30 Ocak 2017 saat 02:56 – Telegramın herkese uygulanması ve fikir üretme yönümün tahrip edilmeye çalışılması hakkında…

En son yazdığımdan beri telegramcı ve itlerine yönelik faaliyetlere devam ediyorum. Bakalım neler olacak…

Muhtemel saldırı ve tacizler aşağı yukarı aynı. Ama belirtmek istediğim iki durum var:

  1. Facebook’ta ve çevremde telegram hakkında yürüttüğüm faaliyetlerden sonra anladım ki; geçen süre içerisinde herkesi çok fena zihin kontrol mağduruna çevirmişler. Daha doğrusu; bu olayı fark ettiğiniz zaman sadece ismen zihin kontrol mağduru oluyorsunuz. Yoksa Normal hayatınıza devam etseniz dahi telegramın etkisi altındasınız. Arkadaşlarımın farkında olmadan telegramcının sinir olduğumu bildikleri konulara, meselelere odaklanmaya çalışması. Çevremdeki insanların zihinsel manipülasyon ve sanal ortamın etkisiyle ilgisiz gözükmesi gibi. Aynı şekilde eski tanıdıklarım bile muhtemel senaryo düşünülüp çoktan etki altına alınmış. Bu, doğrudan zihinlerine yapılan bir müdahale sebebiyle de olabilir, hareketlerinin takip edilmesiyle yapılan yapılan “yapay kader” ile de. Emin değilim…
  2. İkinci durum ise benim durumumla ilgili: Aylardır kendimi %100 vererek müzik dinleyemiyorum. Evet; çalışma saatlerinin dörtte üçünde müzik dinleyen, bütün ilham verici yazılarını ve çalışmalarını müzikle çıkaran ben; telegram işkencesinden beri sigaramı yakıp ağız tadıyla şarkı dinlemeye hasretim. Aslında bu; hafif derecede parçalanmama sebep olan etken oldu. Ne zaman müzik dinleyip içimi dökmeye kalksam mutlaka dikkatimi dağıtacak ya da beni sinirlendirecek bir tacizle karşılaşıyorum. Genelde çevreden yapılan şeyler ve doğrudan zihnime gönderilen voice to skull’lardan oluşuyor. Fikirlerimle, düşüncelerimle ilgili bir şey yazdırmıyorlar. Özellikle sosyo-ekonomik adalet konusunda konuşmayı bırakın, düşünmeme bile tahammülleri yok. Düşüncenin tomurcuğunu dahi yok etmeye çalışıyorlar. Ama bu sorunu aşacağım. Dedim ya o korkakların işi düşünen, hayal kuran ve uygulayan insanlarla diye… Hayal gücümü ve fikirlerimi geri alacağım. Onları da kuruldukları yerden isimlerini adalet önünde bir bir ifşa ederken yapacağım bunları…

Ayrıca cumartesi günü (dün), gelecek hafta şevkle çalışacak olmam onları hayli rahatsız etmiş olacak ki bütün gün şiddetli baş ağrısı çektim. Dinlenmeden bir dahaki haftaya başlamam için…

Benim fikirlerimi değiştirmeye çalışırken bir yanda başımı ağrıtıp ekmek parama engel olan, bir yandan da kafamın içinde “Bana ne.. Zengin olmak suç mu?” diye soran telegramcı bir oğlancıyla yaşıyorum…

İnanın şimdiye kadarkilerden en acı verici işkencelerden biriydi. Bu fare deliğinden ona buna bulaşarak, yasa dışı deneylerle istediğini elde etmeye çalışan hissiyatsız, hormonsuz evlatlarını görünce her şeye rağmen köleliğin var olduğu, hükümdarın sırf tipinizi beğenmediği için sizi öldürebilme yetkisinin olduğu çağları düşünüp, ilk defa 21. yüzyılda yaşıyor olmama sevindim. Düşünsenize bu şımarık, eziklikten kaynaklı Tanrı kompleksine sahip hasta ruhluların yönetim kademelerinde olduklarını…

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *