19 Haziran 2017 – Telegram zihin kontrolünü FETÖ mü yapıyor? Cumhurbaşkanı bile zihin kontrolüne maruz kalıyor mu?

Rutin olarak yapılan işkenceler O’nunla ilgili yapılan psikolojik tacizler, eski dostun yaptığı yoklamalar ve aba altından sopa göstermelerle geçti. Bu kısımda gün gün yapılan işkencelerin kaydından çok birkaç gün boyunca yapılan zorlamaların bahsini geçeceğim. Bu psikolojik tacizler daha çok gerçekleşerek olasılıkları beyninize sokmaları ve bunun üzerine düşünmeye zorlamalarından oluşuyor. Zaten bu öyle bir şey ki; “Ya şöyle böyle olursa?” diye size ait olmayan bir düşünce zihninize aktarıldığı zaman beyninizi engelleyemiyorsunuz. Düşüncenin onlardan olduğunu bilseniz dahi zihniniz otomatikman çözüm senaryoları üretiyor. Engelleyemediğiniz takdirde sizi günlük hayatın zorluklarıyla baş etmekten alıkoyuyor. Gereksiz kuruntuların arka planda çalıştığı bir ruh haliyle zaman geçirmenize sebep oluyor.

İlk önemli olay; uzun süredir konuşmadığım bir arkadaşımın benimle görüşerek telegram zihin kontrolü hakkında sorular sormasıydı. Hiç hesapta olmayan şekilde gerçekleşen bu görüşmede zihin kontrolünden önceden haberdar olduğunu, bu yüzden bana inandığını belirterek manevi destek verdi. Aniden ve eskilerden gelen bu destek moralimi epey yükseltti. İhtiyacım olan taze kanı verdi.

Tabii bu görüşmenin zamanlaması, vs. hususundaki yapay kader unsurlarından bahsetmiyorum bile. Durumu kendisine de anlattım. Yazma zamanının zihin kontrolünden ötürü manipüle edilmiş olabileceğini açıkladım. Burada da söylüyorum. Telegram zihin kontrolü bırakın yurt içini, yurt dışı dahil olmak üzere çok geniş bir coğrafyadaki insanların zihnini kontrol ederek bu kader unsurlarını yaratabiliyor.

Kayıt altına almaya değer bir diğer akıl oyunu ise iki gün boyunca sistematik olarak “Burada bayan var.” “Bayanlar da seni izliyor.”gibi seslerin zihnime gönderilmesiydi. Ama öyle böyle değil, iki gün boyunca neredeyse saat başı zihnime bu cümleler gönderildi. Sanırım geçen yazımda yazdığım mahremiyet ihlali konusu sebebiyle yaptıkları bir rencide etme denemesiydi. Sonradan benim verdiğim cevaplar neticesinde sustular zaten.

Onun dışında fakirlik, sosyal adalet konularında da tacizler devam etti. Her zaman yapılan tacizlerin yanı sıra bunu zihin kontrolüyle birleştirmeye de çalıştılar. Mesela; tahminen 7-8 yıldır zihin kontrol mağduru olmamı hatırlatarak ve o zaman zarfında yaptıklarını, maruz kaldığım şeyleri ve kendilerinin bir eli yağda bir eli balda olmasını ima ederek benim çektiğim şeyler için “Normal şeyler bunlar. Herkes öyle. Hayat zor ya ne yaparsın.” şeklinde sözler sarf ediyorlar. Sizin zihninizde, sizin hatıralarınızı gözünüzün önüne getirerek, onların sebep olduğu şeyleri “Hayat zor.” gibi normal gözüken şeylerle gündeminize getirerek çıldırtma çabaları… Bir de yaş muhabbeti yapıyorlar tabii.. Daha önce de bahsetmiştim bundan. “Buradakiler bilmem kaç yaşında, biz bilmem şunları bunları yapıyoruz, siz bizim için sadece birer kobaysınız. Pazar malısınız. Hiçbir zaman normale dönemeyeceksiniz.” gibi tacizlerle gurur kırıcı, aşağılayıcı senaryolar uyduruyorlar.

Bir elin yağda bir elin balda olmasını bıraktım; asıl hayvan gibi büyüyenin mağdurlar değil de sen olduğu, babanın cebine sıkıştırdığı harçlıklarla çocuk baktığını sanıp sağa sola g.tünü vermekle meşgulken, ananın da eve sana sevgiyle bakacak devlet terbiyesi almış amcaları doldurduğu ne kadar belli… İlgi görmemişliğini bastırmaya çalıştığın, zengin depresyonu ürünü olan zihin kontrol makineleriyle kendi gençliğini de, geleceğini de mahvettin. Hele ki hayattan zevk almaktan başka gayesi olmayan insanlara bulaşarak bunu iyice garantiye aldın. Ne çektin, ne vardı da bu kadar kendini adadın bu Nazi doktor özentiliğine, yazık ettin kendine be çocuğum… Biz fakirler n’apalım o zaman?.. Sen bunu yapıyorsan, bizim dünyayı dümdüz etmeye hakkımız var demek o zaman.. Yalansa yalan de… Sen benim gözümde sadece ıslah olma ihtimali olmayan, kamu yararına hiçbir faaliyeti bulunmayan, çevreye zararlı, şanssız ve bir o kadar gerizekalı bir çocuksun. Yaşın başın kaç hiç fark etmez. Daha dünkü çocuksun, dünkü b.ksun. Hiç kimse tarafından müsamaha görmeyeceksin. Keşke bu kadar kasacağına derdini anlatan bir arkadaşın olsaydı, o makineleri kullanmayı öğrendiğin kadar aşık olmayı öğrenseydin. Gençliğini harcamadan seni süs köpeği gibi yetiştirdikleri o kalıplardan bir kere çıkmayı becerseydin. Keşke seni TÜBİTAK ve uluslararası projelerde, üniversitelerde saygı gören, tıpta, vs. branşlarda mucizeler yaratan, saygı duyulan bir hoca olarak bilseydik. Sen şimdi zaten birincisini çar çur etmişsin, bu saatten sonra ikinci bahar şansı da zor senin için… Ben belki ömür boyu mağdur olarak kalırım ama hep bu konular üzerine çalışırım ve ruhum temiz bir şekilde ölürüm. Ama senin gibilerin işi yaş. Üzülüyorum sizin gibi hayattan zevk almanın ne demek olduğunu ne aileden, ne çevreden edinebilmiş çocuklara… Hatta asıl, ifşa olduğun zaman ne iş yaptığını bilmeyen çevrenin haline, taşıdığın soyadının yaşayacağı vahamete üzülüyorum…

Son olarak bütün bu “Burada bayan var. Zengin var. Genç var.” muhabbetleriyle beraber beni dinleyen, işkence yapan kişilerin etrafımda bulunduklarına, beni uzaktan izlediklerine dair paranoya yaratmaya çalıştılar.


Zihin kontrol çetesi FETÖ’cü mü? Cumhurbaşkanı dahil herkes buna hedef mi?

Bu başlıkta anlatacağım muhabbetler biraz daha ilginç. Aslında çoğu tahmin edilebilir şeyler de kafa karıştırmaya çalıştıklarında daha salak oluyorlar.

Taa Salih Mirzabeyoğlu’nun hapis yattığı dönemlerde var olduğu söylenen Dost Tarikatı, İhsan Güven’in öldürülmesi gibi konular üzerine okuyup düşündüm birkaç gün. Sonra teknik konularla ilgilenmeye başladım. Dost Tarikatı ve zihin kontrolünün Türkiye’deki macerası askıda bekledi. Bir iki hafta geçtikten sonra duş alırken yine beynime o görüntülü sesli sinyallerden birini gönderdiler. Oyunlarda mavinin sizi takımı, kırmızının düşmanı göstermesine istinaden; “War Robots” oyunundaki mavi renkli robotların simgeleri eşliğinde “Dostuz biz dost!” şeklinde bir mesaj geldi. Bu; zihin kontrol işkencecilerinin kullandıkları sembolizmin en canlı örneklerinden biridir. Tek bir renk, resim ve kelimeden 4-5 farklı anlam çıkabilir. Sizin zihninizde ağır basan duruma göre sonradan bu oyunu devam ettirirler. Burada tahmin edeceğiniz gibi “Dost” derken bir tarikat, oluşum, güçlü bir gruptan söz ederken aynı zamanda kelime anlamını ve mavi kuvvetleri kullanarak “Biz senin dostunuz.” düşünce tohumunu da ekmeye çalışıyorlar. Bir de bunu bütün her şeyimin bilindiğine dair bir imayı da barındırması için duş alırken gönderiyorlar. Boşuna demiyorum ergen mafya özentileri diye… Parası milyar dolarlar, el bebek gül bebekliğin bini bir para; iki bölüm Kurtlar Vadisi izlemiş gelmiş satmaya çalışıyor sağda solda…

Bu benle dost olma, bana yardım etme, hatta bir zihin kontrolcü olma gibi düşünceler zaten apayrı bir konu… Son zamanlarda aldığım kararlar neticesinde tıpkı yazının başında dediğim “Ya şöyle olursa?” gibi olasılıklar üzerine düşünmeye zorlamalarının bir parçası.. Yani haberiniz olsun; arada sırada zihin kontrol uzmanı olmak isteme ihtimalini sorguluyorlar..:))

Tabii bende tarikat, mafya anlamı ağır bastı ve birkaç gün bu olay aklıma düştü. “Dost Tarikatı hala mevcut mu?”, “Yeni Dünya Düzeni’nin, dünyayı yönetmek isteyen zenginler kulübünün bir parçası mı?” “FETÖ mü?” gibi soruları düşündüm. Türkiye’deki iş birlikçilerin FETÖ’nün can çekişen kırıntıları olduğu da söyleniyor çünkü… Şahsi fikrim olarak FETÖ; oradan ABD, CIA, DARPA, NSA, vs.’ye kadar uzanabilecek Türk-Amerikan müttefiki gizli oluşumların bir parçaları olduğuna kanaat getirdim. MİT’in bu konudaki payını, nüfuzunu, ağırlığını bilemeyeceğim. Zaten aradan 3-4 gün geçtikten sonra oyun oynarken yine bir ses göndererek “Tarikat.. Sen ne anlarsan artık” şeklinde bir yorum daha yaptılar. Sonuç olarak; ABD ve NATO müttefikliğinin ürünü olarak batıdan ülkemize gelen bu teknolojinin, batılı gizli odaklarla iş birliği halinde olan Türk gizli odaklar tarafından kullanılıyor olması %99 ihtimal… Ama Dost Tarikatı olur, ama Ergenekon olur, ama FETÖ olur, ama ZETÖ olur. Telegram yıllardır yerinde sabit duruyor. Önemli olan oluşumlar değil, o makinenin, o teknolojinin ifşa olması…

Hatta üzücü ama bir kadar da iddialı bir şeyi de burada söyleyeceğim. Geçtiğimiz günlerde helikopterin “Elektrik tellerine çarparak” düşmesi sonucu şehit olan komutanlar için “Biz yaptık.” diye çekinmeden söylediler. Ya bizzat kendilerini ya da FETÖ’yü kast ettiler. Her türlü telegramcıların eli kanlı birer katil olduğunu bir kez daha ıspatladılar… Aynı şekilde “Devlet büyüklerine bu uygulanıyor mu yoksa korunuyorlar mı?” gibi şeyler düşündükten sonra da cumhurbaşkanına bile uygulandığını söylediler. Eğer doğruysa “Sonumuz hayrolsun.” dan başka bir şey söyleyemiyorum. Eğer yanlışsa “Vay halimiz. Bu kadar da mı değerimiz yok?..” deyip geçiyorum.

Bu meselelerin etiği, mahremiyet ihlali gibi konular üzerinde spor yapmaya giderken düşünürken de “Oğlum sen bak keyfine.. Burada ünlülerin, iş adamlarının, bakanların neleri var bir bilsen.” şeklinde bir cümle gönderdiler. Telegram zihin kontrolünün tüm topluma, en güçlüler de dahil olmak üzere herkese uygulanmasının en bariz anlatımlarından biri oldu bu. Hoş, canlı yayınlarda bile zihin kontrolünün etkilerini gözlemleyebildiğimize göre, dünyadan haberi olmayan bu güruhun oyuncak olması işten bile değil... Daha öncesinde de uyumaya çalışırken “Biz buradan bir çıksak var ya ohooo; bütün Türkiye öyle bir kokar ki…” dediler. Kokmayı kirli çamaşırların ortaya çıkması, ünlülerin, güçlülerin tüm şantajları, sır kalması gereken bilgileri eşliğinde yedikleri nanelerin ortaya çıkması anlamında kullanıyorlar. Tabii telegram ifşa olduktan sonra bir de orada depolanan Terabayt’lık verilerin mevzusu var.  Sadece mahrem hayat değil. Başkalarına söylenmeyen düşünceler, hafıza verileri dahil… Batan geminin malları hesabı. Neyse…

Evet, kaçacak hiçbir yerimiz yok. Düşüncelerimiz, beynimiz, karakterimiz, banyomuz, tuvaletimiz, seks hayatımız dahil onların gözetimi altındayken onlara karşı çalışmamız gerekiyor.

Ha bir de; akşam vakti yaptığı işkence-dalga geçme seanslarından birinde telegramcı, ama gerçekleşme, ama bir günlüğüne psikolojimi toparlama gayesiyle üç kehanette bulundu. Şunları söyledi:

1)Bizden kurtulacaksın.

2)Biz ve bizim gibilerin çok başını ağrıtacaksın.

3)Genç yaşta öleceksin.

 

 

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *