Algı yönetiminde doğru bilginin, dürüst propagandanın önemi

Merhaba sevgili okurlar… Telegram zihin kontrol işkencesini duyurmak amacıyla açtığım Düşünce Polisi’nde elektromanyetik zihin kontrolünün yanı sıra, yine bizzat elektromanyetik zihin kontrolünü uygulayan merciler tarafından insanlar üzerinde tatbik edilmekte olan kitle ve algı yönetimi, psikolojik harekat gibi insan beynini, halk sağlığını yakından ilgilendiren konular hakkında denemeler yazmaya devam ediyorum. Umuyorum ki zamanla milyarlar üzerinde sistematik bir şekilde kafanızı çevirdiğiniz her yerde görebileceğiniz reklam panoları, TV ve radyo yayınları, saçma sapan diziler, basın medya organları aracılığıyla uygulanan algı yönetimi ve propaganda unsurlarına karşı insanlar üzerinde bir farkındalık oluşur. Yeni Dünya Düzeni’nin insanları salak yerine koyarcasına oynadığı oyunlara karşı ortalama genel kültürümüz ve ayırt etme kabiliyetimiz yükselir. Daha da önemlisi; umuyorum ki telegram zihin kontrol mağdurları; beyinlerindeki elektromanyetik kabus haricinde çevrelerinde dönen işkenceye karşı biraz olsun güçlenirler ve çevrelerindeki işkence unsurlarıyla birleşerek dayanılmaz bir hal alan bu işkenceye karşı daha dingin bir vaziyette olurlar…


Bu yazımda algı yönetiminin önemli başlıklarından biri hakkında konuşacağım: Algı yönetiminde bilginin kaynağının doğru olması, daha doğrusu yapılan propagandanın doğru bilgilere dayanması

Geçtiğimiz zamanlarda yazdığım bir yazıda kitle ve algı yönetiminde dikkat edilmesi gereken temel unsurlardan bahsetmiştim. Yani üzerimizde sistematik şekilde kitle ve algı yönetimi uygulayan odaklar; bunu yaparken aşağı yukarı nelere dikkat ediyorlar. Aynı şekilde; yasal biçimde askeri veya istihbari birimler tarafından uygulanan bir algı yönetiminde dikkat edilmesi gereken başlıca hususlar nelerdir? Bahsettiğim o yazıya ve “Algı yönetimi nedir?”, “Algı yönetimi nasıl yapılır?”, “Algı yönetiminin amacı nedir?” gibi soruları cevapladığımız yazıya aşağıdaki bağlantılara tıklayarak rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

NOT: Konu hakkında bilgili ve  araştırma yapmış biri iseniz görüşlerinizi, tespit ettiğiniz eksikleri belirtmekten lütfen çekinmeyin. Yazdıklarım herhangi bir suçlama içermeyen, herhangi bir öğretici nitelik taşımayan denemeler, kendi öğrendiklerimi yazıya döktüğüm basit kompozisyonlar niteliğindedir. Herhangi bir akademik değeri yoktur…

Efendim; kitle ve algı yönetimi; etik olsun olmasın bazı prensiplere dayanmaktadır. Bu presniplerden en önemlisi, kullanılan bilginin, yapılan propagandanın doğru olmasıdır. Bir algı yönetiminin başarılı olabilmesi için en önemli kurallardan biridir.

Tarihten günümüze kadar incelediğimiz tüm örneklerde doğru bilgilerle, tartışmasız gerçekliklerle yürütülen algı yönetiminin belki bazen daha yavaş olsa da kalıcı sonuçlar verdiğini görürüz. Güvenilir ve doğru bilgilere dayanarak yapılan propaganda kitleler üzerinde her zaman olumlu etki uyandırmış ve sonuçları uzun vadeli olmuştur.

Fakat buna rağmen tarihin, insanlığın, kitle psikolojisinin bir ironisi olarak tarih; yalan ve çarpıtılmış bilgilerle yapılan algı yönetimleriyle, propagandalarıyla, bunların başarıya ulaşıp dünya çapında yol açtığı facialar ile doludur. Misal verecek olursak ABD’nin yurt dışında birçok ülkeye “barış ve demokrasi götürmek” için yaptığı harekatlar, İkinci Dünya Savaşı’nı başlatıp, akabinde yenilip dünyada milyonlarca insanın ölümüne neden olan Nazi Almanyası, vesaire vesaire… Kendi dönemlerinde çarpıtılmış bilgilerle başarıya ulaştılar mı, ulaştılar.. En fazla birkaç yıl içerisinde dayandıkları bilgilerin, yaptıkları propagandanın yalanlarla ve kişisel çıkarlarla dolu odluğu ortaya çıktı mı? Çıktı… Fakat eninde sonunda bilgilerini, insanları yönlendirecek tekniklerini kötü emeller için kullanan, yanlış bilgilerle etik olmayan manipülasyonlar yapan algıcı odaklar hiçbir zaman yalanlarını ölene kadar saklayamamış; ama 2 yıl, ama 5 yıl, ama 10 yıl sonrasında hesap vermek zorunda kalmışlardır.

Peki tarih neden başarılı, bir o kadar da etik dışı, yanlış bilgilere dayanan bu algı yönetimlerini kaydetmiştir. Cevabı “Kötüye bir şey olmaz.”, “Kötü olan her zaman daha çok hatırlanır.” gibi prensiplerle aynı kökene dayanmaktadır… Doğru bilgiye dayanmayan algı yönetimi saman alevi gibidir. İnsanların grupsal ya da milli zaaflarını kullanarak kısa sürede onları galeyana getirebilir; korkularıyla ve hayalleriyle acımasızca oynarak istediğini kitle yönetimini yürütebilir, eğer işinizde yeterince başarılıysanız bir elmayı milyonlarca kişiye göstererek onun bir armut olduğunu tüm inançlarıyla söylemelerini sağlayabilirsiniz.

Sonuç olarak malumunuz; gazetelerin 3. sayfasında her zaman cinayet, hırsızlık, tecavüz gibi kötü haberler yer alır. Ama bunlar gün içinde gerçekleşen 10.000 olaydan sadece 10 tanesidir. Ve sürekli rastlanan olaylar olmadıkları için haber yapmaya değerdir. Geri kalan 9.990 olay ise olağan günün bir parçası olduğu için haber yapılmaz. Fakat aslında bu olağan süreç çoğunluğun, hayatın ta kendisidir. Fakat gazetelerin, TV haberlerinin, yayınların etkisinde fazla kalan bir kişi, dışarısını hırsızlıkla, katillerle, suçlularla dolu bir ortam sanabilir. İşte; biraz hayatta kalma, biraz paranoyaklık, biraz hayal tacirliğine dayanan kötü yönde, yalan bilgilerle yapılan algı yönetimi böyle bir şeydir.

Tarihe damgasını buran kitle ve algı yönetimleri neredeyse tamamen kötü amaçlı, etik dışı olsa dahi uzun vadede söylediğimiz gibi her zaman sorumlular cezalarını çekmiş, onlara yetişmese bile torunları, aynı topraklar üzerinde yaşayan yeni kuşaklar bu borç mirasının yükünü çekmek zorunda kalmışlardır. İnsanlığı ileri götüren ise her zaman etik yollarla, iyi amaçlar uğruna yapılan; doğru ve güvenilir bilgilere dayanan, saman alevi gibi olmayıp yavaş ama emin adımlarla kitleleri yönlendirmeye, gelişime sevk etmeye çalışan algı yönetimleri olmuştur.

Tarihe geçen kitle ve algı yönetimi emsallerinin bu derece kötü olup, iyi olanların asla aynı ihtişamla hatırlanmaması da yine insan algısının bir cilvesidir. Algı yönetiminin doğruluğu hakkında konuşurken bile algı yönetiminin etkisi altında kalmak da ayrı bir inception olsa gerek…

İnsanlar kitle ve algı yönetimi karşısında direnç kazanacak şekilde bilinçlenmeli; sıradan bir vatandaş piyasada olan reklamlara, dizilere, filmlere, yapılan söylemlere şöyle bir göz attığı zaman halkı üzerinde yaratılmak istenen algıyı rahatlıkla çözebilmeli; Yeni Dünya Düzeni’nin nereye gittiğini saptayabilmelidir. Yeni Dünya Düzeni’nde yaşayacak olan farkındalık sahibi bireylerin sahip olması gereken psikolojik direnç; kitle ve algı yönetiminin nasıl yapıldığını öğrenmekten geçmektedir. Hele ki bir telegram zihin kontrol mağduruysanız; kitle ve algı yönetimi hakkında bilgi sahibi olmak sizi yapılanlara karşı biraz daha dirençli kılacak ve hayata daha iyi bakmanızı sağlayacaktır. Aynı şekilde kitle iletişim araçlarıyla yapılan algı yönetiminden de ötede doğrudan beynimize gönderilen telkinlerle yapılan elektromanyetik zihin kontrolü; bu konular hakkında merakı olan insanlarca yapılması gereken yegane araştırma olmalıdır. ASIL TEHLİKE HENÜZ KAMUYA AÇILMAMIŞ OLAN ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜDÜR.

Gelecek yazılarda görüşmek üzere sevgili okurlar, şimdilik hoşça kalın…

 

 

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *