Algı yönetimi nedir?

Bazı kaynaklarda “kitle yönetimi” olarak da rastlayabileceğiniz bu kavram, çağımızın en tartışmalı ve en sıkıntılı başlıklarından biridir. Çünkü içeriği itibariyle algı yönetimi; insanlar için çok faydalı sonuçlar da doğurabilir. İnsanlığı bir çıkarcı grubun hizmetine girmiş robotlara da çevirebilir. Yani kitle veya algı yönetimi; tanımının ve tekniğinin olduğu kadar etiğinin de gündeme taşınması, tartışılması gereken bir konudur.

Düşünce Polisi’nin konsepti gereği (biz polis değiliz) yazılarımızın ana hattını zaten bu oluşturacak. “Siber istihbarat nedir?” adlı yazımda da belirtmiştim. Çeşitli istihbari terimlerin veya çalışmaların ansiklopedik tanımı bizi ilgilendirmiyor. Belli ki söz konusu alanlara değişen dünya çerçevesinde ihtiyaç duyulmuş ve ortaya çıkmışlardır. Bizi ilgilendiren tek şey söz konusu kavramların halka yansımasıdır. Söz konusu makamlarda bulunan kişilerin görevi kötüye kullanıp kullanmadıkları, devletin kaynağını kişisel arzuları için kullanıp kullanmadıkları, yetkilerinin sınırlarının kesin talimatlarla belirlenip belirlenmedikleri ve o kişilerin bu talimatlara uyup uymadıkları bizi alakadar eder. Ayrıca Telegram’ın masum insanlara uygulanması, algı yönetiminin bel kemiğini oluşturduğu için de bu meseleyi irdelemeyi gerekli gördük.

Yine de var olan akademik bir takıntı, meseleyi en başında ele alma isteği yüzünden “Algı yönetimi nedir?“, “Kitle yönetimi ne demektir?” gibi sorulara cevap vermeyi uygun buluyorum. Diğer başlıklara girmeden önce şu kısa cümleyi söyleyebiliriz: İyi ya da kötü amaçla olması fark etmeksizin algı yönetimi; kitlelerin bilinci ve farkındalığı ne kadar zayıfsa o kadar kolay uygulanır. Şimdi, tanımımıza ve konumuzun ana hatlarına gelelim:

Kitle yönetimi nedir?

Algı yönetimi; önceden belirlenmiş ve planlanmış hedefler doğrultusunda istenilen fikirleri insanlara kabul ettirmek, insanların tercihlerini algı yönetimci makamların stratejileri doğrultusunda yönlendirmek amacı güden faaliyetlerin tümüdür. Algı yönetimi için en çok kullanılan araçlar basın, medya, şirketlerle yapılan iş birliği ve propagandadır. Kitleleri yönetmek için en güçlü araçları soracak olursak oradaki basın ve medya kelimeleri hemen dikkatinizi çekmiştir zaten…

Peki; son yıllarda “algı yöetimi” ya da “kitle yönetimi“, komplo teorilerinde rastladığımız biçimiyle “algı operasyonu” gibi kavramları neden bu kadar sık duymaya başladık? Algı yönetimi gerçekten de birkaç on yıla sığabilecek yeni bir kavram mıdır? Tabii ki hayır!.. Yeryüzünde yönetme, hükmetme meselesi var olduğundan beri kitle yönetiminin var olduğu söylenebilir. Mesela Yeni Dünya’yı keşfeden İspanyol İmparatorluğu’nun asıl amacı bölgedeki sonsuz altın rezervlerini yağmalamak iken, bunu halka ve kurmaylara “Adaletli ve Katolik bir dünya” ülküsü şeklinde yansıtması, bundan 500 yıl öncesinde var olan algı yönetimine en güzel örneklerden biridir. Daha eski çağlarda izlenen pek çok politika ile de bu örnekler çoğaltılabilir.

Fakat asırlar geçtikçe insanların demokratikleşme, kendilerini yöneten insanlar hakkında yorum yapma bilinci gelişmiştir. Bundan dolayı da algı yönetimi yeni bir çehre kazanmış ve bugünkü imajına yaklaşmıştır. Hepsinden önemlisi; aradan geçen yüzyıllar boyunca haberleşme özgürlüğü ortaya çıkmıştır. İnsanlar çevrelerindeki birçok gazeteden haberleri özgürce takip edebilirken, sonradan buna radyo ve TV eklenmiştir. Son olarak eklenen internet ve sosyal medya ile de haberleşme hızı/özgürlüğü insanoğlunun hiç görmediği boyutlara varmıştır. Benim bu yazıyı yazıp sizlere ulaştırabilmem bile bu haberleşme özgürlüğünün bir ürünüdür. Eski dönemlerde olsa yazıyı yazacaksın da, yayınlayacak dergiyi bulacak ve kabul ettireceksin de, dergileri takip eden sınırlı bir elit kesim yazdıklarınızı görecek de ohooo…. Ama bakın yazdım ve yazı şimdi sizin karşınızda. Eh; medyanın durumu ve insanların bilincine olan etkisi böyleyken; algı yönetimi için sahip olduğu önemi varın siz düşünün… Mesela komplo teorilerinde izlediğimiz reklamlardan dizilere, yayınlanan haberlerden çeşitli sembol ve figürlere kadar her saniye algı yönetimi altında olduğumuz iddia edilir. Ama tabii daha gerçekçi ölçeklerde baktığımız zaman olağan bir kitle yönetimini görebilirsiniz.

Asırlar boyunca değişen bir diğer önemli faktör de sınıflar arası ilişkiler olmuştur. Lise tarih dersinden hatırlarsınız. Coğrafi Keşifler sonrasında burjuvanın aristokrasiye karşı güç kazandığı öğretilir hep. Aristokrasi soya dayalıdır. Yani kişisel becerilerini ve çabanız fark etmeksizin sırf belli bir soyadını taşıdığınız için üstün durumda olursunuz. Burjuvazi ise paraya dayalıdır. Yetim olsa dahi başarılı bir girişimcinin zengin olması ve aristokratlarla boy ölçüşmesini mümkün kılar. İşte bu da; üretimi, sanayiyi, bir ülkeyi ayakta tutan sektörleri ele geçirmiş şirket imparatorlukları ortaya çıkarmıştır. Yani artık hükümdarların ve aristokratların söylediklerinin üzerine söz söylenebilir olmuştur. Dolayısıyla; çeşitli sektörlerde güç sahibi olan bu şirketlerin ve parasal güçlerin de kitle yönetiminde payı büyüktür. Eh; medya organlarının sahibi olan holdingler dediğimiz zaman da kombo yapmış oluruz…

İşte; yukarıda sayılan sebeplerden ötürü kitle yönetimi çağımızın en önemli yönetim araçlarından biri konumundadır. Tabloyu kafasında şekillendirememiş olanlar için şöyle bir özet geçelim:

  • Günümüzde hiç kimsenin insanlara “Şunu yapacaksın. Bunu şöyle yapacaksın. Sebebi ise benim öyle istemem.” gibi bir direktif verecek gücü yoktur. Eski çağlarda ise böyleydi.. Kralın söylediğinin üzerine bir söz söyle bakalım ne oluyor?…
  • İnsanlar tarihle kıyaslandığında çok önemli özgürlük elde etmişlerdir evet. Buna bağlı olarak despotluklara, diktatörlüklere mahal vermeyip daha bilinçli bir tutum sergilemeye başlamışlardır. Ama hala bu insanların yönetilmesine, kötü ihtimalle de sömürülmesine ihtiyaç vardır.
  • Bu ihtiyacın da kitlelere özgürlüklerinin elinden alındığını hissettirmeden, daha kibar, daha teşvik edici, daha tatlı yöntemlerle giderilmesi gerekmektedir. İşte bu da; algı yönetimi denen şeyin var olma sebebidir.

Basit bir örnekle bu konuyu kapatmak istiyorum: 500 yıl önceki X Krallığı’nda Kral; herkesin pantolon renginin siyah olmasını emretti diyelim. Bu siyah pantolonun da yönetim için önemli bir olduğunu farz edelim, bir örnek sadece… O krallıktaki bir vatandaş olarak siyah rengi sevmeseniz bile sorgulayamazsınız. Siyah pantolonu giyeceksiniz çünkü kral öyle istiyor. Çağımızdaki Y Devleti’nde ise bazı çıkarcı gruplar insanların mutlaka siyah pantolon giymesi gerektiğini düşünüyor ama bunu zorlayıcı yöntemlerle yapamıyor diyelim. Ülkede siyah pantolonları üreten şirketlere teşvikler verilir. Ürünlerin satışında inanılmaz indirimler uygulanır. TV ve medya kanallarında “Herkes siyah pantolon giyiyor. Hadi sen de giysene” tarzı reklamlar doldurur her yanı. Sonuçta da insanlar; siyah pantolonun güzel bir şey olduğu kanısına “kendi iradeleriyle” varır. Çoğunluğa ve modaya uyarak giyim şekillerini değiştirir. Krallık rejiminde insanların hepsinin başında beklemek zor iken ve isyan çıkma riski bulunurken; günümüzde insanlar hiçbir tehlike olmadığı halde siyah pantolonları kendiliklerinden giyiverir.”

Neden bu tarz bir örnek verdim? Hem basitleştirmeye çalıştım hem de sitenin ana teması olan bir ey hakkında bilgi vermeye çalıştım: TELEGRAMCI GÜVENSİZ, KORKAK, ERGEN KILIKLI RUH HASTASI EZİKLERİN KİTLELER ÜZERİNDE YÜRÜTTÜKLERİ ALGI OPERASYONU, TAMAMEN BUNDAN İBARETTİR. Sizi hem çevredeki medyatik figürlerler hem de beyninize gönderilen elektromanyetik dalgalarla manipüle ediyorlar. Birçok fikri, birçok zevki kendi iradenizle seçtiğinizi düşünüyorsunuz ama Telegramcı güruhun etkisi altında olma ihtimaliniz hayli yüksek.

İşte kitle yönetimi budur sevgili dostlarım..

Sonraki yazılarımızda algı yönetiminde kullanılan yöntemlere, iyi ve kötü algı yönetimi arasındaki farklara ve en önemlisi; kitle ve algı yönetiminin etiğine değineceğiz. Şimdilik hoşça kalın..

 

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *