16 Ocak 2017 saat 02:53 – Kendime ayırdığım bir güncükte bile telegramcının kafamdan ayrılmaması

Olağan bir gün dışında pek bir şey yok. Yarın bütün gün evde oturacağım. Telegram da rahat bırakırsa tabii sağlam bir kafa dinleyeceğim. Doktorun “Bizi kapat. Görmezden gel.” telkinleriyle beynime eş zamanlı olarak ses gönderme tacizleri birkaç kere oldu.

Bütün bunların farkına varmasaydım ne olurdu? Hayatım daha mı güzel olurdu diye düşünmeden edemedim. Çevremin sarılı olduğu ve geceleğe yönelik konumum düşünülürse dünyadan haberi olmayan, genç yaşından beri manipüle edilmiş; büyük ihtimalle daha rahat durumda ama hiç sorgulamayan, telegramcıların yüzüme karşı pohpohlarken arkamdan dalga geçtiği bir zombi olarak yaşayacaktım. Bir de yanıbaşımda oturan, benimle sohbet eden kişinin akşamları beynimin a… koyan kişi olduğunu bilmeden hayatıma devam edecektim tabii..

Zaten bundan önce aldığın kararlar telegram ve siberden haberim yokken yaptığım şeylerdi. Sonradan herhangi bir fikirde etkileri oldu mu diye defalarca üzerinden geçtim hayatımın, olmamış. Sıkıntı yok yani…Ayrıca bütün bunlardan o zamanlar haberim olmadığı için karşılaştırma yapılabilecek şeyler de değiller. O zamanki şartlar farklı şimdiki şartlar farklı. Geçmiş hakkında “Ben olsaydım şöyle yapardım. Aslında şunu yapsaydı keşke.” gibi yorumlar yapmak her zaman daha kolay olmuştur bizler için.

Olayın sonucu nereye varırsa varsın. Herkesin borçların ötesini düşünemediği dünyada bencil, zalim zenginlerin nelere sahip olduğunu bilmek; kapalı kapılar ardında neler döndüğünden, insanlardan saklanan ne tarz teknolojiler olduğundan haberdar olmak insana ayrı bir huzur veriyor. Bu huzur; beyinde hiçbir maddiyatın, hiçbir cinsel veya maddi zevkin yapamayacağı bir şey: Biliyor olmak…

Benim yaptığım çalışmalardan ve az önce bahsettiğim sözde bana özel iç hesaplaşmalardan bile haberdarlar tabii… Ama dediğim gibi; bence neler olup biteceğini onlar da bekleyip görmek istiyor. Büyük ihtimalle de her insanın kaderini tayin edebileceklerini düşündükleri bir kibrin içinde hapsolmuş durumdalar.

Ama ben kaç sene gerekirse gereksin, isterse yurt dışına taşınmam gereksin, nerede yuvalandığı meçhul bu gerçek hainleri ortaya çıkarmak için elimden geleni yapacağım. En önemlisi de; 20’li yaşlardan beri hayatımı düzene sokmamı ve girdiğim bir yerde istikrarlı gidişat göstermemi engellemek için seferber olan bu yasa dışı topluluktan hesabımı soracağım. Hem burada kalmamı sağlayıp hem de hiç risk almamama sebep olan; hayatımın dönüm noktası, beynimin denge merkezi olan ilk aşkımla ilgili her şeyi öğreneceğim. Bir deneyden ibaret olan yıllarımın hesabını bütün sorumlulardan sorup; hayat hikayemin aslını astarını öğreneceğim. 

Hemen şimdi düşülen bir not: İlk aşk ve hayat hikayesi gibi hassas konulara girince anında telegram saldırısı yedim. Yazacağım bazı cümleleri unuttum. Ettiğim yeminler sırasında da “Tabi tabi” şeklinde bir ses geldi doğrudan beynimin içine.. Bu da doktorun oyunlarından biridir. Geçmişim, hikayem ve daha yakınımdakiler hakkında düşündüğüm zaman nefreti kendisine çekerek işi teorikleştirmeye çalışır. Bazen de onları öne atarak kendisi rahat bir nefes alır. Sanki bende değişiyormuş gibi. Mal mk bu herif. Bu adamın diplomasını da görmek istiyorum. Ben bu cahil ve manipüle edilmiş halimle bu çözümlemeleri yapabiliyorsam… Sayın Doktor eş değer seviyede çözümlemeleri için o milyar dolarlık makinelere ihtiyaç duyuyor belli ki…:)))

16 Ocak saat 14-15 suları:

Evde yalnızım bugün. Oyunlar, kitaplar, araştırmalar ve PC başındaki özel zamanlarım olmak üzere vakit geçiriyorum. Doktorun kafa dinlemeye ve rahatlamaya çalıştığım vakitlerde bile geçmişe, eski defterlere dair cinsi sapıklıkları devam etti.  Zaten telegramın beni rahat bırakmayacağını geceden tahmin etmiştim.


5 Mart’ta yapılan ekleme:

Şimdi aklıma şu geldi de: Evde yalnız zaman geçirdiğim zaman bu konuların bana telkin edilmesi, benim onları kafaya taktığımı ve bunu bir duygu bozukluğunu andırırcasına telegram bahanesiyle sunduğumu falan göstermiyor. Akla böyle bir şey gelebilir, sakın ha… Alakası yok.

Belirttiğim şeyler gayet telegram işkencesi sınırları dahilinde, ben tamamen başka şeyler düşünürken ya da başımda güncel meseleler varken aniden kafama gönderilen unsurlardan oluşuyor. Yani neyin ne olduğunu ben ayırt edecek durumdayım, eminim birçok mağdur veya telegramla ilgilenen kişiler de anlayacaktır. Kafayı yiyor olsam kendi kendimin iyi olmadığını herkesten önce fark ederim, öyle de bir insanım…


Tam kendimi işe güce vermişken bu sefer de “İnsan içine çık.” diye telkin aldım beynimde. Telegramla “vocide to skull” yapıldı yani yine.. Sanki her Allahın günü dışarı çıkıp bir gün kafa dinlemek isteyen ben değilmişim gibi. Hadi bunu da geçtim, sanki dışarıya adım attığım ilk andan itibaren telegram tacizinin başladığının ve onunla beraber dışarıda vakit geçirdiğimin farkında değilmişim gibi… Ben yeni yeni şeyler yapacağım ki ortaya deney malzemesi çıkacak. Anlamıyoruz sanki dübürüne Amerikan bayrağı dikilmiş, deforme olmuş merdiven altı doktorunu...

Sen ve tüm itlerin; bu ülkede barınamayacak ve sizi kabul edecek kadar seviyesi düşen başka bir ülke bulamayacaksınız doktor. Bırak benimle uğraşmayı.. Merhametli yardım teklifin için sağol yine de…

Saat 17-18 suları:

Burada şımarık tanrıların kobay maymunları gibi acınası, zavallı bir yaşam sürmektense; gidip ormanın bağrında gerçek maymunlar gibi yaşamak çok daha mantıklı, onurlu ve eğlenceli olmaz mı?

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *