, onları için deneylerde kullanılabilecek sadece basit birer veridir. Ne zaman umutsuzluğa düşerseniz onların hayattan zevk almayan, en zayıf noktalarınızı şakaya dönüştüren zihniyetlerini, eninde sonunda adalet önünde verecekleri hesabı düşünün. Gülümseyin ve hayallerinizin peşinden koşmaya, hayatınızı yaşamaya devam edin. Tabii telegrama yönelik çalışmalara da eşit derecede ağırlık verecek şekilde…

Şahsen ben takip altında olduğumun ve telegramın idrakini yaşadığım 1 seneye yakın bir süreç dışında çalışmalarından, fikirlerimden, en önemlisi de kişiliğimden bir şey kaybetmedim. Ne fikirlerimi değiştirebildiler, ne bana yeni bir görüş aşılayabildiler, ne de beni hayallerimden alıkoyabildiler. Zihin kontrolüne maruz kalmamın başlangıcında (tahminen 4-5 yıl öncesi) gerçekleşmiş çok önemli bazı olaylar hariç… Kişiliğim, zihnim, hepsi hala benim. Kötü yönleriyle beraber, hepsi kabulümdür..:)

Önceki yaşamımdan farklı olarak sadece arkadaşlık kurduğum ve çok vakit geçirdiğim herkes eninde sonunda telegrama maruz kaldığı için; bu sitede yaptığım gibi maruz kaldığım şeyi herkese peşinen bildiriyorum ve benimle çalışmadan önce bunu bilmelerini sağlıyorum. Ha; bir de kök salacak, aile yaratacak düşünceler, telegramdan, teknik takipten kurtulana kadar askıya alınmış vaziyette. 

Yapılanları hem fark edip hem de aldırmamayı öğrendiğiniz vakit, adaptasyon sürecini atlatıp telegrama karşı mücadele etmeye hazırsınız demektir. Eğer bunu fark edip itaat etmeyi seçen varsa da inşallah sizler için öbür dünya diye bir şey vardır. Ben fikirlerimden, içtiğim içkiden dolayı cehenneme gitmeye hazırım. Yeter ki zalimliğe göz yuman sizler de hak ettiğiniz cezayı alın.

Telegramcılar mı?… Onların akıbetini açıklamaya herhangi bir emsal dahi yeterli gelmiyor. Gelecek yazılarda görüşmek üzere…

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *