7 Mayıs 2017 saat 20:57 – Yazmamı engellemek isteyen telegramcılar günlüklerim üzerinden işkence yapmaya başladı

Son yazdığımdan beri saldırılardan yana fazla değişiklik yok. Fakat geçen 1-1,5 aydır günlüğe ara verdiğim esnada belirtmeyi unuttuğum bir şeyin üzerinden geçmem gerekiyor. Bu şey hala devam ediyor zaten.

Şöyle ki; çevredeki insanlarla yapılan yanılsamalar, doğrudan zihnime gönderilen sesler, rüya manipülasyonları ve diğer bilindik yöntemler vasıtasıyla siteye yazdığım her günlük yazısı tekrar canlandırılmak suretiyle cezalandırılıyor. Bunun için kağıda yazdığım günlükleri hemen siteye geçirmemiş olmamdan faydalanıyorlar. Mesela bir gün sosyal adaletten bahsettiysem ertesi gün bunun üzerine tahrikler yapılıyor. İlk aşkımla ilgili yapılanlardan bahsettiğim günün ertesinde telegramcı yine zihnime onun ağzından tahrik edici, sinir bozucu saldırılar yapıyor. Bu olay şu şekilde gerçekleşiyor: Çalıştığınız süre boyunca ve bütün gün çevreden, sanal ortamdan yapılanları umursamadığınız zaman şımarık oğlancı telegram operatörü, yine “Nasıl aldırmaz ya!” triplerine giriyor ve doğrudan küfür, aşağılama, mahrem ihlali içeren bir şeyi zihninize gönderiveriyor. Düşmanınız karşınızda böyle şeyler yaparken takınacağınız tutum gayet insani ve sosyolojik prensiplerle gerçekleşirken; nerede odluğunu bilmediğiniz telegramcının beyninizin içinde bu sesleri ve resimleri yankılandırmasının yarattığı işkenceyi varın siz düşünün…

Mesela daha dün yine ilk aşkıma dair yaptığı saldırılardan sonra bir yarım saat kadar telegramcıların eşleriyle, kardeşleriyle, kuzenleriyle, hayatlarında en ufak bir manevi, duygusal hissiyat besleyip kutsal kabul ettikleri bayanlarla ilgili cennet bahçeli, meyveli, masajlı fantezilerimi uzunca bir süre zihnimde canlandırıp küfürler ederek cevap verdim. Bu sabah da üzerimden kamyon geçmiş gibi uyandım. Rüya manipülasyonu yaptıklarını ve uykumu alamadığımı fark etmem zor olmadı. Kısa bir süre sonra da zihnimde “masaj…” diye bir ses yankılandı. Masaj fantezileri ve yaratıcı küfürlere cevap olarak yine zekasız bir zorbalık yaptılar yani..

Şimdi aklıma gelen bir husus da şu: Son 1-2 haftadır beynime yapılan hissiyat nakilleriyle uğraşıyorum. Bunun nasıl yapıldığını daha önce anlatmıştım. Beyninizin sevinç, üzüntü, haz, öfke gibi duygu durumlarında yarattığı beyin haritası kaydedilebilir. Daha sonra bu hissiyatlar size herhangi bir anda yollanabilir. Arkadaşlarınızla kahkakahalar atıp konuşurken veya yolda sakin sakin yürürken bilinçaltınızdan birdenbire yersiz bir öfke, haz, üzüntü dalgasının geldiğini düşünün…

Belirtmem gereken bir diğer husus da son 1 haftadır yapılan bir şey ilgili: Süresi 1-2 dakikayı bulan ve bütün işkence yöntemlerinden bir tutam uygulanan zincirleme saldırılar gerçekleşiyor. Mesela sizi anlık temas durumuna sokup zaafınızla ilgili sinirlendirici bir şey söylüyorlar. Tam buna cevap verecekken önceden şartlandırıldığınız motor, fren, korna, vs. seslerle bir bombardıman oluyor. Sonra hemen ardından bir başka konuda sinirlendirme çabaları geliyor. Hemen arkasından da vücuda aniden sağlanan bir ağrı, sonra birkaç söz-resim daha, gibi… Amaç size bir sinir krizi geçirtmek… Şimdiye kadar hiç gerçekleşmeyen, apaçık, bodoslama ve çaresiz saldırılar bunlar

Ha bir de; bu adamlar evinizdeki masanın üzerindeki kalem kağıt gibi cisimlerin ne zaman düşeceğini, buzdolabında poşetin içinde rastgele bulunan meyve sebzelerin hangisinin çürük çıkacağını, şekillerini, rüzgarın eseceği yönün ve şiddetin zamanlamasını rahatça saptayabiliyorlar. Hayvanları da insanlardan daha beter bir şekilde kontrol edebiliyorlar.

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

2 Replies to “7 Mayıs 2017 saat 20:57 – Yazmamı engellemek isteyen telegramcılar günlüklerim üzerinden işkence yapmaya başladı”

  1. Son yazdığın satıra örnekler verebilir misin?Böyle olabilmesinin tek sebebi aşırı gözetim altında olmanızdır.Sizde biliyorsunuz ki senaryo yazıyorlar ve buna uymanızı bekliyorlar.
    Hayvanları kontrol ettiklerini biliyorumda.Diğerlerini ilk defa sizden duydum.
    Birde olayın şu yönü var.Siz bunları anlattıkça çevrenizdeki insanlar deli gözüyle bakıyor.Çoğu zaman böyle şeyleri bilmeyen insanlara anlatmak aleyhimize işliyor.İnanılması çok zor tacizler yaparak kimsenin kurbana inanmasını istemiyorlar.Ben bile bazen bazı kurbanların anlattıklarına inanmakta zorlanıyorum bir mağdur olarak.

    1. Aynen çevredeki insanlara anlatmak önemli bir mesele fakat yapacak bir şey yok. Bize deli gözüyle bakılması aşamasından başlayarak usanmadan devam etmemiz lazım mücadeleye. Son yazdığın satır dediğin odada kalem ve kağıtların düşmesi, hangi meyve sebzenin çürük çıkacağı, vs. olay sanırım. Bu olaylar da tıpkı dışarıdaki korna, fren sesleriyle sizin zihninize gönderilen seslerin, manipülasyonların eş zamanlı olmasına dayanıyor. Mesela çalıştığın sırada zihnine gönderdikleri bir ses, bir konuşma ve bunun sonrasında tam cevap verecekken aniden az ötedeki kitabın, deffterin yere düşerek dikkatinizi dağıtması gibi defalarca gerçekleşmiş olaylara dayanıyor. Çürük meyve sebzeler de gün içinde yaptıkları olayları takiben gerçekleşen şeyler: Mesela gün boyu “Niye bu işlerle uğraşıyorsun?”, “Yapmasan her şey çok güzel olacaktı, sen çürük yumurtasın.” “Sen çürük malsın.” gibi seslerden sonra buzdolabına elinizi rastgele atıp aldığınız elmanın, şeftalinin çürük olması gibi. Aynı bunun gibi pek çok defalarca gerçekleşen olaylar. Rüzgarın şiddeti ve yönünün değişmesi de yine yaptıkları tacizlerin, korna, fren seslerinin zamanlamasının bunlarla rastlantı olmayacak şekilde eş zamanlı olması diyebiliriz. Daha üzerinde çalışılması ve somutlaştırılması gereken neler neler var ama tutarlı bir hale sokmak lazım. Dedin ya bazen mağdurların anlattıkları beni bile şüpheye düşürüyor diye. O hesap…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *