5 Şubat 2017 saat 06:05 – Telegram sebebiyle uykusuz geçen bir gece…

Telegramcıların en ağır saldırılarından biri sonucunda uykumu yarım bırakmak zorunda kaldım. 2-3 saattir sabredip uyumaya çalışıyordum. Günlüğe yarın devam edecektim ama bugün de yazabilirim. Hem de kötü durumu lehime çevirerek telegram etkisi altında tamamen uykusuz bir gün geçirdiğimde başıma nelerin gelebileceğini test etmek istiyorum. Bunun çok daha kötüsü 1-2 ay öncesinde olmuştu. O zaman çok savunmasız yakalanmıştım ve vücudumun kilitlenmesinden beynin içine doğru patlayan bir öfke gibi düşürür. Bu şöyle bir şey: Mesela birisi size sevdiğiniz biriyle ilgili aşağılayıcı şeyler gönderiyor diyelim. Zihninizde beliren bu resme, yine yap-boz gibi kullanılan zihniniz vasıtasıyla sinirlenirsiniz doğal olarak. Ama insan öfkesini; karşısında bunları yapan insana bağırıp çağırarak, kavga ederek gösterir. Telegramcıya küfretmek istiyorsanız bütün o davranışların ve bağırışların hayalini aklınızdan geçirirsiniz. Kendi kendinize konuşmanız veya bağırmanız daha kötü şeylere yol açabilir. Tıpkı aklınızdan dua eder gibi, aklınızdan bağıra bağıra küfür ettiğinizi düşünün. Aklınızdan sessiz bir şekilde ama aynı şiddetle yaptığınız bağırışlar sizi daha çok yarar. Beyninizde mecal kalmadığını hiç olmadığı kadar fark edersiniz. Bu esnada da sizin sinirlenmenize bağlı olarak zihninizde diğer olaylar da zincirleme bir şekilde beliriverir. Böylece içe doğru bir girdapta kaybolup gidersiniz. Aksi halde beyninize gönderilen o resme aldırmamayı ve telegramcının hesap vereceği güne kadar hepsini münasip yerinizden içinize alarak sabretmeyi öğrenmelisiniz. Tabii o sırada kontrolsüz bir şekilde yaşanan adrenalin artışının da bir şekilde üstesinden gelmeniz gerekir. Bugün, bunda eskisine göre çok daha iyi seviyede olduğumu fark ettim. Çünkü beni sinirlendirmeyi, geçmişten gelen hayaletlerin içinde boğmayı başaramadılar. Kalktım ve sizlere aktarmak için yazıya döküyorum.

Ama haftalardır aklımda olsa da sürekli geçiştirdiğim bir gerçekle yüzleştim. Yıllar sonra gözlerim sulandı. Parçalanmış zihnim eşliğinde kurtulacağım günün umuduyla bir yandan da adaletsiz bir hayat kavgasıyla uğraşırken; hissettiğim bir insani duygu, bir his kırıntısı yine onun sayesinde oldu. Evet, tek aşkımın… Eskilerden kalan, hayatımın en güzel ve en tatlı hatırası.. Yüzünü anımsadığını zaman buralarda da hayatın güzel olabileceğini ümit etmenizi sağlayan, sesi, yüzü hala aynı netlikte aklımda da olsa her geçen yıl garip bir şekilde uzaklatığını hissettiğim, eğer varsa Tanrı’nın bana dünyada görmeyi nasip ettiği eşsiz güzelliği…

Yüzleştiğim gerçek ne biliyor musunuz? Etrafımda, hatıramda ve yakınımda kim varsa zihin kontrole maruz bıraktıkları gibi, onun da zihnindeler. Onu da benzer şekillerde manipüle ediyorlar. Hatıralarına ulaşıyorlar, rüyalarına, hayallerine müdahale edip manipüle ediyorlar. Belki de alelade bir erkeğin mahremini ihlal ettikleri gibi onunkini de ihlal ediyorlar. Vakti zamanında başlattıkları zihin kontrolü sebebiyle nelerin olduğundan daha önce ana hatlarıyla bahsetmiştim…

Beni hatıralarıma, hüzünlü ve işten güçten alıkoyacak yönlerime çekmek için rüyalarımda, yalnız anlarımda yaptıklarını, gönderdikleri aşağılayıcı şeyleri detaylı olarak anlatmama gerek yok. Dünkü yazıda yazdığım hiçbir şey.. Nolur anlattırmayın. Kendimden utanırım, Ondan utanırım. Bir daha kimsenin normal bir şekilde yüzüne bakamam… Onun tek suçu ne biliyor musunuz? Benim hayallerimi süslemesi. Beynimdeki nadir güzel hatıralarından biri olması…

Evet, onun da zihnindeler. O da kitlenin bir parçası. O da çevremdeki insanlarda gördüğüm bazı etkilere maruz kalıyor olabilir. İyi ki de birlikte değiliz. Öbür türlüsünü düşünemiyorum bile. Gözününüz önünde yaşanan zihin kontrolünü, sizin ve onun bir oyuncağa çevrildiğinizi düşünsenize… İnsanlık suçlusu telegramcıların peşinden koşarken her şeyi daha da kötüleştirmekten başka bir şeye yaramazdı.

Ama; kalan ömrümde senden hesap sormak nasip olursa, bu meseleden dolayı seni hiç kimse elimden alamayacak doktor!! Genç beyinlere o subyancı ruhunu yansıtan bir hasta olarak kimliğin açığa çıkacak!.. Sen, yanındakiler ve sana bunları yapmaya müsaade edenler tarihin eşsiz insanlık suçluları olarak hesap verecek.

Müsaadenizle bu meselenin daha fazlasını kendime saklamak istiyorum. Normalde hepsini saklayacaktım. Ama siz olayı komplo teorisi eğiliminde görme ihtimali olan okuyuculara bunun ne kadar sallama olabileceği sorusunu sordurtmak, telegramcı cinsi sapıkların bir mağdurun zihniyle ne şekilde oynadıklarına dair fikir vermek, veritabanına bir örnek sunmak için yapmak zorundayım. Olayın özü şu: “Sizi çökertecek ve çıldırtacak şeyleri yaparlar. Hemen arkasından da mesele bunlarla alakalı değil derler.

Çakala bak; benim hayallerimi görerek benim beynim üzerinden yolladığı mesajlarla hem “rahat ol” diye büyüklük taslayacak. Hem de anılarım, hayallerim ve aynı şekilde onunkilerinde görüldüğünde dair beynimde bir kurtla yaşamama sebep olacak. İnsanların hayatlarıyla, bedenleriyle oyuncak gibi oynanmasından, maruz kaldıkları zararlı dalgalardan bahsetmiyorum bile… Bu; o akıl oyunlarının sadece %0,0001’lik kısmı. Daha neler neler var… İşkenceyi çekenler bilir…

Rutin ve komik olayların gelişimi ise şu şekilde:

Çevremde yapılan korna sesleri, kapı açma numaraları, etraftakilerin konuşmalarındaki çağrışımlar, sosyal medya paylaşımları, doğrudan gönderilen sesler gibi tipik telegram unsurları ve bende yaratılmaya çalışılan ruh hali neticesinde yürüttüğüm faaliyetlerde spekülasyon yapmam, komplo teorileri üzerinde prim yapmam tavsiye edildi. Yani ben bu sitede size telegramın ne olup ne olmadığını anlatmayacağım. Onun yerine boş komplo teorileriyle bilgi kirliliği yaratacağım. Onların peşinden de gitmeyeceğim.Plan buymuş dostlar…:)En sonunda ya benim adımı paranoyak komplo teorisyenine çıkaracaklar -ki çoğu mağdurun korktuğu şey budur, korkmayın-; ya da halkın üzerinde oluşan bilgi kirliliği ve korku ile kendi kıçlarını kurtarmaya çalışacaklar. Dahice; bunları onlara o 8 senelik doktorada, yükseköğrenimde falan mı öğretiyorlar? Yoksa biz mi bunu doğal halimizle algılamak için çok zekiyiz?

Aynı şekilde eski dostun, beni dinleyen, takip eden siber çetenin sorumlularından biri olması konusunda da çokça tacizde bulundular ve beni bu konuda fikir yürütmeye zorladılar. Aklımdan geçen fikirlere göre bir olasılık tablosu yapıp oyun mu kurmaya çalışıyorlar nedir? Buna şimdilik daha fazla değinmiyorum.

Asıl önemli olaylardan biriyse benimle telegram mağduru olduğu iddiasıyla iletişime geçen bir bayanla ilgili. Benimle iletişime geçtikten sonra çevresinde olup bitenleri anlattı. Ama onun inandığına göre Ş.E. adlı birisi bütün bu işkenceleri yapmış ona. Etrafındaki bütün arkadaşlarına da para yedirerek ikna etmiş ve ona karşı cephe almalarını sağlamış. Böylece amaçları hanımefendiyi psikolojik olarak çökertmekmiş. Doğrudan birini hedef gösterebilmesi gerçekten beni çok şaşırtmıştı ve bu meseleyi irdelemeye karar verdim.

Tabii kendisinin sebebini bile bilmeden böyle bir şeyden muzdarip olmaktan duyduğu endişe yazmasında bile belli oluyordu. Yalnız iki sorun vardı. Birincisi; anlattığı olay örgüsü benimkine o kadar çok benziyordu ki, bir trol olmasından şüphelendim. Ama çevremdeki insanlara telegram etkisiyle beni sinirlendirecek şeyler söyletilebildiği ihtimalini aklıma getirerek hemen karar vermedim. İkinci sorun ise hanımefendinin telegramın beyin üzerinde yarattığı etkilerden haberdar olmaması. Yani olayı mafyatik bir komplo sanıyordu.  En sonunda yüz yüze görüşmeye karar verdik.

Fakat kararı almamızdan bir gün sonra hanımefendi birdenbire telegram diye bir şeyin varlığını kabul etmediğini, kimsenin zihnine girmediğini söyleyerek Facebook’tan olay çıkardı. Beni de komploculardan biri olmakla suçladı. Ben hala temkinli davrandım ve sakinleştirmeye çalıştım. Ama sonra kendisi Ş.E. ile ilgili çelişkili ifadeler kullandı. Konuşmamızın başında onunla yüz yüze tanışmadığını söylerken, sonlara doğru ondan “Hergele, Ciğerini bilirim ben onun” gibi samimi sözlerle bahsetmeye başladı. Bu çelişkiyi belirtip Ş.E. ile ilişkisini açıklamasını istedim. Bunu söylediğim anda daha fazla öfke nöbetine kapıldı. Bu sefer de olayın öfke patlaması olmasından çok geçiştirme çabası olduğundan şüphelendim. Profilin trol olma ihtimali kafamda ağır basmaya başladı. Gerçekten mağdur olma ihtimaline karşı güzel bir mesaj atıp durumu özetledim. Son verdiği cevap ise gerçekten çok ilginç: “Feyyazcım sen beni anlıyorsun ben de seni anlıyorum bence.” Aynı zamanda konuşması sırasında benim eski dosta dair fikirlerimi işittiren bazı imalar da yaptı.


Güncel not: 

  1. Hanımefendiden sonra görüştüğüm sayısız mağdurla beraber fark ettim ki; size benzer şeyler söylemeleri profilin trol olmasından değil, telegramın yaptığı kitlesel zihin kontrolünden kaynaklanıyor. Hani bahsetmiştim ya saat gibi işleyen bir düzenden, mağdurların çevresindeki insanların onları takip ettiklerinden şüphelenmesinin bundan kaynaklanmasından… O sebepten işte… Bir şekilde mağdurların yapacakları eylemler ve söyleyecekleri sözler birbirlerininkiyle benzeştiriliyor. Ayrıca o sinir bozuklukları ve sorulan soruya cevap vermeme gibi durumlar pek çok mağdurda da mevcut ve zihin kontrolünden kaynaklı olması yüksek ihtimal…
  2. Günlüğün tarihinden bu yana benimle doğrudan birini hedef göstererek konuşan pek çok kişi de oldu. Özellikle Emniyet’e ve Emniyet’ten bazı kişilere yönelik iddialarıyla bir diğer hanımefendi gerçekten ilgi çekici ifadelerde bulundu. Onlarla da bu meseleyi irdelemeye çalıştım fakat bir süre sonra ya Facebook hesapları kapandı. Ya da eskisi gibi ulaşılamamaya başladılar.

Günlüğe devam:

Kendisiyle perşembe konuştuk. Perşembe akşamı uyuyana kadar telegramcı ruh hastaları bana onunla ilgili aşağılayıcı imaları ve fantezilerini iletmekten geri kalmadılar tabii… Bu heriflerin cinsellikle ilgili çok ciddi sorunları var. Dışarı gidip hayatını yaşamak varken neden insanlara böyle şeyler yapıyorsun be koçum?… Kim bilir kaç milyon dolarlık aletler onlar. Altlarına yattıklarınız bir bilseler onları niçin kullandığınızı...

Uzun lafın kısası, bu olay böyle geçip gitti. İnşallah gerçek bir mağdur değildir de kendi kendini yemeye devam etmiyordur.

Son konu da şu: Siber istihbaratla ilgili yazdığım bir yazı sırasında telegramcılar kafamda “eğlenceli” gibisinden konuşmalarla nabız yokladılar. İki odalık sosyal hayatlarında Amerikan hacker filmlerini izliyorlar. Kurbanların kafasına böyle şeyler göndererek “cool” olduklarını sanıyorlar. Kendi dünyalarının kralı ezik narsistler.

Şimdilik bu kadar. İşkence bitene kadar günlüğe devam..

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

2 Replies to “5 Şubat 2017 saat 06:05 – Telegram sebebiyle uykusuz geçen bir gece…”

  1. yoldan çıkmış şımarık istihbaratçılar iddiası beni hiç bir zaman ikna edemedi. sitenizi güncelleyip sorduğum soruları cevapladığınızda (ip adresimizi siteniz kaydediyor mu, yorumlar üçüncü kişilerce görülecek mi… vs.) yani kendi güvenliğimden emin olduğumda daha fazlasını yazabilirim. ama bu işi emniyetten, istihbarattan, ordudan yoldan çıkmış bir kaç kamu görevlisine bağlamak yanlış. zihin kontrolü taciz sistemi “en tepeden” hatta onun da üzerinde bir otoriteyle yurt dışından yönetiliyor. türkiye’deki medyanın olaya tam dahli, katkısı, işbirlikçiliği mevcut. küçük bir olay anlatayım: fatih altaylı ile salih mirzabeyoğlu arasındaki “şişe savaşları” ertesinde mirzabeyoğlu altaylı ile alakasız görünen bambaşka suçlamalarla (terörizm, suikast) hapse atılmıştı. sonra hapishane hücresinde kendisinin telegram adını taktığı zihin kontrolü işkencesi başlatıldı.
    zihin kontrolünü kanıtlamak imkansıza yakın. bu yüzden soyut zihin kontrolü yerine somut olana gang- stalking’e odaklanılırsa savcıya maddi bir kanıt sunulabilir.
    bir de not: cinayet çözme iddiasındaki yüksek reytingli bir tv programında şüpheli durumundaki konuklara bile telegram uygulanıyor. bunu kanıtlamam şu aşamada mümkün değil. bu yüzden yasalar onların yanında. bunu yaptıklarına dair kanıt sunamayacağım için iftiracı durumuna düşerim. ama zamanı gelince gerçekler ortaya çıkacaktır.

    1. Sayın beyefendi/hanımefendi;
      Ben telegram zihin kontrol işkencemi bu blog’ta yazarak bilgilendirme yapıyorum. Herhangi bir kuruluşla alakam yok, hele ki istihbaratla kesinlikle alakam yok. Zihin kontrolünü fark etmeden önce benzer konuları komplo teorisi deyip geçen, görüp görebileceğiniz en ilgisiz insanlardan biriydim yani.
      Eğer ki görüşmek istiyorsanız tamamen sıradan bir insanla görüşmüş olacaksınız. Konuşmalarınız, isminiz, bilgileriniz kesinlikle ve kati suretle isteğiniz dışında sitede yayınlanmaz belirttiğim gibi. Ben sıradan hayat yaşayan kobay bir mağdurum, hepsi bu.
      Lütfen söyleyeceğiniz bir şey varsa bir an önce bana özel kanallardan ulaşın ki bana bu tarz sorular sorup durarak kendi üzerinizde daha fazla şüphe yaratmayın.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *