3 Şubat 2017 01:51 – Telegramın beni geçmişe ve özel meselelere çekmeye çalışması..

Telegram işkencesinde 2 günlük periyodu daha geride bıraktık. Aslında bunu eskisi gibi katlanılmaz bulmuyorum. Yani belli başlı noktalar. Hepsi rutine bağlamış bir makine gibi. Ama sonuçta aynı hapis devam ediyor. O günlük rutinler şöyle bir kenarda beklesin. 2 gün boyunca son derece kayda değer saldırılar oldu.

Dün (2 Şubat) spora gittikten sonra yazılar yazdığım sıradan bir gündü. Facebook sayfasına troll olduğundan şüphelendiğim bazı mesajlar geldi. Onları cevaplayıp işimi bitirdim. Gece yattığımda şu saldırılarla karşılaştım:

  1. Telegramcı, tek aşkımla ilgili ileri geri sözlerde bulundu. Bu sefer aşağılayıcı, cinsi sapıklık içeren magandavari sözler yerine “Onunla görüşemezsin. Geçmişte de görüşmemeni biz sağladık. Onu kendime saklıyorum.” gibi daha tahrik edici konuşmalar gönderdiler.
  2. Geçtiğimiz aylarda yazıştığım bir kız ile ilgili birtakım sözler söylediler. Benim onun hakkındaki izlenimlerimin tekrar bana söylenmesinden tutun da başka şeylere kadar…

Bugün de ağır bir yazı ve araştırmalar dizisi ile geçti. Gün içinde doktorun gönderdiği konuşmalardan sonra neden bunları yaptıkları anlaşıldı. Eskilerden kalan zihin kontrolüne dikkat çekip beni o meselelerde boğmaya çalışıyorlar. Malum böyle ciddi adımlar atmaya başladım ya… Böylece hem onunla ilgili söylenen sözlere sinirlenecek, hem de “eski dost” olarak nitelendirilen kişiye yönelik kontrolsüz davranışlarda bulunacaktım. Tabii size eski dosttan hiç bahsetmedim. İleride toplu olarak yazacağım. Zaten o bana her gün yazmaya, tehditler savurmaya devam ediyor.

Ortaya çıkan bir diğer durum da telegramcının kafamda tek aşkımın yerine geçmeye çalışarak dalga geçmesiydi. Bana benimle o konuşuyormuş gibi bazı sesler ve resimler yolladı. Normalde çevredeki öfkelendirecek imalarla benim buna kendi kendime kapılmamı bekliyorlardı herhalde. Normalde telegramcı öyle doğrudan konuşmaları, “Onu kendime saklıyorum.” gibi doğrudan tahrikleri nadir kullanır.

Ayrıca evet; bundan yıllar öncesinde onların zihin kontrolleri ve manipülasyonları sebebiyle dilediğim kader gerçekleşmemiş. Yukarıda bahsi geçen herkesin irili ufaklı bunda payı var. Sanki ben aksi şeyler düşünecekmişim gibi benim o zayıf noktamla oynamaya çalışıyorlar…. Bu konuyu fazla irdelemeyeceğim şimdilik. Sadece “Alma mazlumun ahını…” deyip geçiyorum.

Bir diğer önemli olaysa mağdurlar ile yazışmalar sırasında oldu. Facebook’tan mağdur olduğunu söyleyen bir bayanla konuştum. Bana çektiği çileleri o kadar ayrıntılı bir şekilde anlattı ki. Anlattıklarının hepsi tipik bir sıradan kobayı canlandırıyor. Hem de telegramla ilgili çok bilgisi yok. Yani anlatımı son derece doğal. Konuşmasında bazı şeyler telegram nedeniyle olmuş gibi gözüküyor ama yine de kendisinin zihin kontrolüne dair şüpheleri var. Ayrıca trol olma ihtimalini gözardı etmiyorum tabi…

Aynı zamanda bir diğer muhtemel telegram mağduru arkadaşım Y. ile konuştum. Ben bu siteyi açtıktan bir süre sonra bana bariz telegramla ilgili olan bazı şeyler anlattı. Telegramcı Y.’ye rüyalarında her gece babasının cenazesindeki anıları an be an gösteriyormuş. Ama öyle üzüntü ve özlem kaynaklı hayal meyal bir rüya değil. Film şeridi gibi, anormal bir şekilde.

Birkaç gün geçti . Bugün bile şaşırtan bir haber verdi: Bir iş arkadaşına benim Telegram hakkında söylediklerimi anlatmış. O da aynılarını, benim söylediğim belirtilerin bire bir benzerini kendisinin de yaşadığını söylemiş. Benim doktor dediğim kişiye o profesör diyormuş. Arkadaşın adı da E. imiş. E., benim bir blog yazarlığında kullandığım bir rumuz… O arkadaşlarla farklı illerde olduğumuzu da belirteyim.

Tam bunların olduğu saatlerde T. aradı. Eski dost buna mesaj atmış. “Feyyaz nelerle uğraşır olmuş? Çok üzülüyorum ona. Psikolojik rahatsızlığı olmasından şüpheleniyorum. Maddi sorunları da hiç dert etmesin. Bana cevap vermiyor ama sen ona iyi bak. Doğa gezilerine götür bol bol.” diye ajitasyon yapmış. Sonra bir de Facebook’tan abimin numarasını istemiş. Etrafa bulaşıp böyle bir izlenim bırakmaya mı çalışıyor ne yapıyor anlamadım… (Düzenleme: Yazıyı naklettiğim 8 Mayıs’tan öncesinde kendisi T.’nin tatmin edici cevap vermemesi üzerine onu da tehdit etmiş, yakın arkadaşım G.’ye de benim hakkımda “paranoid şizofreni oldu galiba” gibi teşhisler eşliğinde sorular sormuştur.)

Olayların hepsine bakacak olursak; bu kader çizgisi meselesinde, kukla oyununda gerçekten çok daha büyük şeyler var. Aylardır bütün bu benzerlikler, saatler, vs. olaylar keskin manipülasyonlarla ayarlanmış şeyler değil. Uzun vadeli bir toplum inşası resmen…

Bütün bunlarla aynı zamanda doktorun “Yaptığın her şeyi biz zaten yapacağını biliyorduk. Şu anda yaptıklarını da biz yönlendirdiğimiz için yapıyorsun.” izlenimi vermeye çalıştığının farkındayım. Ama yemiyor artık…

 

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *