21 Şubat 2017 – Rutin süreç ve depolanan hafızam hakkında

Günlüğe son yazmamın üzerinde epey zaman geçti. Daha doğrusu yazmaya ihtiyaç duymadım.

İşkenceden yana eksilen bir şey yok. Hepsi aynı devam etti. Eğer hem çevredeki oyunlara ve tacizlere, hem yapay kader meselelerine yakalansaydım yine tam bu olayın içinde buluverirdim kendimi. Ama hem maddi zorunluluktan kaynaklanan yeni uğraşlar, hem de her geçen gün telegram ile ilgili daha fazla kişiyle etkileşimde bulunmam, daha çok icraat yapmam sebebiyle olacak ki bunlar her geçen gün azalıyor.

Dürüst olmak gerekirse şu zaman diliminde telegramcıların da durumu düzeltmeye çalıştıklarını hissettim. Yani bazen bana öyle geldi. Ta ki bugüne kadar. Bugün hem sporda, hem beraber çalıştığım insanlar vasıtasıyla en çirkef yöntemlerle baskı yapmaya çalıştılar. Bu arada; çirkeflikten kastım doğrudan zihninize ses gönderilmesi. Çevredeki oyunlara aldırmadığınızı fark eden telegramcı en sonunda “Nasıl takmaz ya. Ver şu mikrofonu.” dercesine beyninize ses yollar.

Aslına bakacak olursanız şu anda beynimin içini ve tüm mahremimi görüyor olmaları, hafızamın tüm çıplaklığıyla ellerindeveri halinde bulunması ve en azından 4-5 yıllık yaşantımın onların kobayı olarak geçtiğini fark etmek dışında değişen bir şey yok. Zaten beni o kısır döngüye yaklaştıran şey genelde geçmişten kalan bir zaafım oluyor. Onun ışında taşıdığım düşüncelerden, bu düşüncelerin kaynaklarından ve insani faaliyetlerimden herhangi bir çekince duymuyorum. Fakat telegramcılar ortaya çıkana, en azından onlardan kurtulduğuma emin oluncaya kadar hayatımı normal bir şekilde devam ettiremeyeceğime dair yemin ettim. Kimseyi bu bataklığa süremem. Kimsenin zihnimi, insan haklarını ve mahremini o ruh hastalarına sergileyemem. Böyle bir şeyin var olduğunu bildiğiniz halde etrafınıza belli etmemenizin sizde yaratacağı yükü ve aşağılanmayı tahmin edebiliyor musunuz?

Şimdilik hafif dozda gezginlik, yazarlık gibi meslekleri sürdürüyorum. Yakında inşallah tam zamanlı mesleklerin olacaklar. Ha, bunlar dışında gelecekten çok ciddi bir beklentim yok zaten. Ama dedim ya; benim hesabım zihinsel-manevi dünyamı paramparça edip bir oyuncağa çeviren o şımarıklarla ilgili.

Hatta çelişkiye bakın: Son yazdığımdan beri geçen 10-12 gün boyunca yapılan tüm tacizler geçmişe yönelikti. Hafıza merkezinden bulabildikleri tüm hassas anılara ve tabii ki dünylar tatlısına…

Buna sevinç, üzüntü, keder, neşe, komedi, her şey dahil. Amaçları bunu bildiklerini belli etmek. Çevremdeki oyunlar, konuşmalarla tacizler, en kötüsü de rüyalar…

Size bir yazı halinde hafızamın nasıl şartlandırılarak çocukluk anılarıma kadar her şeyi kontrol dışı hatırlamaya başladığımı ve bunu nasıl depoladıklarını anlatacağım.

En azından bir süreliğine onun ve kendimin iyiliği için ne olursa olsun, hem onların saldırısı, hem de beynimin savunma için yarattığı utanç verici semboller bakımından, aldırmadım. Evet, kinimi depoluyorum. Biriktirirken de defalarca yerleri yalamayı göze alıyorum.

Aynı şekilde diğer anılarımla bağlantılı olan şeyler için de geçerli bu. Var olan bir şeyi değiştiremem. Ama bir denek olarak verilerimin saklandığı o binanın basılıp, içindekilerle beraber yok edilmesini sağlayabilirim. Tabii bu esnada onlara yeni verileri de sunmayacağım.. Geçen her saniye, tıpkı bir çatlaktan giren suyun zamanla yolu çökertmesi gibi, kendi çöküşlerinin bir süreci olacak!!…

Duydun mu lan a….. doktor? Bunları okurken sadece sırıttığını ve aradaki farktan, mesafeden dolayı güldüğünü biliyorum. Ama çevrendekilere belli etmek istemediğin normal insani yönünün içten içe seni nasıl ürküttüğünü, korkuttuğunu, geleceğe dair bir endişe oluşturduğunu görmek için o makinelere ihtiyacım yok benim. Saldırılarınızdan sonra akrabalarınıza, gelmişinize geçmişinize ettiğim çaprazlama küfürlerin ağırlığı altında diğer subyancı çete arkadaşlarınızla birbirinize nasıl “ehehehe ehehe” gülüşleri yaptığınızı, Türk lugatindeki en yaratıcı o küfürleri içine almak zorunda kalarak girdiğin vaziyetleri zihnimde canlandırabiliyorum. Ha; acaba siz beni bu insan halinden anlayan, duyguları okuyabilen yönüm sebebiyle mi kobay yaptınız? Bilemedim şimdi..

Hayal ettiğim bir sahne var. Hesap vermek üzere karşımdasın, mahkemede… Bütün yaptıklarınız, kullandığınız cihazlarla, size onları kullanmayı izin verenlerle beraber ifşa olmuş. Bana yapılanları anlatırken unutacağım tek bir işkence, unutacağım tek bir gün için dudaklarınız titreye titreye dua ediyorsunuz. Hakimin ağzından çıkacak yumuşatıcı tek bir harf için kucak dansı yapmayı bile teklif etmeyi düşünüyorsunuz.. Nasıl, beğendin mi?…

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

2 Replies to “21 Şubat 2017 – Rutin süreç ve depolanan hafızam hakkında”

  1. “Evet, kinimi depoluyorum. Biriktirirken de defalarca yerleri yalamayı göze alıyorum.”

    NEREDEN BİLDİN?
    Çocukluğuna dair anıların depolanmasından bahsettiğin cümlelerin devamında, “DEFALARCA YERLERİ YALAMAYI GÖZE ALIYORUM.” cümlesini neden kullandın?
    O cümlende bahsettiğin tasvir, benim bir çocukluğuma dair bir anıma ait!
    Videolarında bahsettiğin bazı şeyler de, tarif ediş şeklin de, tepeden tırnağa; sanki yaşadığım o korkunç acıları biliyormuşsun gibi?
    NEREDEN BİLDİN?
    Yoksa sen de mi kobaylarla birebir iletişim kurmak için zihin kontrolü mağduru NUMARASI/ROLÜ yapan o zihin kontrolcülerdensin?!!!!
    Zaten facebook sayfandaki bağlantılarını, arkadaş gurubunu, ilgi alanlarını ve lise fotoğraflarını gördüm! Satanizme ilgi duyuyormuşsun gibi geldi beğendiğin sayfalardan. Lise fotoğrafının arkasındaki tahtada da satanist çizimler, pentagram falan vardı. Gittiğin lisenin kısa adı BAAL; yani o p.ç kurusu şeytani örgütlerin taptığı şeytani sözde tanrılarının adı! Eğer gerçekten bir zihin kontrolü mağduruysan; zaten seni satanizme yaklaştırarak amaçlarına ulaşmışlar! Suçluyu geçmişinde ara! Beyin haritanı kaydetmeleri için, sana yakın olmaları gerekiyordu! Arkadaşın ya da sevgilin kılığına girmiş ajanlar olabileceği gibi; bir otobüs yolculuğu esnasında kaydedilmiş olabilir zihin haritan; çünkü uyku esnasında da kaydetmeleri gerekiyor zihninin tam haritasını çıkarabilmek için! Beraber uyuduklarına dikkat et! Ama bence, sen zaten o zihin kontrolcülerle ortak iş yapanlardan birisin! Moleküler biyoloji ve genetik, elektrik ve elektronik mühendisliği… çevrende ne kadar çok var bunlardan! Üstelik, ABD bağlantılı! Eğer onlardan biriysen, bil bunu: ALLAH tuzak kuranların en hayırlısıdır! Ve ben, sadece ALLAH’a sığınıyorum sizden ve bağlantılı olduklarınızdan…..

    1. “Evet kinimi depoluyorum. Depolarken de defalarca yerleri yalamayı göze alıyorum.” cümlesini tamamen kendi hayatımdan yaptığım çıkarımlarla kurdum. Eğer ki “Zihin kontrolünü nasıl fark ettim?” adlı yazımı okursanız mağdurların yaşadığı anılarını başlarına gelen olayların birbirleriyle benzerlik göstermesi gibi şeylerin sürekli olduğunu fark edersiniz. Yani ben farkında olmadan sizin şüphelenmenize yol açacak bazı kelimeler kullanmış olabilirim. Sizi de bunlara şartlamış olabilirler. Anlayacağınız müneccim veya kahin gibi bir şeyi bildiğim yok…

      Yorumun geri kalan kısmında bu kadar kabalaşmamanızı dilerdim ama gerçek ve tedirgin durumdaki bir mağdur olma ihtimalinize karşı açık görüşlülükle yorumu yayınladım ve cevaplamaya devam ediyorum.

      Zihin kontrolcülerden biri değilim. Eğitim hayatı bunlar yüzünden yarım kalmış, 24 yaşında bir zihin kontrol mağduruyum. Olayların daha 1 sene öncesinde farkına vardım zaten. Öncesinde böyle şeylerin varlığından haberim bile yoktu. Tamamen alakasız işlerle ilgilenirdim yani.

      Satanizme ilgi duyduğum gibi bir şeyi nerden çıkardınız onu anlamadım ama suçlamanızın sizin bu konulardaki araştırma seviyenizi gösterdiğini düşünüyorum. Şeytani şeylere tapmıyorum ve satanist değilim.. işi şüphede bırakmamak için bu kadarını söyleyebilirim. Pentagram çizim diye bahsettiğiniz şey hem metal müzikte hem de eski doğa felsefelerinde sıkça kullanılan bir semboldür.

      BAAL mevzusuna gelecek olursak; bildiğim kadarıyla BAAL Hıristiyan inancında şeytanlardan biridinin adıydı. Ya da öyle bir şey… Arkadaşlarımızla bunun esprisi sürekli olurdu bu ilginç tesadüften dolayı ama sizi temin ederim ki BAAL; Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi’nin kısaltılmışından başka bir şey değildir. O okula da herhangi bir tanıdık veya torpil ile değil, OKS’den yeterli puanı yaptığım için girdim.

      Ben satanizme yaklaşmadım. Zihin kontrolüne karşı adım sanım açık seçik bir şekilde mücadele ederek amaçlarının tam tersini yapıyorum. Ben ismimle çekinmeden bunları yapıp bir de sizi sorularınızı cevaplarken sizin de aynı açıklıkta ve özgüvende olmanızı beklerdim en azından…

      Çevrendeki insanlara bak kısmı ise tamamen bir muamma benim için. Şimdi iyi bölümlerde okuyan arkadaşlarımın olması mı suç? Onların o bölümlerde okuması mı sıkıntı? Bir genetik veya elektrik-elektronik ile böyle şeyleri nasıl birbirine bağladınız gerçekten hayret ettim… Sizin etrafınızda hiç mi böyle bir insan yok. Hadi bana ve çevreme güvenmiyorsunuz, sizin standartlarınıza uyan hiç mi bir mühendis, vs. tanımadınız?

      Son olarak; kendi ismiyle yayın yapan birine karşı zorbalık yapacaksanız lütfen bunu kendi adınızla aynı açıklıkla yapın. Siz beni onlardan olmakla suçluyorsunuz fakat onlardan olmadığınızı kanıtlayacak hiçbir şey sunmamışsınız. İsmi bile verilmemiş anonim bir yorum… EVET; EMİN OLUN BEN ONLARIN ADAMIYIM VE BURADA MÜSVEDDE BİR YORUM BIRAKAN SİZ BENİ FİŞLEYEN BİR KAHRAMANSINIZ. BRAVO SİZE!….

      Ayrıca; yok lise fotoğrafların, yok çevren gibi gibi şeylerle aba altından ne yapmaya çalıştığınızı rahatlıkla fark edebiliyorum. Eğer ki asıl siz onlardan biriyseniz; bu ucuz köylü çakallıkları ancak kandırdığınız, cahil bıraktığınız insanlara yer. Dikkatli olun…

      Eğer ki gerçek bir mağdursanız, yani haklı olarak şüphelerinizi belirttiyseniz bu söylediğim şeylerden dolayı mazur görün ve iletişime geçmekten lütfen çekinmeyin…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *