12 Mart 2017 saat 22:42 – Telegramı ıspat edebilecek çok önemli bilgilerle ilgili 3 gün

Günlüğe son yazmamın üzerinde uzun zaman geçti. Sebebi hem günlük hayatın yoğun olması, hem de önümüzdeki birkaç ay boyunca kontrol malzemesi çıkarmak için salıdan bugüne kadar çileden çıkaracak bir işkenceye maruz kalmam. Olaylar zinciri çok ilginç bir şekilde gelişti ve hiçbir ayrıntıyı atlamamaya çalışıyorum. Bu yüzden bu yazı biraz uzun olacak. Olaylar şöyle başladı: Ben hem kendi hayatıma devam edip hem de telegram ile ilgili araştırmalar yaparken isim yerine rumuz kullanan bir Facebook hesabı beni ekledi. Diğer mağdurlardan son derece farklıydı. Diğer mağdurların yazdıkları zaman kullandıkları cümleler şüphe çekici olabiliyordu. Ama yine de bunun toplum mühendisliğinin ve bir önceki yazıda bahsettiğim mağdurların konuşmalarının birbirine benzeştirilmesi olayının benzeri olabileceğini düşünmüştüm. Şimdiye kadar hiçbir mağdurla  yüz yüze görüşmek nasip olmadı. Bu esnada da telefon dinlemeleri ve siber suçlar ile ilgili savcılığa şikayet dilekçesi sundum. İlk cevap dalga geçercesine olunca itiraz dilekçesi yolladım. Şu an cevabı bekliyorum.

Ama bu şahıs en başta diğer mağdurlardan farklı yaklaşım sergiledi. Diğer mağdurlar bana direkt telefon numarasını verirken bu sefer o benden telefon istedi. Ben de bir süre Facebook’tan konuşabileceğimizi söyledim. Bana uzun uzun telegrama ait kanıt bulunabileceğini iddia ettiği yöntemleri anlattı. Büyük ihtimalle merkeze veri akışı sağlayan nano-implantlar olduğunu söyledi. Böyle bir şey olması halinde RF dedektörlerinden bazılarının bunu tespit edebileceğini, eğer bende böyle bir şey varsa bunun meclise kadar taşınabileceğini öne sürdü. Ayrıca nano-implant kullanılmadan tatbik edilen yöntemler hakkında da uzun uzun konuştu. Onun mağdur olup olmadığını sordum. Bir dönem bir şeyler yaşadığını ama kendisini mağdur olarak nitelendirmediğini söyledi. Üzerinde durmadım.

Anlattıkları karşısında heyecanlandım. Hesabın fake olma ihtimaline rağmen verdiği bilgiler beni umutlandırdı. Konuşma sırasında gerçek ismini de söyledi: K. adında birisi. 1 senedir çeşitli araştırma kuruluşlarıyla beraber bu konu üzerinde çalışıyormuş.

Buraya kadar her şey güzel. Asıl mevzu şimdi başlıyor: Bahsettiği RF dedektörlerinden satan İstanbul’da bir firma bulunduğunu, istersem bu firmayla konuşabileceğini, benim durumumu anlatıp aleti satın almadan kısa bir teste girebileceğimi söyledi. Firmada nüfuzu olduğunu ve tanıdığını söylercesine yani... Ben de “Ne kaybederim ki?” diye düşündüm ve firmaya haber verebileceğini söyledim.  Ertesi gün bana firmanın telefon ve adres bilgilerini atarak aynı şunları söyledi “Telefonla ara. Söylediğim cihazı sor. Varsa gelip inceleyebilir miyiz de. Birkaç arkadaşınla beraber git. Deneme bahanesiyle cihazı vücudunda gezdir. Öterse hemen videoya çek.”

Eveet. İlk şüpheler burada başladı. Dedim ki “Sen firmayla konuşacaktın. Yardımcı olmayacaklar mı? Niye böyle alengirli işler çeviriyorum?

Bir süre sonra dönüş yaptı ve şunları söyledi: “Adamla konuştum. Sen direk adrese git. İşini halledecekler.” Emin olmak için “Sen bu firma sahibini normalde tanıyor musun?” dedim. “Hayır tanımıyorum.” dedi. Ben hala neler olacağını izliyorum ve “Kaybedecek bir şey yok.” diye diyorum. Ama bir taraftan da düşünüyorum “Ya bu adam telegram tarafından manipüle ediliyor. Yani cümleleri çarpıtılıyor ama aslında bana yardım etmek istiyor. Ya da fake bir hesap aracılığıyla bana telegrama karşı savunma yapılabilecek bilgileri verip dikkatimi başka yöne çeviriyorlar. Bir nevi sus payı yaratmaya çalışıyorlar. Bir uyalım bakalım ne çıkacak?

Gitmeden önce adres bilgilerini ben de internetten kontrol ettim. İlk sırada çıkan sitede bilgiler uyuşuyordu. Doğrudan adrese gittiğimde ise firmanın oradan 3 yıl önce taşındığını öğrendim. K.’ye mesaj attım. Hiç şaşırma belirtisi göstermeden bana otomatik bir cevapla başka bir adres attı ve “yeni adres bu galiba buraya git.” dedi. Hemen ben de Google araması yaptım ve daha önce ilk sayfada bulunmadığına emin olduğum yeni bir siteyle karşılaştım. Bu da internet kullanımında yaşadığım saldırı ve bilgi saklama çabalarının bir diğer vakasıdır. 

Hafiften sinirim bozulmuş bir şekilde ikinci adrese yöneldim. Neyse ki eve dönüş yolu üzerindeydi. Fakat yürüyüş mesafesine gelmeden saat 5 olmuştu ve ben de nolur nolmaz arayayım dedim. Adamı aradığımda bambaşka bir tabloyla karşılaştım.

K. konuşmuş doğru… Ama telefondaki kişi Ö. Bey, “Biz hep sahadayız keşke arasaydınız.” dedi. Ben de K.’nin bana izah ettiği durumu söyledim. Fayda etmedi. “Sizinle K. mi konuştu?” diye sordum. Adını bile vermemiş “Valla bir arkadaş aradı ya işte.” dedi. Sonra Ö. Bey ekledi: “Ben arkadaşa olur dedim ama bu işlerden biraz anlayan biri olarak söylüyorum bu cihaz sizin işinizi görmeyecektir. Paranızı çalmış gibi olmak istemem.” Ben de test yapma imkanını sordum. “Malesef sadece cihaz satışı yapabilirim.” dedi. Cüzi bir ücret teklif ettim. Ona da yanaşmadı. Cihaz da 500 dolar falan bu arada…

Sonra bana “Senin işini ancak MR, vs. gibi tıbbi testler görür.” şeklinde tavsiyelerde bulundu. Hazır bu işlerden anlayan birini bulmuşken telefon dinlemelerini sadece istihbaratın mı yapabileceğini yoksa yeterli teknik seviyede olan birinin serbestçe dinleyip dinleyemeyeceğini sordum. “İstihbarat yapıyordur.” diye bir cümle kurmadı ama “O baz istasyonlarına girmek pek zor değil.” gibi bir ifade kullandı. Telegram için de “Türk istihbaratında öyle bir teknoloji olduğunu düşünmüyorum.” diye görüşünü ekledi.

Teşekkür edip kapattım. Allah’tan olaylar eve yakın mesafeli bir çemberde döndü. Şimdi sıra K.’ye dönüş yapmaya geldi.

Açık açık niyetimi belli ederek sahte olduğundan şüphelendiğim bir mesaj attım. Sonra şunu dedim: “Bana adamla olan konuşmamı soru sormadan olduğu gibi anlatır mısın? Aksi halde seni de musallat olan fake hesaplar listesine almak zorunda kalacağım.” sonra “Sen manyak mısın?” şeklinde verdiği cevabı takiben Ö. Bey’in telefonda anlattıklarını söyledim. Bana hala benim zaten akıl edip sorduğum şeyleri “Şöyle yapsaydın. Böyle yapsaydın. O kadar gitmişsin kabul etmemişse ayıp etmiş.” gibi geçiştirici konuşmalar yaptı. Belli ki adamın test olayından bile haberi yok… Neyse.

Adamlar ofiste değilmiş.” dememe rağmen “Kapıya kadar gittin mi sen?” diye sordu. Aralarında geçen konuşmayı anlatmasını istedim tekrar. Bomba burada patladı: “Ben adamla konuştum. Arkadaşın böyle bir sorunu varmış gelip test yapabilir mi? Aklında soru işareti kalmasın.” diye bir anlatım yapmış. Ki az önce söyledim. Ö. Bey’in test olayından haberi dahi yoktu. Bir de firmanın tanıdığı olmadığı halde sanki ben böyle bir yöntem olduğunu biliyor ama gitmeye çekiniyormuşum gibi garip bir tutum sergilemiş. Sanki bu RF, nano-implant teorisini ben ortaya atıyorum. Ama firmaya arayıp sormayacak kadar acizim ve 2 gün önce beni ekleyen birinden bunu benim yerime yapmasını isteyeceğim.

Böylece “Ben firmayla konuşacağım.” şeklinde başlayan macera bu şekilde sonlandı.

Sonra da topun ucu bana döndü. “Zaten bu adamların seni takip etmesi için cep telefonları, hatta kredi kartı çipleri bile yeterli.” gibi yeni teoriler ortaya attı. Bir süre sonra da “Ya sen zaten kobay olduğunu söylüyorsun. Seni niye takip edip bunları yapsınlar kaç milyon tane insan var? Kaç tane suçlu var?” şeklinde daha da sinir bozucu ve agresif bir tutum sergiledi. Hoş zaten telegramcılar bizimle uğraşırken verilen şehitlere, işlenen suçlara neden engel olmazlar bu benim de merak ettiğim bir konu…

Aldırmadan kartlar ve telefonlar konusunda daha ayrıntılı bilgisi olup olmadığını sordum. “Yok.” şeklinde kısa ve net bir cevap aldım. Bana mağdur olmadığını söylemesine rağmen muhabbet arasında sık sık telegrama benzer belirtilerden şikayet etti. Ayrıca; bunları yapanların FETÖ’nün can çekişen son kırıntıları olduğunu düşünüyor.

Yani pazar günü ekleme, pazartesi teknik konuşma, salı firma yolunu tutma şeklinde geçen bu şaka gibi durum sonucunda dedektörler, EMF cihazları, zihin kontrolü ile ilgili kayıtlara geçmiş patentler gibi konularda bilgim oldu. Kendisiyle sonradan yüz yüze görüşme fırsatım olduğunda eğer bana gerçekten yardım etmek istediyse bu haklı şüphelerimden dolayı gönlünü almak ve bir bira ısmarlamak isterim. 

Şu an için bana MR, RF, kan, EDX Ray vs. testleri telegrama dair bir bulguya rastlamak umduyla bana uygulayabilecek makam mevkileri arıyorum. Durumu buraya yazarak belki işler kolaylaşır diye umuyorum.


K. olayı sırasında başka çok önemli şeyler de oldu. Çünkü bu sıralarda adeta telegramı unutmuşçasına işime odaklanmış, kulak uğultularına ve gönderilen seslere rağmen rahat uyumaya başlamıştım. Kartlarımdan birinin borcunu bile sıfırladım. Yani doktor; yeni bir oyun kurmak için bir harekat hazırlığında gibiydi.

Daha önceki günlüklerde ufak tefek bahsetmiştim. Ama bundan ayrı bir başlık halinde bahsetmem gerekecek. Dışarıdaki motor, korna ve fren, kapı açma kapama sesleriyle beyni felç edercesine yapılan, düşünce akışınızı bozup sizi sinir krizlerine sokabilecek şartlanmalarla ilgili… Bunu bana rüyalar ve sürekli tekrarlar kullanarak yerleştirdiler. Ama ayrı bir yazıda detaylıca ele alacağım.

Olayın başlangıcı ve işleyişi ayrı başlığa kalsın; güvenlik şirketinin ilk adresinden taşındığını öğrenip yeni yere yönelirken yine yanımdan geçen bir motor sesine ek olarak bu sefer bir “Öğren!” sesi kafamda yankılandı. Dış kaynaklı tacizlere alışsam da bununla aynı anda telegramın da gelmesine hazırlıksız yakalandım. Bir süre o sesi kafamdan atmaya çalışmakla geçtikten sonra “Ne bu? Neden yolladılar? gibi soruları kendi kendime sormaya bile fırsat vermeden bu kez “Planlı bakım!” diye bir ses daha yankılanıverdi zihnimde.

Uzunca bir süre atlatamadım o günü. Bir taraftan K. ile, güvenlik şirketiyle her şey normalmiş gibi konuşmaya çalışıp, bir taraftan o sesin bana ait olmadığını kendi kendime telkin ederek beynimdeki tepkimelere engel olmaya çalıştığım, bir yandan akşam yazı işlerine odaklandığım o saatlerde yaşadığım sıkıntıyı siz düşünün. Salı günü gerçekleşen bu saldırıdan sonra çarşamba, perşembe, cuma günlerini doğru düzgün uyuyamadan geçirdim. Her gün yattığım saatlerde daha öncekilerden çok daha şiddetli sesler ve resimlerle saldırdılar. Buna tek aşkımın her zamanki saç şekli, vs. kullanılarak yapılan beyin kimyasını bozmaya yönelik en tahammül edilmez işkenceler de dahildi. Kişilere yönelik doğrudan bir yüz, bir sima kullanmıyorlar ama sembollerle yapılan imalar sizi çıldırtmaya yetiyor zaten… Bu da rüyaların PC kaynaklı olduğunun bir diğer kanıtı. Rüyamda gördüğüm kişileri normal insan beyniyle görsem yüzlerini hatırlarım. Ama sanki bir bilgisayar bana tam olarak onu göstermeden, bende onu çağrıştıracak sembolleri gösteriyor ve söylemek istediğini bu şekilde söylüyor.


Güncel not:

Günlüğü yazıya geçirdiğim şu tarihe kadar sembollerle yapılan işkenceler yerle bir oldu. Artık sevdiklerimin onurunu ve kutsiyetlerini aşağılayan, zihninizde onları paramparça hale getiren işkenceler doğrudan yapılıyor.


Uyku düzenimi bozmaya çalıştılar ama ben az uyudum, bekledim, bir çaresini buldum ve fazla izin vermedim. Hayatıma devam ediyorum. Sonradan iki cevap aldım:

1)Birkaç kez Salih Mirzabeyoğlu’na bunların bin katını tecrit altında, 15 yıl boyunca hapis hücresindeyken yaptıklarını ve hatta 2 saatten fazla kesintisiz uyumasına dahi izin vermediklerini kafamda canlandırmaya çalışıyordum. Bu nasıl insanlık dışı, nasıl hayvani bir işkence yöntemi diye soruyordum. Akşam vakitleri beynime o tipik film şeridi akışıyla yapılan veri gönderimi eşliğinde beraber Salih Mirzabeyoğlu’nun bir resmi ve “Bak böyle oluyordu. Ona göre hayal et.” şeklinde diye bir konuşma sesi geldi. 

2)“Seni motor, kapı, korna seslerinden kurtarmak için yaptık.” diye ses de geldi. Evet, yaşadığım o sinir stresten sonra şu an o seslerin tiki azalmış durumda. 

 

 

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *