Algı yönetiminde dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Algı yönetimi; basit bir cümleyle nitelemek gerekirse kitleleri yönlendirme metodudur. Bilindik bir propaganda, reklamcılık faaliyetlerindense daha sistematik bir şekilde toplumun algılarını yönlendirmek her zaman daha basit ve verimli olmuştur. Ha; bu yazımızda algı yönetimini yasal bir şeymiş gibi kabul ederek nasıl yapılacağına dair yol göstermeye çalıştığımızı düşünebilirsiniz. Fakat alakası yok… Sadece yaptığım araştırmalar sonucu bulduğum verileri kendi fikrimle sentezleyerek bir algı yönetiminin iç yüzünü aktarmaya çalışıyorum. Hem bilindiği gibi algı yönetiminin iyisi de vardır kötüsü de. Düşünce Polisi için önemli olan iyi amaçlar taşıması ve etik sınırlar dahilinde olmasıdır. Ortada bulunan somut ve bilimsel araştırmaları herkes istediği yöne çekebilir. Ki bu da insanlık tarihinin en büyük sorunlarından biri olmuştur. Darwin’in canlıların değişimiyle ilgili ve sadece biyolojik nitelik taşıyan kitabındaki görüşlerinden her kesimden insanın nasiplenmeye çalışması gibi. Kapitalizmi Darwin’in Seçilim Kuramıyla savunmaya çalışan insanları da gördük, varın siz düşünün… Bu arada;  yazıyı okumadan önce “Algı yönetimi nasıl yapılır?” ve “Algı yönetimi nedir?” yazılarımızı okuyabilirsiniz. Neyse.. Şimdi sevgili okurlar, acaba “Algı yönetiminde dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?” dediğimiz zaman neleri işaret ediyoruz? Yani bir algı yönetiminde belirlenebilecek özel yöntemler mi mevcuttur. Bunları bilirsek bir sihirli değneğimiz varmış gibi algı yönetimini hemen ortaya mı çıkaracağız? Tabii ki hayır.. Var olan bir algı(kitle) yönetiminde dikkat edilen hususlar üzerinde uygulandığı topluma, yere, zamana, ortam koşullarına göre her zaman değişiklik gösterecektir. Fakat yine de kilit noktaları oluşturan bazı hususlar vardır. İlgili makamlar bunlara dikkat etmezse algı yönetiminin başarısız olması bir yana, ters tepme riski dahi mevcuttur. Bizim yapabileceğimiz şey de bu kilit noktaları mensubu olduğumuz topluma, içinde bulunduğumuz çağa ve ortam koşullarına göre yorumlayarak tespitlerde bulunmak olacaktır. Hemen bir örnek vereyim: Dinamit; bundan 1-2 yüzyıl öncesine kadar maden işçilerinin büyük kaya kütlelerini kolayca parçalamak için kullandığı bir buluştu. Oysa ki o eski zamanlardan sonra dinamit her zaman savaşlarda kullanılan bir patlayıcı haline gelmiş ve nesiller boyunca bu kullanım amacıyla bilinmiştir. Yani ortada somut gerçek olarak dinamit var evet. Ama bu endüstriyi kolaylaştıran bir buluş da oldu, savaşlarda kullanılan bir patlayıcı da oldu tarih boyunca.

Bir de şu güzel örnek vardır, reklam ve pazarlamaya yönelik: Arap ülkelerinde kullanılması Coca Cola bir reklam afişi hazırlamıştır. Üç resimlerden oluşan bur reklamda en solda çölde susuzluktan bitap düşmüş bir adam görülürken, ortadaki resimde çölde gömülü buz gibi bir kola kutusu bulur. En sağdaki resimde de onu içtikten sonra susuzluğunun giderildiği anlamında adam çölde çok neşeli bir şekilde zıplamaktadır. Burada sorun şudur: Araplar alfabelerinde olduğu gibi resimleri de sağdan sola okumaktadır. Böyle olduğu zaman, en sağdaki neşeli adam Coca Cola’yı bulup içtiğinde en soldaki bitap haline geldiği anlaşılmaktadır onların kültürüne göre..:) Coca Cola zamanında böyle bir hatayı nasıl yapmıştı bilemeyiz ama bu, algı yönetiminin uygulanacağı toplum hakkında bilgi sahibi olmanın önemini en iyi yansıtan örneklerden biridir.

İşte, kuru kuruya tanımlara girmeden önce örnekleme yapınca algı yönetiminde dikkat edilmesi gereken hususların niteliği daha iyi ortaya çıkmaktadır. Algı yönetiminin bir komplo teorisi olmayıp günlük hayatımızda yer alan bir unsur olduğunu algılamak diyelim..

Zaten kafanızda az çok bir tablo canlanmıştır ama şöyle maddeler halinde yazarak işi netleştirelim. Öğrenmek isteyen okurlarımız için kolaylaştıralım.

Algı yönetiminde dikkat edilmesi gerekenler etkenler nelerdir?

Hemen başlıklarımızı açıklıyoruz:

1)Propagandanın kaynağı gerçek ve doğru olmalıdır

Yani propaganda ve pazarlama tekniklerinin yer yer abartıya, kitlenin duygularına hitap edilmesine müsaade etmesi, işin içine yalan dolan katmak için bir bahane değildir. Hem devletlerin hem de şirketlerin algı yönetiminde en çok dikkat isteyen konulardan biridir. Zaten yalanlara dayanan bir algı yönetimi bırakın yasal ve etik olmayı, bildiğiniz katıksız dolandırıcılıktır. Binlerce, belki milyonlarca kişinin kandırıldığı, filmlere konu olmuş nitelikli dolandırıcıların dudaklarını uçuklatacak cinsten hem de!…

Mesela ne örnek verilebilir buna? ABD’nin nükleer silahları bulmak bahanesiyle Irak’a girmesi fakat hala iddia ettikleri silahları bulamamış olmaları, yalan algı yönetimine en güzel örneklerden biridir. ABD’nin genel gücü sebebiyle pek bir şey anlaşılmasa bile aradan geçen seneler boyunca prestiji ciddi anlamda sarsılmıştır. Ayrıca Irak’a giren ABD kuvvetlerinin ilk yok ettiği yerler arasında Nüfus İdareleri gibi bölgedeki yaşam kayıtlarını etkileyecek yerler oldukları da bilinmektedir. Ya da Wolkswagen’in yakın zamanda sebep olduğu emisyon skandalını hatırlarsınız.. Yani söylenecek bir kelime yoktur buna.. En köklü otomotiv şirketlerinden birinin o kadar insanı nasıl kandırdığını düşünün. Hoş ondan sonra o modeli kelepir fiyata satarak durumu kurtarmış sanırım. Ee bu da biraz vahşi kapitalizm sebebiyle meydana çıkan bir sorun. Ama o prestij sarsılmasını, kayda geçen böylesi bir skandalı kimse unutmayacak.

2)Kitle yönetimi yapılan toplumun kültürü, kutsiyetleri ve dünya görüşleri çok iyi analiz edilmelidir

Coca Cola örneği tam olarak buna hitap etmektedir. İster devletlerin yürüttüğü bir operasyon olsun, isterse dünyaya açılan şirketlerin pazarlama faaliyetlerinin bir parçası olsun. Eğer planladığınız düşünceleri hedef topluma kabul ettirmek istiyorsanız o toplumun etnik yapısını, kültürel değerlerini, sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel konumunu çok iyi bilmek zorundasınız. İngilizlerin Lawrence’ı gibi düşünün…:) Aksi halde hedef toplumun kültürel değerlerine ters bir eylemde bulunabilirsiniz. Hassas noktalarından birine farkında olmadan hakaret etmiş olabilirsiniz. Dünyadaki sosyo-kültürel pozisyonlarına aykırı davranmış olabilirsiniz, vs. vs. Örneğin; New York’lu insanlara yapacağınız algı yönetimi ile Afrikalı Tuaregler’e yapacağınız arasında dağlar kadar fark mevcuttur. Bir yerde dünyanın en hareketli en ışıklı şehirlerinden biri varken, diğer yanda göçebe yaşayan izole bir toplum var… Ama kilit noktayı anlatabildiğimi düşünüyorum: Toplum değerlerine saygılı olmak, ürününüzü ve fikrinizi onların değerlerine “entegre etmek”.

3)Algı yönetiminde kullanılacak bir resim, kelimelerden çok daha etkilidir

Resmi görünce orada bulunmanın dehşeti daha iyi canlandı di mi zihninizde?..:)

Tabii ki ikisinin birbirine göre avantajı farklıdır. Ama güzel bir konuşmanın ya da etkileyici bir yazının temeli klasik propagandaya dayanır. Algı yönetimi ise hedef toplumun fark ettirilmeden yönlendirilmesini esas alır. Böyle olunca görsellerin ve resimlerin önemi de artmaktadır.

İnsan beyni söylenen bir sözü, okuduğu bir yazıyı hayatın koşuşturması içinde unutabilir. Onun yarattığı etkiyi geri planlara atabilir. Fakat etkileyici bir görselin bilinçaltımızda yaratacağı etki inanılmazdır. Mesela bir anınızı aklınıza getirmeye çalışın. Büyük ihtimalle “Ya o görüntü hiç aklımdan çıkmıyor.” “Hala o durum gözümün önüne geliyor gülüyorum” gibi resimleri betimleyen cümleler kuracaksınız. Konuşma sesleri ve diğer unsurlar aklınızda kalmaz. Ama resim siz de çok tatlı bir hatıra da yaratır. Uzun süre atlatamayacağınız bir travma da yaratır. Kısaca kalıcıdır. Zaten 25. kare gibi görsele dayanan komplo teorileri de buradan ortaya çıkmıştır.

Dolayısıyla kitle yönetimini uygulayacağınız toplumda anlatmak istediğiniz özünü oluşturabilecek; sade, unutulmaz, kısa ve öz görseller çok önemlidir.

Mesela; Afrika’da açlıktan ölmek üzere olan bir çocuğun başında bulunan akbaba resminin hissettirdiği şeyleri hangi yazı, hangi konuşma hissettirebilir?…

4)Sistematik ve uzun vadeli olsa bile algı yönetiminin vermek istediği mesajlar açık ve net olmalıdır

Kitlelere yönetmenin temel esası budur: İnsanlar bir araya geldikleri zaman bilimsel araştırmalar ve entellektüel sözler yerine, onları heyecanlandıracak sözlere daha çok ilgi gösterirler. Yani algı yönetiminin tüm bilimselliğine ve araştırmalara dayanmasına rağmen kitlelere verilmek istenen mesajın açık, net, anlaşılır olması gereklidir.

Devlet olarak bir topluma bir fikri kabul ettirmek mi istiyorsunuz? Bunu o fikrin yararlı olacağını net olarak belirterek yapmalısınız. Bir ürünü mü tanıtacaksınız? Yeni pazara giren bir şirketin mi sahibisiniz? Aynı şekilde ürünlerinizin en iyisi olduğu, güvenilir olduğunuz mesajları açık ve anlaşılır olmalıdır.

Bilinçaltı basit çalışır. Yani onun mantığı “siyah ya da beyaz” gibidir. Bunu ayrıntılara döken, analizler yapan şey bilincimizdir. Eğer karmaşık şeyler ekleyerek bilince yönelik algı yönetimi yaparsanız bu pek işe yaramayacaktır.


Evet sevgili okurlar. Algı yönetiminin temel etkenleri için söyleyeceklerim bunlardır. Dediğim gibi; asli unsurlar değişmez. Sadece sizin toplumunuza, kültürünüze göre spesifik olarak yapılan plan değişir. Siz de yeterli bir birikim ve gözlemle bunu rahatça fark edebilirsiniz. Eklemek istediğiniz bir şey varsa lütfen çekinmeyin.

Aynı şekilde telegram mağdurlarına yapılan algı yönetimi de bu şekildedir. Mesela benim geçmişteki anılarımdan yararlanarak bilinçaltımı zedelemeye çalıştılar ve hala yapıyorlar. Bu yer yer insanı kelimelerle anlatması imkansız durumlara sokan, kendi beyninizi çıkartıp atmak isteyeceğiniz bir durum biliyorum. Çünkü bütün o insanlık onurunu yerlere atıp çiğneyen şeyler sizi beyniniz aracılığıyla size yapılıyor. Bilinçaltı da basit çalışan, sizi hem kahkaya boğacak hem de çıldırtacak potansiyele sahip olduğuna göre… Ama yapacak bir şey yok. Hepsi zamanla normale döner. Herkes her şeye anlayış gösterir. Anılarınız ve zaaflarınızla elbet bir gün tekrardan barışırsınız. Yeter ki siz onların yaptıklarıyla boğuşurken halinizi görüp gülen telegramcılar insanlık suçlusu olarak ortaya çıksın, tarihe hiç silinmeyecek şekilde kazınsın. Sonrasında da bütün dünyada yasa dışı deneylere yönelik bir farkındalık oluşsun. Kişisel zayıflıklarımızın bunların yanında hiçbir önemi yok…

Gelecek yazılarda görüşmek üzere.

 

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *