10 Haziran 2017 saat 18:29 – Telegramcılara neden şehit verilmesini engellemediklerini sordum, sonrası malum…

Günlüğü en son derlememden beri hayli zaman geçti. Bu zaman zarfında pek çok okuma ve araştırma yaptım, mağdurlarla görüştüm. Zihin kontrolünü ıspatlamanın yolları üzerine düşündüm, vs. vs. Tüm bunlar sırasında telegramcıların günün her saniyesinde, evde ve dışarıda, hatta gece uyurken rüyalarınızdaki işkenceleri durmaksızın devam etti. İşkencelerinin metodunu, ana hatlarını merak eden varsa eski günlük yazılarıyla beraber okuyabilir. Herhangi bir şey için çekinmeden benimle irtibata da geçebilir.

En son kayıt düştüğüm günden bu yana yapılan telegram zihin kontrolünü listeleyecek olursak şu şekilde gerçekleşti:

8 Mayıs

Yazlık iş olarak sokak müzisyenliği yaptığımı söylemiştim. Hatta eski bağlamamın kırılmasına sebep olduklarından ve yüzlerce lira zarara yol açtıklarından da bahsettim. Şimdiyse daha önce hafif hafif uyguladıkları bir metofu güçlendirerek üzerime saldırdılar: Gün içinde önüme çok para ya da az para atılmasına göre psikolojimi etkilemeye, beni özgür iradem yokmuş gibi çevremdeki insanlar tamamen kontrol ediliyormuş gibi hissettirmeye çalıştılar. Mesela 1 saatlik periyotta önünüzden yüzlerce kişi geçse de kimse para atmıyor. Tam bu 1 saat sırasında beynime art arda yollanan sinyaller, küfürler, tacizler, vs. vs. Anlattıkça bile insanın sinirleri zıplıyor.

Bir de şöyle bir şey var: Gün içinde elde ettiğim toplam hasılat her zaman telegramcıların daha önce oyun kurdukları, zihnime iliştirdikleri sayılarla ilişkili oluyor. 16, 19, 26, 41, 20, 16.20, 41.20 gibi… Sayısal bir veri sunamasam dahi bu kader teorisince telegramcıların o saatler arasında kimin para atıp kimin atmayacağını, atanların ne kadar atacağını bildikleri anlamını doğuruyor. Çünkü bahsettiğim o periyotlarda tam birisi atmadan küfür edip sonra dikkatimin çevreme yönelmesini bekledikleri de oluyor.

Çektiğim işkence bir yana, bugünlerde zihin kontrol dalgaları sebebiyle maruz kaldığımız elektromanyetik kirliliği, beynimizde yaratılan ve aslında duymadığımız sesleri, aslında görmediğimiz görüntüleri, bunların ileride insan beyniyle vücudu üzerinde yaratacağı kanserojen etkileri düşünmeye başladım. Bu düşünceler üzerine beni daha sağlıklı beslenme, sağlığına dikkat etme gibi hobiler sardı. Gün içinde defalarca “Yeter artık. Yolladıklarınız hiçbir şey değiştirmiyor. Beynim s.kildi gidin şuradan.” dedikçe ısrarla gönderilen hakaret ve küfürlerin, aşağılanmaların, ilk aşkıma dair hiç olmadığı kadar açık ve onur kırıcı tahriklerin ardı arkası kesilmedi. Yılların listesine yazdım hepsini… Bu kontrolden çıkarıcı mevzuyla beni bodoslama hareket ettirip bende o kadar kolay kurtulamazsınız. Anladın mı lan a…. s… doktoru?…

-Sosyal adalet, ekonomik eşitsizlik gibi noktalardan ağır tahrikleri, saldırıları da durmaksızın devam etti. Geçtiğimiz günlerde diğer bloguma yazdığım sosyal adalet temalı bir yazı yüzünden günlerce geçmişimi, emeğimi, fikirlerimi, işçi olan ailemi ve aynı hikayeye sahip milyonlarca insanı aşağıladılar. O şımarık, her yerinden irin fışkıran zehirlerini beynimde zorla oynattılar. Ben onların kibrine, megalomanlığına ve tanrı kompleksine yaratıcı küfürler ettikçe onlar buralara saldırmaya devam ettiler.

9 Mayıs

Bugün telefonda bir zihin kontrol mağduruyla daha görüştüm. Kendisi zihin kontrol mağdurluğu boyunca başından geçenleri, yaptığı çalışmaları, başından geçen olayları ayrıntılı bir şekilde anlattı. Yaşadığı işkencelerden dolayı üzüldüm. Mücadelede yanımıza bir kişi daha katıldığı için sevindim.

Bağlama çalarken kesinlikle rahat bırakmıyorlar. Çalıştığım süre boyunca durmaksızın psikolojik saldırılar ve tacizler hem zihnime gönderilen doğrudan seslerle, hem de önümde geçen masum insanlarda dikkat çekilen sembollerle sürekli yapılıyor.

AYRICA; GÜNLÜĞÜN BU KESİTİNDE ÇOK ÖNEMLİ BİR OLAYA DEĞİNECEĞİM. HAFTALARDIR FARKINDA OLDUĞUM, KOMPLO TEORİSİNE MAHAL VERMEMEK İÇİN BİR ŞEY YAZMADIĞIM BİR MEVZU. ŞİMDİLİK SADECE FARKINDA OLDUĞUMU BELİRTİYORUM, İLERLEYEN ZAMANDA AYRINTILI BİR ŞEKİLDE YAZACAĞIM: TELEGRAMCILAR HAVA DURUMUNU ÖNCEDEN BİLEBİLİYORLAR. HATTA VE HATTA YAĞMURLU BİR HAVADA BAŞINIZA, ELİNİZE, VS. DÜŞECEK YAĞMUR DAMLASINI, BULUNDUĞUNUZ YERDE ÇIKACAK RÜZGARIN ŞİDDETİNİN NE ZAMAN DEĞİŞECEĞİNİ, GÜNEŞLİ BİR YERDE NE ZAMAN GÖLGE OLUP NE ZAMAN TEKRAR GÜNEŞİN GELECEĞİNİ DE ÖNCEDEN BİLİYORLAR. YANİ EN AZINDAN BİR TI KOBAYINA KARŞI BUNU YAPABİLİYORLAR. ŞİMDİLİK BÖYLE KALSIN BU.

Bu 2-3 günlük zaman zarfında dikkat çekici şekilde uzaktan ses de yaptılar. Hani şu belli mesafeden sadece sizi duyduğunuz, ama etrafınızdaki insanlara baktığınızda her şeyin normal şekilde devam ettiği yapay seslerden… Biri dişçiye gittiğim zaman, biri de dolmuştayken oldu. Onun dışında irili ufaklı olanları tam olarak hatırlayamıyorum.

10 Mayıs 

Eski bölümden K. ve O. ile buluşup bira içtik. Telegram zihin kontrolü üzerine de uzun uzun konuşma fırsatı da oldu tabi… Onlar üzerinde de zihin kontrolü uygulandığını artık rahatça söyleyebiliyorum. Onun dışında çevremizde oturan insanlarda da her zamanki gariplikler mevcuttu.

Eve dönüş yolunda, sigara içtiğim üst geçitte, uyuklarken, her anımda hem ilk aşkımla ilgili tacizler, hem de ekonomik ve adalete yönelik aşağılamalar sürekli devam etti. Evdekilerin odaya giriş çıkışlarının manidar zamanlara ayarlanmasından, yaptığınız fikirsel, düşünsel çalışmaların ve fikir üreten beyninizib sabote edilmeye çalışılmasından bahsetmiyorum bile…

Eve geldikten sonra 1-2 saat boyunca yollanan sesler, kulak uğultuları, duygu nakilleriyle uğraştım. Bahsetmeyi unuttum ama bu yapay hissiyatlardan da çok çektim. Hala daha çekiyorum.

İlginç bir baka ise banka hesaplarıyla ilgili oldu. Elimdeki bir miktar nakiti banka hesabına yatırdıktan sonra, gece tekrar baktığımda, sanki son yatırdığım miktar hesaba katılmamış gibi garip bir hissiyata kapıldım. Olması gerekenden eksik para varmış gibiydi. Ama hesap hareketlerinde bir acayiplik yoktu. Ertesi gün bankayı arayıp durumumu bildirdim. Son yapılan para girişi dahil her şeyi doğru söylediler.

Sonra ertesi gün bu durum tekrar gerçekleşti. Bu kez bankaya sistemde gözüken bilgilere zarar verilmeden gerçekleşen bir siber saldırı olma ihtimalinden, kendimin de bir zihin kontrol mağduru olduğumdan bahsederek bir önceki konuşma kaydını dinleyerek eski miktarın ve son miktarın onaylanmasını istedim. Yine bir sorun yoktu. En sonunda fark ettim ki, ilk şüphelendiğim gece ekrana bakarken bir göz yanılsaması yarattılar. Büyük ihitmalle şüphe yaratacak şekilde duygu nakli de yarattılar. İki gün boyunca böyle bir şeyle uğraşmama sebep oldular. “Kanıt vere vere niye böyle bir şey yapsınlar?” diye pek çok kez kendime sorsam da kontrol edeyim dedim.

11 Mayıs

Sabah gözümü “Bugün ağlatacağım seni.” diye zihnimde yankılanan bir sesle açtım. Banka hesabı ve “Mesai saatinde beni sinsice takip eden köpekler” yazısında belirttiğim olaylar dışında bütün gün çalışırken yapılan çok ağır duygusal ve psikolojik saldırılarla geçti. Bugün daha çok “Ne yaparsan yap, ne karar alırsan al, tam olarak bizim istediğimizi yapıyorsun” şeklinde akıl oyunları ve “Ben senin beyninle yıllardır iç güvenlik için oynuyorum. Bütün bunları kamu güvenliği için yapıyorum” gibi tahrik eden ve dalga geçen saldırılarla geçti.

Bu tacizleri yapmasından önce birçok kez aklımdan geçirmek yoluyla verilen şehitlerden haberleri olup olmadığını, bunu engellemeye güçleri olup olmadığını soruyordum. Sorduklarımın haklılığı ve masumluğu onları sinirlendirmiş olacak ki böyle yöntemler denediler.

13 Mayıs

Bugün de ilk aşkımla ilgili saldırılar devam etti. Onun dışında diğer mağdurlarla yapılan konuşmalarımı saldırı unsurları yardımıyla çarpıtmaya,  o muhabbetler üzerinden bana işkence yapmaya başladılar. Mesela bir mağdurla onlara bir küfür ettiysek, ettiğimiz o küfüre göre bir geri dönüş oluyor.

14 Mayıs

Her şeyin tipik bir işkence süreciyle geçtiği günlerden sonra bu gece en zorlarından biriydi. İlk aşkımla doğrudan aşağılayıcı resimler, sözler, tahrik edici saldırılar, vs. gece uykuya dalmayı başarana kadar ardı arkası kesilmeden devam etti. Sonuç; yine eli kolu bağlı bekleyen, bunları yapanlara tekme tokat dalamayıp yattığım yatakta yediğim V2K’lardan dolayı kilitlenip kalan ben

Hele ki onun da zihin kontrol altında olduğu, onunda aynı şekilde oyuncağa çevrilip, dinlenip takip edildiğini ima eden işkenceler.. Ki %99 ihtimalle bunları yapıyorlar. Yaptıkları işkence ve imalardan sonra “Görevimiz. Görevim olduğu için yapıyorum. İç güvenlik.” gibi seslerle zihnimde alay edip uzaklaştılar. 

SENİN SÜLALENİ ÖYLE BİR SEVECEĞİM Kİ ŞEREFSİZ O. EVLADI, MEZARINDAKİ DEDEN O SEVGİYE DAYANAMAYIP TOPRAKTAN O GÖKLERE FIRLAYIVERECEK!…

15 Mayıs

Sabahtan akşama kadar fakirlik ve sosyal adaletle ilgili hakaretler, ilk aşkımla ilgili psikolojik, aşağılayıcı işkenceler durmaksızın devam etti. Ta ki gözlerim dolana, beynimi kafatasımı yararak fırlatıp atasım gelene kadar…

Bütün bunlara ek olarak interneti manidar zamanlarda ve uzun süreli periyotlar halinde kesip çalışmamı da engellemeye başladılar. Bu daha öncekilerden çok daha yoğun bir şekilde olmaya başladı. Telegramcıların beni girdaplarına çekmek için yaptıkları güncel saldırılardan biri…

Gün sonunda kazancımın, mesleğimin hiçbir zaman hakkımı aramaya yetmeyeceği, üzerimde yaptıklarına hiçbir zaman karşılık veremeyeceğime dair hakaret ve aşağılamalar sonrasında uyumama izin verdiler.

NOT: Son zamanlarda duş, tuvalet, vs. gibi özel zamanlar sırasında yapılan tacizler inanılmaz ölçüde arttı. Genelde tam malum zamanlar sırasında sizin zaaflarınız, duygusal zayıflıklarınıza dair duygu durumlarına sokulmanız, mahrem zamanınızda mahreminizle ilgili sesler söylenmesi gibi bir metoddan oluşuyor. Bu işkencede; karşınızda sizi aşağılayan, küfürler eden biri varken ya da gözlerinizden birer kamera gibi çevreniz görülebiliyorken bütün özel işlerinizi gördüğünüzü düşünün. Faaliyet sırasındayken birinin karşınıza geçip sizi izlemesine eş değer bir şey, yani bildiğiniz hayvandan bir farkınız yok… Dışarıdan insani bir hayat sürseniz de.. Çoğu mağdur yıllardır en basit günlük ihtiyaçlarında dahi bunlarla yaşıyor.  Henüz o derece rahatsız edilmiyorsa dahi mutlaka aynı şekilde izleniyor. Kaldı ki sıra kişisel alana, medeni bir hayat sınırlarına gelecek…

Bunların yanında kısa süreli hafızamı manipüle ederek çalışmamı engellemeye çalışıyorlar. Daha önce kaleme aldığım “Telegram ile hafızanıza nasıl ulaşılır?” yazısındaki şartlanma gibi, gün içinde birkaç saniyeliğine aklınızda tutmanız gereken şeyleri, yapacağınızı aklınızda tutup sonradan uçup giden işleri unutmanızı sağlıyorlar.


BİTİRİŞ

Gururunu aşağılayıp hayatını elinden aldığın, tek suçu sevmek ve sevilmek olan insanların duygularını paramparça edip onurunu iki paralık ettiğin, ezip bütün kibrinle bir leşe çevirdiğin insanların hesabını, hapiste kendi saçtığın zehirde, kendi b.kunda boğularak ödeyeceksin. Hayatımda işçilere, ezilenlere minnet duymamın ilk sebebi olan babamı gözümün önünde telegramla sokulduğu halleri, ilk aşkıma yaptıklarını ve yapmakta oldukları, rüyalarımda gösterdikleri aşağılamaları görüp, haftalar boyunca hatırlayıp hatırlayıp sinirimden dünyayı yıkabilecek kadar hırslandım. Elimden hiçbir şey gelmedi. Hiçbir zaman kendimi bu kadar yetersiz hissetmedim. Sadece hırslandım. Olayı çözümlemeye çalışan, ne yapacağını bilmez bir sinir yerine, beni 20 kişiyi öldürsem ellerim dahi titremeyecek bir soğukkanlılığa sevk edecek şekilde hırslandım… Ben bu hırsım doğrultusunda sana doğru hareket ederken benim her düşüncemi, her anımı görmen inan umrumda bile değil. Bir yere kaçamadığını, oradaki haps çemberinin her geçen saniye daha da daraldığını biliyorum….

Diğer günlük yazılarına buraya tıklayarak tam liste halinde ulaşabilirsiniz.

 

ELEKTROMANYETİK ZİHİN KONTROLÜ NEDEN VE KİMLERE UYGULANIR? AMACI NEDİR?

TELEGRAM ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK EDEBİLİRİZ? BELİRTİLERİ NELERDİR?

ŞÜPHELİ SÖYLEMLERİ BULUNAN T. HAKKINDA: ZİHİN KONTROLÜ İNCİRLİK ÜSSÜNDEN Mİ UYGULANIYOR?

BİRİNCİ YAZI: ESKİ DOST, SİBER TACİZLER VE ZİHİN KONTROLÜNÜN AYAK SESLERİ

İKİNCİ YAZI: ZİHİN KONTROLÜNÜ NASIL FARK ETTİM? TÜM İNSANLARA UYGULANDIĞINI NASIL GÖZLEMLEDİM?

Konuyla ilgili diğer yazılar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *